Suriye terör listesinden çıkarıldı: ABD’nin Şam’a yönelik şartları sürüyor
ABD’nin Suriye’yi “teröre destek veren devletler” listesinden çıkarması Şam’ın uluslararası sisteme ve yatırımlara yeniden erişimi açısından önemli bir adım oldu. Ancak Washington, güvenlik güçlerindeki radikal unsurlar, Hizbullah’ın mali ağları ve insan hakları ihlalleri konusunda Şam üzerindeki baskısını sürdürmeye hazırlanıyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Suriye’yi “teröre destek veren devletler” listesinden çıkararak Şam’a yönelik son büyük terör tanımlamalarından birini kaldırdı.
Ağustos ayı sonunda alınan karar, Suriye’nin uluslararası finans sistemine yeniden erişimi, yabancı yatırımların artırılması ve savaş sonrası yeniden inşa süreci açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Washington’ın kararıyla birlikte, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın geçmişte liderliğini yaptığı Heyet Tahrir eş-Şam’a (HTŞ) yönelik bazı terör kısıtlamaları da kaldırıldı.
Terör listesinde 1979’dan beri yer alıyordu
Suriye’nin “teröre destek veren devlet” olarak tanımlanması mevcut yönetim döneminde değil, 1979 yılında Hafız Esad yönetimi sırasında uygulanmaya başlanmıştı.
Suriye daha sonraki yıllarda Hizbullah ve İran destekli diğer gruplara verdiği destek nedeniyle Washington’ın terörle ilgili yaptırımlarına maruz kalmaya devam etti.
Karar kaldırılmadan önce Suriye, İran, Küba, Venezuela ve Kuzey Kore ile birlikte listede yer alan ülkeler arasındaydı.
Söz konusu tanımlama, silah satışları ve dış yardımlar üzerinde önemli kısıtlamalar getirirken, Suriye yönetimini ABD mahkemelerinde terörle bağlantılı davalara da açık hale getiriyordu.
Yeniden inşa ve yatırım için yeni fırsat
Trump yönetimi daha önce de Suriye’ye yönelik çeşitli yaptırımları kaldırmıştı.
ABD Kongresi, Aralık 2025’te Esad yönetimi ve destekçilerini hedef alan Sezar Yasası yaptırımlarını yürürlükten kaldırmış, Ahmed Şara’nın küresel terörist olarak tanımlanmasına da son verilmişti.
Suriye’nin terör listesinden çıkarılmasıyla birlikte ülkenin yabancı yatırım çekme imkanlarının artması bekleniyor.
Dünya Bankası, savaşın yıkıma uğrattığı Suriye’nin yeniden inşası için en az 216 milyar dolara ihtiyaç duyulduğunu tahmin ediyor.
Suriyeli yetkililer, teröre destek veren devlet tanımının kaldırılmasını daha önce ABD yatırımlarının önündeki son büyük engellerden biri olarak değerlendirmişti.
Şam, Hizbullah’a yönelik silah sevkiyatlarını engelliyor
Mevcut Suriye yönetiminin politikaları, ülkenin 1979 yılında terör listesine alınmasına neden olan Esad dönemi uygulamalarından önemli ölçüde farklılık gösteriyor.
Şam yönetimi artık Filistinli silahlı gruplara destek vermediğini ve Hizbullah’a yönelik desteği sona erdirdiğini belirtiyor.
Suriye makamları ayrıca ülke toprakları üzerinden Hizbullah’a ulaştırılmak istenen silah sevkiyatlarını engellemeye yönelik operasyonlar yürütüyor.
Bu durum, Esad yönetiminin Suriye üzerinden Lübnan’a uzanan silah koridorunun kurulmasına destek verdiği önceki dönemden önemli bir politika değişikliği olarak görülüyor.
Suriye ayrıca Kasım 2025’te IŞİD karşıtı uluslararası koalisyona katıldı ve o tarihten bu yana yüzlerce IŞİD mensubunun gözaltına alındığını açıkladı.
Hizbullah’ın mali ağları endişe yaratıyor
Buna rağmen Washington’ın Şam yönetimiyle ilgili bazı önemli endişeleri sürüyor.
Suriye’nin Hizbullah’a yönelik silah sevkiyatlarını engellemesine karşın, İran destekli grupla bağlantılı bazı mali kuruluşların Suriye’de faaliyetlerini sürdürdüğü belirtiliyor.
Bu şirketlerin önemli bölümünün Esad yönetimi döneminde kurulduğu ve yeni yönetimin söz konusu mali ağları tamamen ortadan kaldırmak için henüz kapsamlı bir adım atmadığı ifade ediliyor.
ABD Hazine Bakanlığı da haziran ayında Suriye merkezli bir şirketi Hizbullah’a maddi destek sağladığı gerekçesiyle yaptırım listesine almıştı.
Güvenlik güçlerindeki radikal unsurlar
Washington açısından bir diğer önemli konu ise Suriye’nin yeni güvenlik yapılarında radikal gruplarla bağlantılı kişilerin bulunması.
BM Güvenlik Konseyi’nin yayımladığı bir raporda, IŞİD ve El Kaide bağlantılı bazı kişilerin yeni oluşturulan Suriye silahlı kuvvetlerine, özellikle orta düzey kademelerde katıldığı belirtildi.
Rapora göre eski El Kaide bağlantılı Hurras el-Din örgütünden yaklaşık 50 ila 70 kişi Suriye ordusuna dahil oldu.
Aralık 2025’te Palmira’da meydana gelen ve bir Suriye Genel Güvenlik Servisi mensubunun iki ABD askeri ile bir tercümanı öldürdüğü saldırı da güvenlik personelinin yeterince denetlenmemesi konusundaki endişeleri artırdı.
Yabancı silahlı gruplar da gündemde
Şam yönetiminin bazı yabancı cihatçı grupları Suriye ordusuna dahil etmesi de ABD açısından hassas konular arasında bulunuyor.
Özbek kökenli Katibat et-Tevhid vel-Cihad ile Uygur kökenli Türkistan İslam Partisi bu gruplar arasında gösteriliyor.
Washington’ın, Suriye ile güvenlik iş birliğini geliştirmesi halinde Şam’dan güvenlik kurumlarındaki terör örgütleriyle bağlantılı kişilerin uzaklaştırılmasını ve yeni personel için daha sıkı güvenlik soruşturmaları uygulanmasını istemesi bekleniyor.
İnsan hakları ihlalleri konusunda baskı
ABD’nin ayrıca Suriye güvenlik güçleri ve onlarla bağlantılı silahlı grupların Alevi sivillere ve Süveyda’daki Dürzi sivillere yönelik saldırılarından sorumlu kişilerin hesap vermesi için Şam’a baskı yapması bekleniyor.
Washington’ın, Suriye’nin terör listesinden çıkarılmasının ardından başlayan yeni dönemde diplomatik ilişkiler, ekonomik normalleşme ve güvenlik iş birliği imkanlarını Şam üzerindeki etkisini sürdürmek için kullanabileceği belirtiliyor.
ABD açısından önümüzdeki dönemde terörle mücadele, güvenlik kurumlarının denetlenmesi, Hizbullah’ın Suriye’deki mali ağlarının dağıtılması ve insan hakları ihlallerinin önlenmesi, Şam ile ilişkilerde temel başlıklar arasında yer alacak.
Son güncellenme: 08:20:15






























































































































































































