İran, Gorbaçov dönemine mi giriyor?
Uzmanlara göre İran’da değişen siyasi dengeler ve artan baskılar, sistemi dönüştürebilecek bir kırılma ihtimalini yeniden gündeme getiriyor.

İran’da son gelişmeler, ülkenin bir Gorbaçov dönemine girip girmediği tartışmasını yeniden alevlendirdi. Bu kavram, Mihail Gorbaçov döneminde Sovyetler Birliği’nde yaşanan köklü dönüşüm ve çöküş sürecine atıf yapıyor.
1990’ların sonunda reform hareketinin zirvesinde, dönemin Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi de benzer şekilde “İran’ın Gorbaçov’u” olarak etiketlenmişti. Ancak Hatemi ve çevresi, reformların sistemi yıkmak değil güçlendirmek amacı taşıdığını vurgulamıştı. O dönemde nihai güç, süreci kontrol eden Ali Hamaney’de bulunuyordu.
Bugün tablo farklı
Aradan geçen yılların ardından İran’da siyasi ve toplumsal dinamiklerin önemli ölçüde değiştiği değerlendiriliyor. Yeni neslin reform beklentisinden uzaklaştığı ve daha köklü değişim taleplerinin öne çıktığı ifade ediliyor.
Son yıllarda yaşanan dış askeri baskılar ve Ali Hamaney’in sahneden çekilmesi, sistem içindeki dengeyi zayıflatmış durumda. Yerine geçen Müçteba Hamanaey ise babasının sahip olduğu otoriteyi henüz tesis edemediği belirtiliyor.
Olası “Gorbaçov” kim?
Bu süreçte bazı gözlemciler, mevcut sistem içinde istemeden dönüşümü hızlandırabilecek isimlerin ortaya çıkabileceğini savunuyor. Bu bağlamda, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf olası figürlerden biri olarak öne çıkıyor.
Kalibaf’ın, ABD ile temasların sürdüğü bir dönemde İslamabad’da görüşmeler gerçekleştirmesi, sistemin ayakta kalmak için taviz vermeye hazır olabileceği yorumlarına neden oldu.
İdeolojik kırılma riski
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi durdurması ve Hizbullah ile bağlarını kesmesi yönündeki talepleri, rejimin temel ideolojik unsurlarını hedef alıyor.
Analistlere göre bu tür tavizler, rejimin tabanında ciddi bir kırılmaya yol açabilir. Sosyal medyada rejime yakın çevrelerden gelen sert tepkiler, sistem içinde güven erozyonuna işaret ediyor.
Sovyet benzeri bir senaryo mu?
Sovyetlerin son döneminde uygulanan “Glasnost” ve “Perestroyka” politikalarının (Şeffaflık ve ekonomik, siyasi ve toplumsal reformlar) sistemin çözülmesini hızlandırdığı hatırlatılıyor. Benzer bir sürecin İran’da yaşanıp yaşanmayacağı ise belirsizliğini koruyor.
Uzmanlara göre, Tahran yönetimi ideolojik çizgisinden geri adım atarsa, bu durum sistemi korumak yerine zayıflatabilir. Bu senaryoda, mevcut liderlik istemeden de olsa İran’ın “Gorbaçov’u” rolünü üstlenebilir.
Son güncellenme: 11:32:05































































































































































































