Leyla Kasım'a Özür Borcumuz Var

Yaklaşık kırk yıl önce, 12 Eylül darbesinin "kahramanlık" türküleriyle uyandığımız o günden bugüne ne değişti? İnsan haliyle merak ediyor. Ancak bu merakın peşinden gidip kendimizle baş başa kaldığımızda, aklın derinliklerinde kopması gereken o anlamlı özeleştiriye maalesef bir adım bile yaklaşılmadığını görüyoruz.
Türk Solu ve Kürt Siyaset Dünyasında Durgunluk
Türkiye’deki sol mantığın dünyasında dünden bugüne değişen bir şey olmadığı gibi, biz Kürtlerin akıl deryasında da bir ilerleme kaydedilmedi. Bunun temel sebebi, Kürt siyasal hafızasının uzun süre Türk solunun kısır kırıntılarıyla beslenmiş olmasıdır.
Bizim kuşağımızdaki dostlar iyi bilirler:
Hastalıklı Türk solunun mayası Kürt gençliğinin beynine serpildiğinden beri, kendi öncelikleriyle barışık bir nesil yetişmedi. Asil yüreği ve liyakatli aklıyla asalet sahibi olanların, Yalçın Küçük veya Doğu Perinçek gibi "hayaletlere" yem olmaktan kurtulma şansına izin verilmedi.
Boşa Geçen Yarım Asır
Türk sol dünyası; ömrünün yarısını Türkiye’ye özgü "Milli Demokratik Devrim" teorileriyle, diğer yarısını ise her on yılda bir yaşanan darbelerin niteliğini tanımlamaya çalışarak tüketti. Kürtler de benzer bir kaderi paylaştı: İlk Yarım Asır: Kendine özgü olanı ötekileştirip sol hayallerin teorileriyle zaman kaybedildi. İkinci Yarım Asır: PKK’nın "olur-olmaz" gündemleriyle ömür heba edilerek tersine esen rüzgarlara savruldu.
"Ne bizi bizden çalan Türk solu, ne de bizi bir başkasına yem eden Kürt solu; kırk yıl önce kaldıkları yerden bir adım öteye geçme becerisini gösteremediler."
Geleceğe Bakış: Teşhis ve Karamsarlık
Bugün gelinen noktada, yapılması gerekenlerden ziyade ayaklara dolandırılan suni gündemleri tanımlamakla yetiniliyor. Öyle görünüyor ki; egemenlerin çıkarına dayalı gündemlerle, hastalıklı yanlışların yatağına "yatalak" olmuş sol teorilerin hayalleriyle daha çok yıllar devireceğiz. Çünkü dış egemen güçlerin gönüllü taşeronları, Kürt halkının kadersizliğine "madalya" takma yarışına son sürat devam ediyor.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 15:43:51
































































































































































































