İran ve Yeni Ortadoğu

İran’daki teokratik düzenin sona ermesi, Ortadoğu’nun yarım yüzyıllık istikrarsızlık döngüsünü kırabilir. Bu senaryoda bölgesel ittifaklar yeniden şekillenirken, İsrail’den Körfez’e uzanan yeni bir denge ortaya çıkabilir.

22 Ocak 2026 - 09:35
22 Ocak 2026 - 09:35
 0
İran ve Yeni Ortadoğu

The National Interest dergisinde yayımlanan İran ve Yeni Ortadoğu” başlıklı analizinde Amerikalı yazar ve jeopolitik uzmanı Robert D. Kaplan, İran’daki teokratik düzenin sona ermesi halinde Ortadoğu’nun yarım yüzyıllık istikrarsızlık döngüsünün kırılabileceğini ileri sürdü.

Kaplan, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana İran’ın Ortadoğu’nun temel düzenleyici aktörlerinden biri haline geldiğini belirterek, Tahran’ın Lübnan’da Hizbullah’ı kurduğunu, Gazze’de Hamas’ı desteklediğini, Yemen’de Husilere güç verdiğini ve Suriye’de Esad rejimini ayakta tutan ana dayanaklardan biri olduğunu vurguladı. Kaplan’a göre İran, aynı zamanda Saddam sonrası Irak’ta milis ağları üzerinden şiddet ve kaosu derinleştiren başat aktörlerden biri oldu.

7 Ekim sonrası sürecin İran’ı zayıflattığı görüşü

Kaplan, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik saldırısının ardından yaşanan gelişmelerin, İran’ın bölgesel etkisini kırdığını savundu. Yazıda, İsrail’in iki yıl süren askeri karşılığının Hamas’ı zayıflattığı, Hizbullah’ı ağır biçimde yıprattığı ve bunun Suriye’de Esad yönetiminin çöküşüne giden yolu hızlandırdığı görüşüne yer verildi.

Kaplan ayrıca İran’ın İsrail’e yönelik füze ve nükleer kapasitesinin, geçen yaz yaşanan çatışmaların merkezinde olduğunu; İsrail ve ABD’nin bu süreçte İran’ın askeri ve istihbari yapısına ve hava savunma sistemine ağır zarar verdiğini öne sürdü.

“Vekâlet savaşları” doktrini ve kırılma

Kaplan’a göre İran’ın 1980-1988 İran-Irak Savaşı sonrasında geliştirdiği temel strateji, savaşları ülke sınırlarından uzak tutmak için vekâlet güçleri üzerinden mücadele etmek oldu. Hizbullah ve Hamas gibi yapıların, İsrail’le çatışmayı İran topraklarına taşımadan yürütmek üzere tasarlandığını ifade eden Kaplan, bu hattın zayıflamasıyla İran’ın ilk kez doğrudan hedef haline geldiğini savundu.

Kaplan, bunun İran halkı nezdinde rejimin “yenilmezlik algısını” sarstığını; ekonomik kriz, para birimi çöküşü ve su/altyapı sorunlarının da kitlesel hoşnutsuzluğu büyüttüğünü yazdı.

Kaplan: Bölgeyi sarsacak bir “seküler karşı-devrim” ihtimali

Kaplan analizinde, İran’ın köklü bir medeniyet devleti olduğu vurgusunu yaparak, ülkenin nüfus büyüklüğü ve eğitim düzeyi sayesinde bölgesel dengeleri uzun yıllar etkilediğini belirtti. Teokratik rejimin çökmesi halinde ise bunun yalnız İran’ı değil, Ortadoğu’nun tamamını sarsacak “tarihsel ölçekte” bir kırılma anlamına geleceğini savundu.

Kaplan, bu sürecin zaman alabileceğini ve ani bir geçişin farklı sonuçlar doğurabileceğini belirtse de, İran’ın yeniden “normal, ideolojik olmayan” bir devlete evrilmesinin bölgesel istikrarı güçlendirebileceğini öne sürdü.

Olası yeni eksen: İsrail – Körfez – İran

Kaplan’a göre teokratik dönemin ardından İran’ın İsrail ve ABD ile ilişkileri yeniden değerlendirmesi ihtimali masada olabilir. Bu çerçevede Kaplan, örtük bir İran-İsrail yakınlaşmasının Suudi Arabistan ve Körfez’i de içine alan yeni bir bölgesel eksen oluşturabileceğini, bunun da Lübnan’ın Hizbullahsız toparlanmasına ve Suriye’nin istikrara kavuşmasına alan açabileceğini yazdı.

Risk senaryoları: İç savaş ve azınlıkların özerklik arayışı

Öte yandan Kaplan, farklı ve daha riskli senaryoların da mümkün olduğuna dikkat çekti. Yazıda, rejimin birkaç yıl daha ayakta kalabileceği, sınırlı iç savaş ihtimali ve İran’ın sınır bölgelerindeki azınlıkların özerklik taleplerinin bölgesel zincirleme etkiler yaratabileceği vurgulandı. Kaplan, bu tür gelişmelerin sadece Ortadoğu’yu değil, Orta Asya ve Güney Asya’yı da etkileyebileceğini belirtti.

“Ortadoğu eksen değiştiriyor”

Kaplan yazısını, Ortadoğu’nun yön değiştirdiği ve tarihin büyük anlarında uzun süre imkânsız görünenin bir anda kaçınılmaz hale gelebildiği değerlendirmesiyle tamamladı.

 

Bu haber toplam 785 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 18:56:04