Aydın Güneşli: Halep ve Ortadoğu gerçeği

Kürtler İŞİD ile mücadeleyle geçen yıllar içinde yeterli birikime, deneyime sahiptirler. Şam’ın toplama ordusundan çok daha disiplinli ve donanımlıdırlar. Daha büyük bir askeri güce sahiptirler. ABD ve İsrail, eski rejim artığı bürokratlardan ve cihatçılardan oluşan Şam ile bu gün için anlaşsa bile, Kürtlere uluslararası sempati ve güven çok daha fazladır.

10 Ocak 2026 - 21:20
10 Ocak 2026 - 21:20
 0
Aydın Güneşli: Halep ve Ortadoğu gerçeği

Bilirsiniz, 1. Dünya Savaşında Osmanlı devleti yenik çıktı ve toprakları paylaşıldı.

Osmanlının artakalan toprakları üzerinde, Mustafa Kemal öncülüğünde Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruldu.

Osmanlıyı parçalayan İngiltere, Fransa başta olmak üzere galip devletlerle Lozan’da görüşmeler yürüten Kemalist kadro, nihayet 1923 te antlaşmayı imzaladı.

İngiltere ve Fransa istediklerini aldılar.

Kürtleri yalnız bıraktılar.

Tek devlet, tek millet, tek dil ve tek din anlayışı ile kurumlaşan Kemalistler Kürtlerin varlığını bile kabul etmedi, haklarını vermedi. İtiraz eden Kürtleri 1925 te şiddetle bastırdı, Şeyh Said ve arkadaşlarını idam etti.

Sonrası malum…

Bir diğer ders alınacak örnek Güney Kürdistan;

1970 yılında Mela Mustafa Barzani ve Saddam arasında otonomi antlaşması imzalanmıştı.

İran, ABD ve Israil Irak’a karşı tekrar savaşması için Mela Mustafa Barzani’yi teşvik etti.

ABD ve İsrail her türlü desteği İran üzerinden verecekti.

Söz verdiler.  

1974 te yeniden savaş başladı.

Bir yıl kadar, gerçekten destek sundular.

Savaş büyüdü. Zafer yakınlaştı.

Ancak 6 Mart 1975 te Cezayir’de bir araya gelen İran ve Irak heyetleri anlaştılar.

ABD ve İsraili arkasına alan İran Şahı, Irak’tan istediğini aldı.

İran Kürtlere desteği kesti. Sınırlarını Kürtlere kapattı.

Saddam Kürdistan’a saldırdı. Kürt soykırımına girişti.

ABD ve İsrail verdikleri sözleri tutmadılar.

Kürtleri yalnız bıraktılar.

Ve Kürtler yenilginin acısı ve ağır bedeliyle yüz yüze kaldı.

Bu günlerde Batı Kürdistan’da da benzer olaylar yaşanıyor.

1948 yılından bu yana resmî olarak savaş halinde bulunan İsrail ve Suriye nihayet aralarındaki sorunları çözmek üzere Fransa’nın başkenti Paris’te bir araya geldiler.

ABD’nin arabuluculuğunda yapılan toplantı sonrasında istihbarat paylaşımı, askeri gerilimin azaltılması ve ekonomik iş birliği dâhil bir dizi konuda anlaşmaya vardılar.

İsrail, başta Golan tepeleri olmak üzere Suriye’den tüm istediklerini aldı.

Uzun süre ABD’nin desteklediği, İsrail’in sempatik mesajlar gönderdiği Suriye’deki SDG öncülüğündeki Kürtler yalnız bırakıldı.

Suriye geçici yönetimi Halep’teki Kürt mahallelerini tanklarla kuşattı ve pervasızca saldırıya geçti.

Ölümler bir yana 150 bin ’den fazla Kürt yeniden göç etti.

Dürzilere yönelik saldırıları frenlemek için harekete geçen, Şam’ın merkezindeki başkanlı sarayı, genelkurmay binasını dahi bombalayan İsrail, Halep’teki Kürtleri için pek bir şey yapmadı.

Muhtemelen saldırılar SDG kontrolündeki Fırat’ın doğusundaki kentlere de uzanacak.

Ya Türkiye’nin dayattığı, Kürtlere her hangi bir kolektif hak verilmeksizin tam entegrasyon gerçekleşecek, veya Şam Ordusu Türkiye’nin desteğiyle saldırıya geçecek.

ABD ve İsrail ‘kaygılıyız’, ‘endişeliyiz’ gibi açıklamalarla yetinecek, önce Rakka ve Teyrezor’u Şam’a teslime edecekler sonra da Haseke ve Kamuşlu gibi Kürt kentlerindeki katliamları izleyecekler.

Bazı Kürtlerin ‘Rojava devrimi’ ni ABD desteğiyle gerçekleştireceklerini düşünürken, ABD ve İsrail’in Kürtlere Suriye’de bir devlet inşa edeceği hayaline kapılmışken, ‘Biji ABD’, ‘Biji İsrail’ sloganları ile yeri göğü inletirken bu gelişmeler hiç de iyi olmadı.

ABD ve İsrail’in desteğini abartanlar, onların kendi çıkarları için aldıkları pozisyonu işlerine geldiğinde değiştireceklerini , Kürtleri yüz üstü bırakabileceklerini unutmamaları gerekir.

Çünkü Devletlerin ilkeleri yoktur; çıkarları vardır.

Burası Ortadoğu. 

Kartlar her gün yeniden karılıyor

Dost, düşman çok sık yer değiştiriyor.

Şam’ın İŞİD/El kaide artığı, toplama ordusu ve Cihatçı zihniyeti ne kendi iç birliğini sağlayabilir ne de çok uluslu çok kültürlü Suriye’nin istikrarını gerçekleştirebilir.

Şam ordusu İran, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye başta olmak üzere pek çok devletin vekaletçilerinin ittifakından oluşuyor.

Bu tür ittifakların ne kadar süreceği beli mi?

Şartlar her an yeniden Kürtlerin lehine değişebilir.

Yapılması gereken ilk iş SDG’nin, Türk devletinin emrinde olan ve ısrarla meşru haklarından vaz geçerek Şam ile entegrasyonu vaaz eden Öcalan’ın çizgisinden kopması, diğer Kürt yapılanmalarıyla barışması ve ulusal talepler temelinde iş birliği yapmasıdır.

Kürtlerin kendi toprakları üzerinde kendi kendilerini yönetmeleri en meşru haklarıdır.

Bunun asgari yolu federasyondur ve Kürtler federasyon taleplerini açık ve net bir biçimde seslendirmeli, ona uygun kurumlaşmalı ve uluslararası destek için de harekete geçmelidirler.

Kürtler İŞİD ile mücadeleyle geçen yıllar içinde yeterli birikime, deneyime sahiptirler.

Şam’ın toplama ordusundan çok daha disiplinli ve donanımlıdırlar. Daha büyük bir askeri güce sahiptirler. ABD ve İsrail, eski rejim artığı bürokratlardan ve cihatçılardan oluşan Şam ile bu gün için anlaşsa bile, Kürtlere uluslararası sempati ve güven çok daha fazladır.

Üstelik Kürdistan’ın tüm parçalarından ve diasporadan bütün Kürtlerin de tam desteği arkalarındadır.

Başarmak mümkündür.

Yeter ki birilerinin dümen suyuna kapılmadan, eğip bükmeden net taleplerle mücadele sürdürülsün.

Bu haber toplam 2751 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 08:30:40