Türk siyasetçiler neden Kürtçe öğrenmiyorlar?
Türkiye'de Kürtçenin statüsü ve kullanımına ilişkin değerlendirmede, hem devlet politikaları hem de Kürt siyasi hareketleri eleştirilirken, Türk siyasetçilerin Kürtçe öğrenmesi ve Kürtçenin resmi statü ile anadilde eğitim hakkına kavuşturulması çağrısı yapıldı.

Türkiye’de yaklaşık 25 milyon Kürdün yaşadığı ve bunun nüfusun yaklaşık yüzde 30’una karşılık geldiği belirtilirken, Türk siyasetçiler arasında "Kürtçem Türkçem kadar iyi" diyebilen neredeyse hiç kimsenin bulunmadığı ifade ediliyor. Buna karşılık, Kuzey Kürdistan’daki Kürt siyasetçilerin ve milletvekillerinin neredeyse tamamının akıcı ve düzgün Türkçe konuşabildiğine dikkat çekiliyor.
Kürt siyaset analistleri, Kuzey Kürdistan’da Kürtçe konusu gündeme geldiğinde PKK’ye de ciddi eleştiriler yöneltiyor. Analistlere göre, hem Kandil’de hem de Kandil dışındaki yapılarda Kürtçeye yeterince önem verilmiyor. Gerillalara verilen eğitimlerin büyük bölümünün Türkçe olduğu, Abdullah Öcalan’ın tezlerini, kitaplarını ve yazılarını Türkçe kaleme alıp yayımladığı belirtiliyor. Bu durumun, Kürtçenin Türk siyaseti ve toplumunda yeterince değer görmemesine katkı sağladığı ifade ediliyor.
Örnek:
Eski Başbakan Turgut Özal’ın danışmanlarından Cengiz Çandar, bir süre önce şu açıklamayı yaptı:
"15 yıl önce Kürtçem çok iyiydi ama şimdi biraz unuttum. Çünkü Kürt milletvekilleri benimle Türkçe konuşuyor."
DEM Parti Milletvekili Ömer Gergerlioğlu ise akıcı Kürtçe konuşabiliyor. Bir röportajında şu ifadeleri kullandı:
"Türküm ve Türk olmakla gurur duyuyorum. Ama bu ülkede milyonlarca Kürt yaşıyor. Türk siyasetçilerin de Kürtçe öğrenmesi gerekir."
Analistler, Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihinde Türkiye’nin siyasi sisteminin Kürt dili ve kültürünü asimile etmeye yönelik yoğun politikalar izlediğini, ancak Kürtlerin buna direndiğini belirtiyor. Bugün DEM Parti’nin yaklaşık 60 milletvekili bulunduğu ve Türkiye’nin en önemli meselelerinden birinin hâlâ Kürt sorunu olduğu vurgulanıyor.
Dil ve Kimlik
Yazıda şu görüşe yer veriliyor:
"Milletleri birbirinden ayıran en önemli unsur dildir. Bir Fransız Almanca konuşup Fransızca bilmezse 'Ben Fransızım' diyemez. Aynı şekilde bir Kürt de sadece Türkçe konuşup Kürtçe bilmiyorsa, 'Kürt halkının hakları için mücadele ediyorum' demesi tutarsızdır."
Benzer durumun İran ve Arap ülkelerinde de yaşandığı, bu ülkelerdeki siyasetçilerin de Kürtçe öğrenmeyi "Kürt varlığını resmen kabul etmek" olarak değerlendirdikleri için bu dile mesafeli durdukları ifade ediliyor.
Talepler ve Mevcut Durum
DEM Parti, yeni anayasa çalışmalarında Kürtçenin resmi dil olarak tanınmasını ve Kürtçe eğitimin önünün açılmasını talep ediyor. Ancak Türkiye’deki ana akım siyasi partilerin bu talepleri bugüne kadar kabul etmediği belirtiliyor.
Türk yazar ve araştırmacılardan Celal Şengör ise şu görüşü savunuyor:
"Kürtçe dünyanın en eski dillerinden biridir. Türkiye bu gerçeği kabul etmeli, dilin kıymetini bilmeli ve bununla gurur duymalıdır. Yasaklamak yerine sahip çıkmalıdır."
Resmi devlet kanalı TRT Kurdî yayın yapsa da Türkiye’de Kürtçe eğitim hâlâ bulunmuyor. Ayrıca DEM Parti milletvekillerinin Meclis’te Kürtçe konuştuklarında disiplin cezalarıyla karşılaştıkları belirtiliyor. Bu tür engeller ve sansürler sürdüğü sürece Türk siyasetçilerin ve vatandaşların Kürtçe öğrenme motivasyonunun düşük kalacağı ifade ediliyor.
Bazı Kürt ailelerin ev içinde bile Türkçe konuşmayı tercih etmesi ise yeni nesillerin Kürtçeyi akıcı konuşamamasına neden oluyor. Bu durum, dilin geleceği açısından önemli bir endişe kaynağı olarak değerlendiriliyor.
Analistler, "Kürtçe bilmeden Kürt hakları için mücadele etmek zordur. Türk siyasetçiler de bu ülkede yaşayan 25 milyonluk Kürt nüfusunu göz ardı edemez." mesajıyla sona eriyor.
Son güncellenme: 10:03:33



































































































































































































