Rojava'da ateşkes var ama barut kokusu gitmedi

Suriye’nin kuzeydoğusunda Şam yönetimi ile SDG arasında konuşulan entegrasyon ve güvenlik düzenlemeleri, tarafların açıklamalarına bakıldığında bir uzlaşıdan çok zoraki bir geçiş sürecini andırıyor. Suriye Dışişleri kaynakları SDG’yi anlaşma şartlarına uymamakla suçlarken, Kürt tarafı ise askeri ve siyasi varlığının fiilen tasfiyesine yol açacak maddelere direniyor. Bölgesel basın, Şam’ın Kürtlerin güvenini kazanmaya çalıştığını ancak sahadaki gerçekliğin farklı olduğunu yazarken, Avrupa basını Türkiye’nin hedefleri ve ABD’nin pozisyon değişikliğine dikkat çekiyor. Ortaya çıkan tablo, barıştan çok kırılgan bir dengeye işaret ediyor.

3 Şubat 2026 - 15:05
3 Şubat 2026 - 15:05
 0
Rojava'da ateşkes var ama barut kokusu gitmedi

Suriye’nin kuzeydoğusunda, Rojava'da yürütülen Şam–SDG görüşmeleri, resmi söylemde “entegrasyon” ve “devlet otoritesinin tesisi” başlıkları altında sunulsa da, tarafların pozisyonları arasındaki uçurum sürecin sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getiriyor.

Şam’ın Suçlamaları – SDG’nin Direnci

Al Arabiya’ya konuşan Suriye Dışişleri yetkilileri, Haseke çevresinde askeri araçların geri çekilmesini içeren mutabakata SDG’nin uymadığını, ağır ve orta silahların teslim edilmediğini ve entegrasyon sürecinin fiilen başlatılamadığını öne sürüyor. Şam’a göre SDG, “güvenlik endişelerini” gerekçe göstererek süreci yavaşlatıyor.

Ancak SDG cephesinden bakıldığında mesele sadece askeri değil, yapısal. Kürt tarafı, birliklerin Suriye ordusuna “tümen yapısı korunarak” katılmasını isterken, Şam yönetimi bireysel katılım ve farklı birliklere dağıtım dayatıyor. Bu fark, teknik bir ayrıntıdan çok SDG’nin kurumsal kimliğinin korunup korunmayacağı sorusu anlamına geliyor.

Siyasi ve Ekonomik Alanın Devri Tartışması

Görüşme başlıkları yalnızca silahlar ve askeri yapı ile sınırlı değil. Petrol ve doğalgaz sahaları, Kamışlı Havaalanı ve Semelka sınır kapısının merkezi yönetime devri gibi maddeler, SDG açısından ekonomik ve diplomatik manevra alanının daralması anlamına geliyor. Medya yapılarının Şam’a bağlanması ve dış heyetlerin geçişine sınırlama getirilmesi gibi talepler de Rojava’daki özerk yönetim modelinin fiilen çözülmesi olarak yorumlanıyor.

Bu noktada Jerusalem Post’un işaret ettiği çelişki dikkat çekiyor: Şam’ın Kürtlerin güvenini kazanmaya çalıştığı söylenirken, sahadaki uygulamaların bu güveni zayıflattığı vurgulanıyor.

Dış Aktörler: Türkiye, ABD ve Avrupa Boyutu

İspanya merkezli Público’nun altını çizdiği üç unsur — “iki devlet modeli tartışmaları, Türkiye’nin hedefleri ve ABD’nin ani yön değişikliği” — sürecin sadece Şam–SDG meselesi olmadığını gösteriyor.

Ankara’nın Suriye’nin kuzeyinde özerk bir Kürt yapıya uzun süredir mesafeli olduğu biliniyor. Şam yönetiminin bugün sahada etkili olan silahlı gruplarla kurduğu denge de bu hassasiyetleri gözeten bir çizgiye işaret ediyor. Bu durum, Kürt kamuoyunda Şam’ın gerçek niyetine dair şüpheleri artırıyor.

ABD cephesinde ise geçmişte SDG ile kurulan yakın askeri iş birliğine rağmen, son dönemde daha “devlet merkezli” bir Suriye yaklaşımının öne çıktığı yönünde yorumlar yapılıyor. Bu da Kürtler arasında “yalnız bırakılma” hissini güçlendiriyor.

Güven Krizi ve Kırılgan Denge

Ortaya çıkan tablo, klasik bir ateşkes paradoksunu andırıyor: Silahlar susmuş gibi görünse de taraflar birbirini stratejik rakip olarak görmeye devam ediyor. SDG, varlığını korumaya çalışırken; Şam, merkezi otoriteyi yeniden tesis etme hedefinden geri adım atmıyor.

Bu koşullarda varılan herhangi bir anlaşma, tarafların iç kamuoyuna anlatmak zorunda olduğu farklı gerçeklikler yüzünden kırılgan kalıyor. Özellikle sahada etkin olan silahlı grupların ideolojik ve yapısal profili, Kürtler açısından ek bir güvensizlik kaynağı.

Barıştan Çok Zoraki Bir Geçiş

Rojava’daki süreç, gönüllü bir uzlaşıdan ziyade dış baskılar ve bölgesel dengelerle şekillenen “zoraki bir geçiş modeli” görüntüsü veriyor. Taraflar masada kalıyor çünkü alternatifin çatışma olduğunu biliyorlar; ancak masadaki maddeler, özellikle Kürt tarafında “varoluşsal risk” algısı yaratıyor.

Bu nedenle süreç, gerçek bir barış inşasından çok, ilk ciddi kriz başlığında dağılabilecek bir dengeye benziyor. Sahadaki askeri gerçeklik ile siyasi beklentiler arasındaki makas kapanmadıkça, Rojava dosyası bölgesel denklemin en hassas başlıklarından biri olmaya devam edecek

Bu haber toplam 4111 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 15:54:49