ABD-İran müzakerelerinin arka planı: Kurye trafiği, suikast korkusu…
ABD Başkanı Donald Trump'ın "anlaşma yakın" açıklamalarına rağmen Washington ile Tahran arasındaki müzakereler beklenenden yavaş ilerliyor. İran'ın güvenlik kaygıları nedeniyle dijital iletişimden kaçınması, mesajların arabulucular ve insan kuryeler aracılığıyla taşınması süreci uzatırken, taraflar şimdilik kapsamlı bir anlaşma yerine çatışmaların durdurulmasına odaklanıyor.

ABD ile İran arasında devam eden diplomatik temaslarda taraflar bir anlaşmaya her zamankinden daha yakın görünse de, görüşmelerin yürütülme biçimi sürecin önündeki en büyük engellerden biri olarak öne çıkıyor. Güvenlik endişeleri, iletişim sorunları ve çok sayıda arabulucunun devreye girmesi nedeniyle mesajların iletilmesi günler alırken, uzmanlar kapsamlı bir uzlaşının kısa vadede zor olduğuna dikkat çekiyor.
Bloomberg'in haberine göre, müzakerelerdeki yavaşlığın temel nedeni taraflar arasındaki iletişim yöntemleri. ABD'li yetkililer ve analistler, doğrudan bir diyalogdan çok, mesajların taraflar arasında gidip geldiği ve günler süren dolaylı bir diplomasi trafiğinin yaşandığını belirtiyor.
Suikast korkusu ve "insan kuryeler"
ABD'li müzakerecilerin ilettiği teklifler, oldukça karmaşık bir diplomatik hat üzerinden İran tarafına ulaştırılıyor.
İranlı yetkililerin, dini liderliğin bulunduğu konumun ortaya çıkmasını önlemek amacıyla çoğu zaman "insan kuryeler" kullandığı belirtiliyor. Yetkililer, olası bir suikast riskine karşı liderliğin yerini büyük bir gizlilik içinde tutuyor.
Geçmişte üst düzey isimlerin hedef alınması ve İsrail'in daha önce müzakere süreçlerinde yer alan kişilere yönelik operasyonları, Tahran yönetiminin dijital iletişimden uzak durmasına neden oluyor. Bu nedenle İran, dijital iz bırakmamak adına daha yavaş ancak daha güvenli gördüğü yöntemleri tercih ediyor.
Bir mesaj 48 saatte ulaşıyor
Sürecin yavaş işlemesinde yalnızca güvenlik kaygıları etkili değil. Savaşın yol açtığı iletişim ve bağlantı sorunları da müzakereleri aksatıyor.
Diplomatik kaynaklara göre, İran'da yaşanan altyapı problemleri nedeniyle bazı WhatsApp mesajlarının iletilmesi dahi 48 saati bulabiliyor. ABD'nin teklifleri ve İran'ın yanıtları ise çoğu zaman Pakistanlı yetkililer aracılığıyla yapılan telefon görüşmeleri ve Tahran'a gerçekleştirilen yüz yüze temaslarla aktarılıyor.
ABD her şeyi kabul etse bile en az 5 gün gerekiyor
Üst düzey bir ABD yönetimi yetkilisi, Washington yönetiminin İran'ın tüm taleplerini kabul etmesi durumunda bile bir anlaşmanın resmiyet kazanmasının en az beş gün süreceğini ifade ediyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da geçen hafta yaptığı açıklamada, İran'dan yanıt almanın "beş ya da altı gün" sürdüğünü belirterek sürecin yavaşlığından yakınmıştı.
Beyaz Saray Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında doğrudan bir iletişim kanalı bulunduğu belirtilse de, Witkoff'un Nisan ayında İslamabad'da gerçekleştirilen son yüz yüze görüşmeden bu yana bölgeye yeni bir ziyaret yapmadığı ifade ediliyor.
Zorlu konular sonraya bırakılıyor
Mevcut koşullarda taraflar, anlaşmazlık yaratan başlıkları şimdilik erteleyerek önceliği çatışmaların durdurulmasına vermiş durumda.
Orta Doğu müzakereleri uzmanı Aaron David Miller, arabulucular ve dolaylı iletişim yöntemleriyle kapsamlı bir anlaşmaya ulaşmanın son derece zor olduğunu belirtiyor.
Miller'a göre yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıkların durumu ve İran'ın nükleer programı gibi kritik konuların çözülebilmesi için haftalar, hatta aylar sürebilecek yüz yüze müzakerelere ihtiyaç var.
Öte yandan, Başkan Trump'ın da vurguladığı gibi süreç yalnızca Washington ve Tahran arasında yürümüyor. İsrail, Suudi Arabistan, BAE, Katar, Türkiye, Pakistan ve Mısır gibi bölgesel aktörlerin çıkar ve beklentileri de müzakere masasındaki denklemi doğrudan etkiliyor.
Son güncellenme: 13:50:35

































































































































































































