Üniformaların ardındaki çatlak: Devrim Muhafızları içinde sessiz kopuş
İran’da protestocuların öldürülmesine yönelik sert müdahaleler, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) içinde rahatsızlığı artırıyor. Tahran’da görevli bir DMO mensubu, sivillere ateş açılmasına karşı çıkarak görevini bıraktığını söyledi. Rejim ise olası itaatsizliklere karşı sert yaptırımlar uyarısında bulunuyor.

İran’da protestoculara yönelik eşi görülmemiş katliamın üzerinden üç hafta geçerken, müdahalelerin büyük bölümünü gerçekleştiren Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve ona bağlı Besic milisleri içinde rahatsızlık işaretleri ortaya çıkmaya başladı. Canlı mermi kullanımı ve sivillerin hedef alınması, bazı güvenlik personelinde ciddi psikolojik ve vicdani kırılmalara yol açtı.
Tahran’da görevli bir DMO mensubu, aracılar üzerinden yaptığı açıklamada, 8 Ocak’tan bu yana görevine gitmediğini ve geri dönmeyi reddettiğini belirtti. Söz konusu personel, ağır depresyon yaşadığını ve tedavi gördüğünü ifade etti.
“Öldür emri” ve aile içindeki kayıplar
DMO mensubu, protestoculara karşı “öldürerek bastırma” talimatlarının verildiğini, 8-9 Ocak ve sonrasında çok daha sert operasyonlar beklendiğini söyledi. Ancak yaşanan şiddetin boyutunun kendisini bile şaşırttığını belirten asker, ailesinden bazı kişilerin yaralılar veya kayıplar arasında olduğunu dile getirdi.
İtaatsizliğe ağır ceza tehdidi
Doğrulanamayan bilgilere göre, DMO’nun iç denetiminden sorumlu İstihbarat Koruma Teşkilatı, son haftalarda komutanlara gizli talimatlar gönderdi. Bu talimatlarda, üstlerden ya da Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nden gelen emirlere uymayanların derhal tutuklanacağı ve özel askeri mahkemelerde yargılanacağı belirtildi.
Talimatlarda, ülkenin “iç savaşın eşiğinde” gösterildiği bir dönemde itaatsizliğin en ağır cezalarla sonuçlanabileceği vurgulandı.
DMO’dan açık uyarı: İsyan ve firara sıfır tolerans
8 Ocak ayaklanmasının hemen ardından DMO İstihbarat Teşkilatı, alışılmadık şekilde kamuoyuna açık bir bildiri yayımladı. Bildiride, silahlı kuvvetler içinde “itaatsizlik, firar ya da başkaldırıya” karşı sert ve kararlı adımlar atılacağı tehdidinde bulunuldu.
Bu açıklama, rejimin özellikle tecrübeli DMO mensupları ile ordu ve polis içinde sivillere ateş açmayı reddedebilecek unsurlardan ciddi endişe duyduğuna işaret ediyor.
Sokak infazları ve insan hakları raporları
Son günlerde yayımlanan görüntüler ve insan hakları raporları, güvenlik güçlerinin aşırı şiddetini gözler önüne serdi. İran International tarafından paylaşılan bir videoda, yaralı bir kadın protestocunun sokak ortasında yakın mesafeden vurularak öldürüldüğü görülüyor.
Hak savunucuları, gözaltında infazlar, yaralı protestocuların sokakta “infaz tarzı” öldürülmesi ve hastanelerde yaralıların hedef alınması gibi vakaları belgeledi. İnternet kısıtlamaları ve sıkıyönetim benzeri koşullar nedeniyle tüm vakalar doğrulanamasa da, bazı dosyalar ciddi endişe yaratıyor.
Polis içinde de psikolojik çöküş
Tahran’da görev yapan bir polis memuru, Ocak ve Şubat ayları için verilen yaklaşık 25 dolarlık ikramiyeye rağmen birçok polisin psikolojik çöküşün eşiğinde olduğunu söyledi. Özellikle aile bireyleri protestolara katılan polislerin, yaptıkları işi eşlerine ve çocuklarına anlatamadıklarını belirtti.
“Biz sokaklarda insan öldürmek için görevlendirilmedik,” diyen polis memuru, yaşananların güvenlik güçleri üzerinde derin bir travma yarattığını ifade etti.
İdeolojik baskı ve dini meşrulaştırma
Bu süreçte orta kademe DMO personeline yönelik ideolojik telkin toplantıları da hız kesmeden devam ediyor. Rejim yanlısı din adamlarının yönettiği bu toplantılarda protestocular “mohareb” yani “Tanrı’ya karşı savaş açanlar” olarak nitelendiriliyor ve sert baskı dini fetvalarla meşrulaştırılıyor.
Ordunun rolü ve olası kırılma senaryoları
Resmi olarak iç protestolara müdahale etmemesi gereken İran ordusu, son yıllarda bastırma operasyonlarında aktif rol üstleniyor. Ocak ayındaki olaylarda ordu, stratejik noktaların güvenliğini sağlayarak DMO’nun protestoculara karşı tam güçle sahaya inmesine olanak tanıdı.
Tahranlı bir askeri analist, Şah rejiminin son dönemlerinde ordunun çözülmesine benzer bir sürecin bugün kısa vadede kaçınılmaz olmadığını, ancak uzun süreli kitlesel ayaklanmalar, ekonomik çöküş, dış müdahale ya da Ali Hamaney’in ölümü gibi faktörlerin güvenlik aygıtındaki bağlılığı hızla zayıflatabileceğini söyledi.
Analiste göre, alt ve orta kademelerde yaşanacak geniş çaplı bir kopuş, rejimin geleceğini doğrudan tehdit edebilir.
Son güncellenme: 13:45:20


































































































































































































