Bakırhan: Bahçeli'nin tespitleri değerli, muhatabı iktidardır

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, DSG ile Şam arasında yapılan anlaşmayı desteklediklerini belirterek, 'Kürtlerin statüsü birleşik bir Suriye’nin teminatıdır' dedi. Bakırhan, MHP lideri Bahçeli’nin 'umut hakkı' çıkışını değerli bulduklarını belirterek, 'Muhatabı iktidardır' dedi.

3 Şubat 2026 - 14:58
3 Şubat 2026 - 14:58
 0
Bakırhan: Bahçeli'nin tespitleri değerli, muhatabı iktidardır

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Bakırhan ardından İstanbul merkezli olarak birçok ilde düzenlenen gözaltı operasyonlarında, aralarında Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni, DEM Parti PM üyesi Emin Orhan ile gazetecilerin ve sendikacıların da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

Bakırhan'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Bu operasyonlar tam da bu süreçte neyin nesidir anlaşılmakta zorlanılıyor. Bir karşıt yaratmadan duramıyorlar. Gazeteciler, siyaset yapanlar neden gözaltına alınır? Örgütlenmek suç mudur? Bu arkadaşların derhal serbest bırakılmaları gerektiğini ifade ediyoruz. Yine Rojava yürüyüşlerinde başta Hakkari olmak üzere çok sayıda gözaltı, tutuklama var. Rojava’yla dayanışmak suç değildir.

Sınırda bekletilen yardımlar

Bir an önce Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılarak Kobani’de ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını bekliyoruz. Bu devlet aklı için utançtır. Bu meseleler siyasete kurban edilmemelidir.

'Kürtler statüsüzlüğe itiraz ediyor'

Halep'te Kürtlerin yaşadığı iki mahalleye yönelik saldırılar katliama, zorla göçe ve kuşatmaya dönüştü. Bu saldırı dalgısına karşı dünyanın 4 bir yanında Rojava'yla dayanışma eylemleri yapıldı ve hala devam ediyor. Bu eylemler beraberinde Kürtler neden itiraz ediyor? Kürtler ne istiyor? sorularını da getirdi. Bu soruların yanıtı son yüz yılda Kürtlerin inkarı üzerine kurulan siyasi düzende saklıdır. Kürtlerin itirazı yüz yıldır dayatılan yok saymaya ve statüsüzlüğe yöneliktir.

'Kürtlerin nasıl yalnızlaştırıldığını bir kez daha gördük'

1919 ve 1922'de kurtuluş gücü olan Kürtler, 1923'de hukuk dışına itildi. Hukukları tanınmadı. 1937'de Sadabat Paktı, 1955 Bağdat Paktı'nda kendi aralarında büyük çelişkiler olan devletler dahi mesele Kürtler olunca uzlaşarak Kürt karşıtlığında birleşti. 1946'da Mahabat Cumhuriyeti deneyimi olsun, 1975 Cezayir Antlaşması olsun, bir halkın kaderini nasıl pazarlık masalarına kurban edildiğini hep birlikte gördük. 1988 Enfal soykırımına, Halepçe'ye giden yolun taşlarının diplomatik sessizlikle nasıl döşendiğini acı bir şekilde hep birlikte tecrübe ettik. 15 Şubat Uluslararası Komplosu'nun Kürt tasfiyesini nasıl hedeflediği hala hafızalarımızdadır. 2015 sonrası Suriye'de IŞİD çetelerine karşı insanlığı savunanların yaşadığı yerler işgal edilirken, dünyanın nasıl Kürtleri yalnızlaştırdığını hep beraber Suriye'de bir kez daha gördük.

'Paris Mutabakatı 100 yıllık terk edişin tekerrürüdür'

İşte bu tarihsel gerçeklerin en son halkası; 10 Ocak 2026'da Paris Mutabakatı oldu. Paris Mutabakatı 100 yıllık diplomatik terk edişin tekerrürüdür. Paris Mutabakatı tekerrür etti ama bir şey tekerrür etmedi. Kürtlerin ulusal bilinci ve direnişi de büyüyerek devam etti.

İki dersle karşı karşıyayız. Birincisi: Kürtlerin diplomasi masalarında dışlanmasının ne Kürtlere ne de bölgeye hakiki bir barış getirmediği dersidir. İkincisi ise şudur; hangi halk olursa olsun; bir halkın meşru taleplerini sürekli bastırmak veya görmezden gelmek sorunu ortadan kaldırmıyor.

DSG-Şam arasında yapılan anlaşma

Hem Suriye’nin hem de Kürtlerin kazanacakları bir metindir. Bu mutabakatın Suriye’nin demokratik geleceği için hayırlı olmasını diliyoruz. Destekliyoruz. Tam anlamıyla sahada nasıl hayata geçtiğine durup bakmak da gerekiyor. Bu mutabakat aslında herkesin kazandığı bir uzlaşı metnidir. Suriye devletinin de dediği gibi olmadı belki Kürtlerin de tam istediği olmadı ama hem Suriye’nin hem de Kürtlerin kazanacakları bir metindir. Bu uzlaşı metninin ortaya çıkmasını direnişi ile sağlayan başta Kürtlere ve dostlarına bu uzlaşma metnine katkı sağlayan bütün kesimlere bir kez daha teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Suriye’de ilan edilen kademeli entegrasyon kapsamında sosyal, siyasal ve yerel hakların gözetilmesi, demokratik dengeyi güçlendirecektir. Kalıcı ateşkesin sağlanması, baskıların durması ve nihayetinde insanların ölmemesi en önemli kazanımdır.

'Kürtlerin statüsü birleşik Suriye'nin teminatıdır'

Bu kapsamda Afrin ve Serekaniye başta olmak üzere yerinden edilen Kürtlerin en kısa sürede yerlerine geri dönmelerinin sağlanmasını diliyoruz. Kürtlerin statüsü ve anadilde eğitim hakkı birleşik bir Suriye’nin teminatıdır. Bu mutabakat bir başlangıçtır.

Bugün Suriye’de Kürtler ve Araplar bir iç savaş içinde değilse, Suriye halkının hakları kabul edilmişse sayın Öcalan’ın adada gösterdiği tavırdan kaynaklıdır, kendisine teşekkür ediyoruz. 29 Ocak anlaşması, İmralı’da ilmek ilmek örülen çabanın ürünüdür. Bugün Suriye hükümeti tarafından Kürtlerin özgünlüğü ve hakları kabul edilmişse, bu Sayın Öcalan’ın adada gösterdiği tavırdan kaynaklıdır. Bugün bize düşen sayın Öcalan’ın sunduğu demokratik çözüm perspektifine sahip çıkmaktır. Katı merkeziyetçilik, ortak yaşamın zehridir."

Bakırhan, MHP lideri Bahçeli’nin bugün grup toplantısında “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet’ler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” ifadeleri ile verdiği Öcalan için “umut hakkı” mesajına da değindi.

'Bahçeli'nin tespitleri değerli, muhatabı iktidar'

Bakırhan, Bahçeli’nin bu açıklamasını değerli bulduğunu belirtti ve şunları dile getirdi:

“Bahçeli’nin söz ettiği umut hakkı, kayyum utancından kurtulmuş ve siyasi tutsakların özgür olduğu bir Türkiye bizim de taleplerimizdir. Sayın Bahçeli’nin bu tespitleri önemli ve değerlidir. Muhatabı iktidarıdır, artık iktidar sayın Bahçeli’nin dediği bu konularda gecikmeden adım atmalıdır.“

'Türkiye enerjisini Şam'a değil Ankara'ya harcamalı'

Suriye’deki anlaşmayla birlikte artık iktidar tarafından sıkça dillendirilen “güvenlik kaygılarının” aşılması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, şunları belirtti:

“Türkiye enerjisini artık Şam’a değil Ankara’ya harcamalı. Ankara çözümüne odaklanmalı. Ankara çözümü domino etkisi yaratır. İktidarın elinde artık Suriye eksenli güvenlik kaygılarının bir temeli kalmadı. Artık somut ve güven verici adımlar konusunda kimsenin bahanesi kalmadı. Kürtlere hak, Türkiye’ye demokrasiyi sağlayacak hukuki çalışmalar artık devreye alınmalı. Bizden önce bu kürsüde sayın Bahçeli konuştu. Sayın Bahçeli’nin sözünü ettiği, umut hakkı, kayyım utancından kurtulmuş bir Türkiye bizim de hayalimizdir. İktidar artık bu konularda sayın Bahçeli’nin bahsettiği adımları atmalıdır. Bu süreç güçlü bir Meclis iradesiyle şeffaf ve cesur adımlarla ilerlemelidir. Kimliğin, dilin ve kültürün tanınması, yerel demokrasinin güçlendirilmesi bir halkın kendini güvende ve evinde hissetmesinin yegane yoludur.” 

 

 

Bu haber toplam 1014 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 17:23:06