Cemil Bayık: 'Öcalan bizsiz hiçbir adım atmıyor'

Cemil Bayık, yeni çözüm süreci , Meclis’ten geçen yasa, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolü, PKK’nin feshi ve silah bırakma tartışmaları ile Rojava ve Rojhilat’taki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

18 Eylül 2026 - 11:15
18 Eylül 2026 - 11:15
 0
Cemil Bayık: 'Öcalan bizsiz hiçbir adım atmıyor'

 

PKK yöneticisi ve KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, NÛÇE TV’de yayınlanan Hevpeyvîn programında yeni çözüm süreci , Meclis’ten geçen yasa, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolü, PKK’nin feshi ve silah bırakma tartışmaları ile Rojava,Başur ve Rojhilat’taki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bayık, Türkiye Meclisi’nde kabul edilen yasanın kendi taleplerini karşılamadığını savundu. Yasanın devletin çıkarları doğrultusunda hazırlandığını ileri süren Bayık, düzenlemenin temel amacının gerillanın silahsızlandırılması ve dağıtılması olduğunu söyledi.

Bayık’a göre yasada yer alan bazı maddeler kendileri açısından belirleyici değil. “Bu, onların yasasıdır; bizim de kendi yasalarımız vardır” diyen Bayık, yasa üzerinden Türk devleti ile kendi hareketleri arasında bir mücadele bulunduğunu ifade etti.

“Yasanın içinde Kürt sorununun çözümüne ilişkin esaslar yok”

Bayık, süreç açısından asıl meselenin Abdullah Öcalan’ın süreci yürütebilmesi ve sonuçlandırabilmesi için gerekli koşulların oluşturulması olduğunu söyledi.

Meclis’ten geçen düzenlemenin Kürt sorununun çözümüne ilişkin temel esasları içermediğini savunan Bayık, Öcalan’ın sorunun müzakere yoluyla çözülmesini istediğini belirtti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bazı açıklamalarını ise sürecin resmiyet kazanması bakımından önemli gördüklerini söyledi.

Bayık, “Eğer Önder Apo’nun önünü açarlarsa ve çalışmasına imkân sağlarlarsa, bu süreci başarıya ulaştırabilir” ifadelerini kullandı.

“Öcalan bizsiz hiçbir adım atmıyor”

Yasanın Meclis’e gelmesinden önce hareketin görüşlerinin alınıp alınmadığı sorusuna Bayık, Öcalan’ın kendilerinden bağımsız hareket etmediğini söyledi.

Bayık, doğrudan devlet veya İmralı ile görüşmediklerini ancak görüşlerini Öcalan’a ilettiklerini belirterek, DEM Parti heyeti üzerinden mesajların gönderilip alındığını ifade etti.

PKK’nin feshedilmesi kararının da Türk devletiyle yapılan bir görüşmenin sonucu olmadığını savunan Bayık, bu kararın Öcalan’ın kendi iradesiyle geliştirildiğini söyledi.

Bayık, Öcalan’ın hareketine ve halka güvendiğini, bunun dışında başka bir güvencesinin bulunmadığını belirtti.

İmralı ziyareti mesajı

Bayık, gazeteciler ve danışmanların yanı sıra siyasetçi ve akademisyenlerin de Öcalan’la görüşmek üzere İmralı’ya gitmesi gerektiğini söyledi.

Kürt ve Türk toplumlarında sürece ilişkin çok sayıda kuşku bulunduğunu belirten Bayık, Öcalan’ın doğrudan hitabının bu kuşkuların giderilmesine katkı sağlayacağını savundu.

Bayık, bu kapsamda KCK’nin de İmralı’yı ziyaret etmesi gerektiğini belirterek, “Biz de İmralı’ya gideceğiz” dedi.

Bu adımın yalnızca Kürtler açısından değil, Türkiye açısından da gerekli olduğunu savunan Bayık, Türkiye’nin bölgesel ve küresel gelişmeler nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini ileri sürdü.

“Süreç bir yıl daha uzayabilir”

Öcalan ile kendileri arasında doğrudan bir iletişim olmadığını, ancak çeşitli taraflar üzerinden ilişkilerin sürdüğünü belirten Bayık, yasal zeminin oluşmasının ardından görüşmelerin başlaması gerektiğini söyledi.

Sürecin hızla sonuçlanması gerektiğini ifade eden Bayık, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da son dönemde sürecin hızlandırılması gerektiğini söylediğini belirtti.

Bayık, Türkiye içindeki ve dışındaki bazı aktörlerin süreci sabote etmeye çalıştığını öne sürerken, Meclis’ten geçen yasanın içeriğinin ve Türkiye’nin adım atma konusundaki “ağırlığının” süreci geciktirdiğini savundu.

Bayık’a göre bu nedenle süreç yalnızca mevcut takvimle sınırlı kalmayabilir ve bir yıl daha uzayabilir.

“Öcalan hareket adına devletle görüşmek üzere görevlendirildi”

Erdoğan’ın neden KCK ile doğrudan iletişim kurmadığı sorusuna Bayık, hareket olarak Öcalan’a süreci yürütme görevi verdiklerini söyledi.

Bayık, devletin bu nedenle Öcalan’ı esas aldığını, ancak Öcalan’ın kendi başına hareket etmediğini savundu. Bayık’a göre Öcalan’ın aldığı pozisyonlarda hareketin görüşleri, talepleri ve eleştirileri dikkate alınıyor.

Öcalan’ın süreçteki rolünü de bu çerçevede tanımlayan Bayık, kendisine hareket adına devletle iletişim kurması ve ilişki yürütmesi görevinin verildiğini söyledi.

Kürt hakları ve anayasa vurgusu

Bayık, Türkiye devletinden taleplerinin temelinde Kürtlerin kimlik, dil ve kültürleriyle kendi topraklarında özgürce yaşayabilmesinin bulunduğunu belirtti.

50 yıllık mücadele boyunca büyük bedeller ödendiğini savunan Bayık, Türkiye’den fazladan bir şey istemediklerini ve Türkiye devletini parçalamak ya da ayrı bir devlet kurmak istemediklerini söyledi.

Kürtlerin haklarının Türkiye Anayasası’nda güvence altına alınması gerektiğini belirten Bayık, mevcut hukuk düzeninde Kürtlerin yeterince yer almadığını savundu. Türkiye’de yasaların değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Bayık, devletin PKK’nin silah bırakması halinde Kürtler açısından bazı değişiklikler ve adımlar atacağını söylediğini aktardı.

“Öcalan özgürleşmezse silah bırakmayız”

Bayık’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici başlıklardan biri, PKK’nin silah bırakmasına ilişkin koşullar oldu.

PKK’nin kongresini gerçekleştirdiğini ve örgütün feshedilmesine karar verdiğini belirten Bayık, bunun ardından Öcalan’ın partiyi çalıştırması gerektiğine karar verdiklerini söyledi.

Bayık, Öcalan’ın fiziki olarak özgürleşmesini sürecin uygulanması açısından gerekli gördüklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Rêber Apo fiziki olarak özgürleşmediği sürece devletin yasası hayata geçmez. Bunun zemini vardır ve zamanı gelmiştir. Devlet, yaptığı açıklamaların arkasında durmalıdır. Eğer Önder Apo özgürleşmezse silah bırakmayız ve Türkiye’ye gitmeyiz.”

Silah bırakılması halinde siyasi faaliyet yürütme hakkının güvence altına alınması ve yasaların değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Bayık, bu koşulların gerçekleşmesini istedi.

“Silaha aşık değiliz, garanti istiyoruz”

PKK’nin silah bırakması halinde Kürtlerin nasıl korunacağı sorusuna da yanıt veren Bayık, Türkiye devletine güvenmediklerini ve kuşkuyla yaklaştıklarını söyledi.

Siyasi tutukluların serbest bırakılmadığını, cezaevlerinde hasta tutuklular bulunduğunu belirten Bayık, cezaevlerinin boşaltılması gerektiğini savundu. Ayrıca “terör listeleri”nden kişilerin çıkarılmadığını söyledi.

Bayık, silah bırakmaya hazır olduklarını ancak bunun karşılığında güvence istediklerini belirterek, “Silaha aşık değiliz. Biz halkımızı korumak için silahlandık. Bir daha savaş istemiyoruz” dedi.

PKK’nin örgütsel olarak feshedilmesinin örgütün toplumsal etkisinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini de savunan Bayık, 50 yıllık mücadelede hatalar yapıldığını ve mevcut yöntemle devam edilmesi halinde yeni tehlikelerin ortaya çıkabileceğini gördüklerini söyledi.

 “Kürtlerin birliği için tarihi fırsat”

Bayık, Kürtler arasındaki ilişkiler ve Kürt siyasi partileri arasındaki temaslara ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

KDP ve YNK ile ilişkiler konusunda Kürtlerin birliği için “tarihi bir fırsat” ortaya çıktığını savunan Bayık, herkesle masaya oturmaya ve ulusal birlik için çalışmaya hazır olduklarını söyledi.

Başûrê Kürdistan’da hükümetin kurulamamasını tehlike olarak değerlendiren Bayık, bölgenin mevcut kazanımlarının korunması gerektiğini belirtti. Devletlerin Başûrê Kürdistan’ın statüsünü ortadan kaldırmak istediğini ileri süren Bayık, Öcalan’ın KDP ve YNK liderleriyle görüşmek istediğini de aktardı.

Rojava ve DSG açıklaması

Bayık, Suriye’de Kürt güçlerinin durumu ve DSG’nin entegrasyonuna ilişkin değerlendirmesinde ise “demokratik entegrasyon” kavramının tüm yapıların devlete teslim olması anlamına gelmediğini savundu.

Kürt bölgelerinin özerk olması gerektiğini söyleyen Bayık, Suriye devletinin Rojava’da Baas rejimine benzer bir yaklaşım sergilememesi gerektiğini belirtti.

Rojava’nın IŞİD’e karşı mücadelede ağır bedeller ödediğini söyleyen Bayık, bölgedeki gelişmelerin yakından takip edildiğini ifade etti.

Mazlum Abdi’nin Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın danışmanı olmasına ilişkin eleştirileri de değerlendiren Bayık, Abdi’nin daha önce herhangi bir görev kabul etmeyeceğini ve halkının içinde olacağını söylediğini hatırlattı. Abdi’nin son süreçte Şara’nın danışmanı olmasını eleştiren Bayık, bu görevin Kürtler adına üstlenilmiş olması halinde farklı değerlendirilebileceğini söyledi.

“Kürtlerin dostu yine Kürtlerdir”

“Kürtlerin dostları kimler?” sorusuna Bayık’ın yanıtı ise Kürtler arasındaki birlik vurgusu oldu.

Bayık, Kürtlerin birbirleriyle dost olması gerektiğini belirterek başka hiçbir güç için “Kürtlerin dostudur” denilemeyeceğini söyledi. Bununla birlikte farklı güçlerle ilişki kurmadıkları anlamına gelmediğini de ifade etti.

Maxmur ve Kandil

Maxmur Kampı’nın geleceğine ilişkin olarak Bayık, sürecin başarıya ulaşması halinde dosyanın da çözüme kavuşacağını söyledi.

Türkiye ve Irak devletlerinin kampta yaşayanların Türkiye’ye dönmesine ilişkin karar aldığını belirten Bayık, bunun gerçekleşmesi için garantilerin bulunması gerektiğini savundu.

Kandil konusunda ise daha sert bir tutum ortaya koyan Bayık, Kandil’in Kürtler açısından önemli bir merkez olduğunu belirterek, burada yaşayanların kendilerini savunması gerektiğini söyledi.

Rojhilat için savaş uyarısı

Bayık, İran’daki Kürtlerin durumuna ilişkin değerlendirmesinde de İran rejiminin Kürt sorununu çözmemesi halinde rejimin yıkılacağını ileri sürdü.

Rojhilat’taki Kürtlerin kendilerini örgütlemeleri ve hazırlamaları gerektiğini belirten Bayık, demokratik entegrasyonun başarısız olması halinde savaş ihtimaline karşı da hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi.

Bayık, mevcut sürecin başarıya ulaşmasını istediklerini ancak sonuç alınamaması halinde savaşa hazır olduklarını ifade etti.

Örgüte yakın haber ajansı ANF’de yayımlanan Cemil Bayık ile gerçekleştirilen röportajın tamamı İse şöyle:

Barış ve Demokratik Toplum Süreci hangi aşamada?

Türkiye Meclisi’nde çıkarılan yasa bizim taleplerimize uygun değildir. Türk devleti bu yasayı bizim taleplerimize göre değil daha çok kendi çıkarlarına göre çıkarmıştır. Bu yasanın temel amacı, gerillanın silahsızlandırılması ve dağıtılmasıdır. Yasada bazı maddeler yazılmış; bunlar bizim açımızdan çok önemli değildir. Bu, onların yasasıdır; bizim de kendi yasalarımız vardır. Ne onların yasaları uygulanıyor ne de bizim yasalarımız uygulanıyor. Bizimle Türk devleti arasında bu yasa üzerinden bir mücadele vardır.

Bizim için önemli olan, Önder Apo’ya bu süreci yürütebilmesi ve başarıya ulaştırabilmesi için gerekli şartların ve koşulların sağlanmasıdır. Çıkarılan bu yasada, Kürt sorunlarının çözümüne ilişkin esaslar bulunmamaktadır. Önder Apo, Kürt sorununun masada çözülmesini istiyor. Bahçeli bazı açıklamalar yaptı; bu, meselenin resmiyet kazanması açısından önemliydi. Bu bizim için önemlidir. Eğer Önder Apo’nun önünü açarlarsa ve çalışmasına imkân sağlarlarsa, bu süreci başarıya ulaştırabilir.

Yasa Meclis’e gelmeden önce sizin görüşünüz alındı mı?

Önder Apo bizsiz hiçbir adım atmıyor, bizim görüşümüzü alıyor. Belki Türk devleti ve İmralı ile doğrudan görüşmeler yapmıyoruz; ancak görüşlerimizi Önder Apo’ya gönderiyoruz. Önder Apo bir adım atmak istediğinde, bizim karar ve görüşlerimizi alıyor. DEM Parti heyeti aracılığıyla mesajlar gönderiliyor ve alınıyor. Önder Apo, PKK’nin feshedilmesi kararını Türk devletiyle yaptığı bir görüşmenin sonucunda vermedi; bu adımı kendi iradesiyle geliştirdi. Önder Apo kendisine, hareketine ve halkına güveniyor. Bunun dışında başka bir güvencesi yoktur.

Devlet Kürt sorunu konusunda herhangi bir adım atacak mı?

Devlet kendi çıkarlarını esas aldığı gibi, bizim ve halkımızın da çıkarları vardır. Yasa bir temeldir, bu temel üzerinden çalışma yürütebilir ve bazı sonuçlar elde edebilir. Eğer Türkiye’de demokrasi ilerlemezse Kürt sorunu çözülmez. Hareketimiz ve Önder Apo da bu yasayı yetersiz görüyor. Sabırlı, bilinçli ve stratejik bir yaklaşımla adım atıyoruz. Ortadoğu’da Kürtler bir güçtür. Bazı güçler bu gücü kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istiyor. Fakat biz bu gücü Kürt halkının hizmetine sunmak istiyoruz.

Dünyada yaşanan gelişmeler içerisinde Kürt sorunu çözülecek mi?

Üçüncü Dünya Savaşı Ortadoğu’da başladığında, Kürt sorunu gündeme geldi. Kürt sorununun çözümü için zaman ve zemin oluştu. Bundan sonrası Kürtlerin birliğine bağlıdır. Kürt sorununun çözümü Kürtlerin birliğiyle mümkündür.

Devlet sizden İmralı’yı ziyaret etmenizi istedi mi?

Yasa Meclis’e gelene kadar bazı çalışmalar yürütüldü. Özellikle Önder Apo bu çalışmaları yürüttü. Konuşmaktan ziyade siyasi ve hukuki alanda pratik adımların atılması gerekiyor. Gazeteciler ve danışmanlar Önder Apo ile görüşmek üzere gidecekler. Bazı siyasetçilerin ve akademisyenlerin de İmralı’ya gitmesi gerekiyor. Önümüzdeki günlerde bunun gerçekleşmesi gerekiyor. Kürt ve Türk toplumunda çok fazla kuşku var; Önder Apo’nun hitabı bu kuşkuları ortadan kaldırıyor. Türkiye’nin yaklaşımı bizde de kuşkular yaratıyor. KCK’nin de İmralı’yı ziyaret etmesi gerekiyor. Biz de İmralı’ya gideceğiz. Bu adım Kürtlerden ziyade Türkiye için gereklidir. Çünkü Türk devletinin durumu iyi değil.  Dünyada yürütülen savaş, Türkiye’yi çok zor durumda bırakıyor. Türkiye, sahip olduğu tüm imkânlarla PKK’yi yenilgiye uğratmak istedi, ancak bu amacını gerçekleştiremedi.

Sizinle Öcalan arasında doğrudan bir iletişim var mı?

İlişkilerimiz var, ancak doğrudan değil. Bazı taraflar aracılığıyla iletişim var. Yasa çıktıktan ve her şey yasal hâle geldikten sonra görüşmelerin gerçekleşmesi gerekiyor. Sürecin hızla sonuca ulaşması gerekiyor. Türkiye Cumhurbaşkanı da son dönemde sürecin hızlanması gerektiğini söyledi. Türkiye içinde ve dışında bazı taraflar süreci sabote etmek için çalışıyor. Çıkarılan yasanın içeriği süreci geciktiriyor. Bu yaklaşım ve Türkiye’nin adım atma konusundaki ağırlığı nedeniyle sürecin on birinci aya kadar değil, bir yıl daha uzaması ihtimali var.

Erdoğan neden şimdiye kadar KCK ile iletişim kurmadı?

Biz Önder Apo’ya, hareket adına süreci yürütebileceğini söyledik. Bu görevi ona verdik. Bu nedenle devlet onu esas alıyor. İnisiyatif her ne kadar onda olsa da Önder Apo, hareketi ve halkı esas alıyor. Bizim görüşlerimiz, taleplerimiz ve eleştirilerimiz göz önünde bulunduruluyor.

Abdullah Öcalan’ın rolünü şu anda nasıl görüyorsunuz?

Önder Apo süreçte önemli bir görev üstleniyor. Ona, hareket adına devletle iletişim kurması ve ilişki yürütmesi için görev verdik; kendi başına adım atmıyor.

 Türkiye devletinden talepleriniz nelerdir?

Taleplerimiz açıktır. 50 yıl boyunca mücadele ettik, bedeller ödedik ve büyük acılar yaşadık. Sonuç olarak Kürt halkını ayaklandırdık. Kürtler kendi kimliği, dili, kültürüyle, kendi topraklarında özgürce yaşamak istiyor. Bu bizim doğal hakkımızdır. Türkiye devletinden fazladan bir şey istemiyoruz. Türkiye devletini parçalamak ve bir devlet kurmak istemiyoruz. Devlet, Kürtlere özgürlük sağlamıyor; baskı uyguluyor.

Kürtlerin hakları Türkiye Anayasası’nda yer alacak mı?

Şimdiye kadar Türkiye Anayasası’nda Kürtler için hiçbir şey yoktur. Kürtlere karşı inkâr siyaseti yürütülmektedir. Türkiye yasalarında değişiklik yapılmasını istiyoruz. Türkiye’de Kürtler hukuk ve adaletin dışında bırakılmıştır. Kürtlerin haklarının Türkiye Anayasası’nda yer alması için çalışıyoruz. Türkler, Kürtlerin yardımıyla zorluklardan kurtulmuştur. Her ne gelişme yaşanmışsa Kürtlerin desteğiyle olmuştur. Bu, tarihte belgelenmiştir; ancak onlar bu tarihi gizlemişlerdir. Biz şimdi bu tarihi ortaya çıkarıyoruz. Devlet, eğer gerilla silah bırakırsa Kürtler için değişiklikler yapacağını ve adımlar atacağını söylüyor.

PKK’nin silah bırakmasıyla bu sorunlar çözülür mü?

Kongremizi gerçekleştirdiğimizde ve PKK’yi feshettiğimizde, Önder Apo’nun partiyi çalıştırması gerektiğine karar verdik. Rêber Apo fiziki olarak özgürleşmediği sürece devletin yasası hayata geçmez. Bunun zemini vardır ve zamanı gelmiştir. Devlet, yaptığı açıklamaların arkasında durmalıdır. Eğer Önder Apo özgürleşmezse silah bırakmayız ve Türkiye’ye gitmeyiz. Silah bıraktığımız taktirde siyasi faaliyet yürütme hakkımızın olması gerekir. Aynı zamanda yasaların değiştirilmesi gerekir.

PKK silah bırakırsa Kürtler nasıl korunacak?

Türk hukukunda Kürtler yoktur. Eğer değişiklikler yapılmazsa Kürtlere yönelik baskı ve yok etme politikaları devam edecektir. Türkiye bu zihniyetle devam ederse zarar görecektir. Türkiye devletine güvenmiyoruz ve kuşkuyla yaklaşıyoruz. Şimdiye kadar siyasi tutuklular serbest bırakılmadı; aralarında çok sayıda hasta olan da var. Cezaevlerinin boşaltılması gerekiyor. Devlet hâlâ ‘terör listesi’nden de kimseyi çıkarmadı. Silahları bırakmaya hazırız, biz silaha aşık değiliz. Biz halkımızı korumak için silahlandık. Bir daha savaş istemiyoruz. Bunu dünyaya ilan ettik, fakat garanti istiyoruz. Devlet de korkuyor ve kuşkuyla yaklaşıyor.

PKK örgütsel açıdan feshedildi, fakat bu PKK'nin ruhunun ortadan kalktığı anlamına gelmez. PKK, Kürt toplumu içinde bir ruh oluşturdu ve onu canlı tuttu. 50 yıllık süreçte hatalar yaptık; bu, istediğimiz sonuçları elde edemememize yol açtı. Gördük ki bu yöntemle devam edersek tehlikeler ortaya çıkabilir. Mücadeleden vazgeçmedik, biz bir mücadele hareketiyiz.

PKK'nin feshedilmesi nasıl karşılandı?

Bazı kişiler bunu kabul etmedi, bazı kişiler tereddüt yaşadı, halk da şüpheye düştü; fakat bu durum uzun sürmedi. PKK artık siyasi bir biçimde faaliyet yürütüyor. Biz hiçbir zaman özgürlükten ve halkımızdan vazgeçmeyiz. Biz bütün halklar için mücadele ediyoruz.

PKK üyeleri silahları bıraktıktan sonra ne yapacak?

PKK üyeleri halklarına hizmet edecek. Bu üyeler özel hayatı kendilerine haram etmişlerdir; onların yaşamı halklarının ve ülkelerinin özgürlüğü içindir.

PDK ve YNK ile ilişkileriniz nasıl?

Kürtlerin birliği için tarihi bir fırsat ortaya çıkmıştır. Biz herkesle masaya oturmaya ve Kürtlerin ulusal birliği için çalışmaya hazırız; bu konuda bizim herhangi bir şartımız da yoktur. Başûrê Kürdistan’da bir hükümetin kurulmaması tehlike oluşturuyor. Hepimizin Başûrê Kürdistan’ın kazanımlarını koruması gerekir. Devletler, Başûr’un(Güney Kürdistan) statüsünü ortadan kaldırmak istiyor. Önder Apo, KDP ve YNK liderleriyle görüşmek istedi. Başûr’daki yetkililerle bazı görüşmelerimiz gerçekleşti ve birbirimizin görüşlerini alıyoruz.

QSD’nin(DSG) feshedilmesini ve entegrasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Demokratik entegrasyon, her şeyi devlete teslim etmek anlamına gelmez. Kürt bölgelerinin özerkliğinin olması gerekir. Suriye devleti, Rojava’da Baas rejimi gibi hareket etmek istiyor. Kürtler, Baas zihniyetini bir kez daha kabul etmemelidir. Sîpan Hiznî’nin katledilmesi ve Kobanê cezaevi olayını takip ettik. Rojava ağır bedeller ödedi ve dünyayı DAİŞ’ten(IŞİD) kurtardı. İnsanlık, Rojava’ya borçludur.

Mazlum Abdi’nin yeni görevi için eleştiriler var mı?

Mazlum Abdi, herhangi bir görev kabul etmeyeceğini ve halkının içinde olacağını söyledi. Bu söylem yerindeydi. Ancak son süreçte Şara’nın danışmanı oldu. Eğer bu, Kürtlerin adına olsaydı, o zaman sorun olmazdı. Mevcut eleştiriler yerindedir. Biz de eleştiriyoruz, çünkü kabul etmemesi gerekirdi.

Kürtlerin dostları kimlerdir?

Ancak Kürtler birbirleriyle dost olurlar. Bunun dışında, “Bu, Kürtlerin dostudur” diyebileceğin hiçbir güç yoktur. Fakat bu, bizim ilişki kurmadığımız anlamına da gelmez.

YBŞ’nin silahlarını teslim etmesi yönündeki talepleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Êzidî Kürtler, Irak devletiyle demokratik entegrasyon için adım atmak istiyor. Eğer bu gerçekleşirse iyi olur. Görünen o ki Irak bu sorunu çözmek istiyor. Tahmin ediyorum ki KDP, Türkiye ve İran bunun gerçekleşmesini istemiyor.

 Maxmur Kampı’nın akıbeti ne olacak?

Eğer süreç başarıya ulaşırsa, Maxmur Kampı dosyası da çözüme kavuşacaktır. Türkiye ve Irak devleti, Maxmur Kampı’nda yaşayan halkın Türkiye’ye dönmesi yönünde karar almışlardır. Bu adım için garantilerin olması gerekmektedir. Kandil, Kürtlerin kalesidir. Biz Kandil halkını hiç kimseye teslim etmeyiz; kendilerini savunmaları gerekir. Kandil’i savunmak bütün Kürtlerin görevidir.

Rojhilat’ın durumunu nasıl görüyorsunuz?

Eğer İran rejimi Kürtlerin sorunlarını çözmezse, yıkılacaktır. Rojhilat’taki Kürtlerin kendilerini örgütlemeleri ve hazırlamaları gerekiyor. Eğer demokratik entegrasyon başarıya ulaşmazsa, savaş olsa bile kendilerini savaşa hazırlamaları gerekir. Barış süreci için bazı adımlar attık, bunun için bir zemin oluşturduk. Bu zemini güçlendirmek ve başarıya ulaştırmak istiyoruz. Siyaset yoluyla daha fazla sonuç elde edeceğiz. Eğer süreç başarıya ulaşmazsa, büyük bir savaşa da hazırız. Halkımızın amaçlarını gerçekleştirmediğimiz sürece mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.

 

Bu haber toplam 3909 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 16:16:09