Bakırhan: PKK'nin silah bırakması 27 Kasım'a yetişebilir
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, saha okumaları ve kendilerine ulaşan bilgilere göre PKK’nin silah bırakma sürecinde 27 Kasım'a kadar önemli bir aşamanın tamamlanabileceğini söyledi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, PKK’nin silah bırakma süreci, İmralı görüşmeleri, yeni anayasa tartışmaları ve sürecin seçim pazarlığı olduğu yönündeki eleştirilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Halk TV'de Deniz Bayramoğlu'nun sunduğu Gün Doğarken programına katılan Bakırhan, PKK’nin silah bırakması konusunda kasım ayını işaret etti. Kasım sonuna doğru yapılması beklenen Milli Güvenlik Kurulu toplantısında sürecin teyit edilip edilmeyeceğine ilişkin soruyu yanıtlayan Bakırhan, saha okumalarına ve kendilerine ulaşan bilgilere göre 27 Kasım'a kadar önemli bir aşamanın tamamlanabileceğini söyledi.
Bakırhan şöyle konuştu:
Saha okumalarından, oradan aldığımız duyumlara göre 27'sine en azından örgütün, PKK’nin kendisini yetiştirebileceğini düşünüyoruz. Yani diğer taraftan gerçekten sürece bir inanç var. Bakın bu çok önemli. Mesela dünya deneyimlerinde bir karar alınıyor ama işte kimileri benimsemiyor. Hatta kimileri ayrılıyor, kimileri farklı bir tavır ortaya koyuyor. Bir bütüne en 40 yıllık bir örgütün, bu kadar yaygın, dünyanın birçok yerinde örgütlü bir örgütün bir bütüne en tek fire vermeden bu sürece inanması ve gereğini yerine getirmesi aslında bir avantaj.
Bakırhan, 2013'teki çözüm süreci ile bugün yürütülen sürecin aynı olmadığını savunarak, PKK’nin mevcut süreçte daha bütünlüklü bir yaklaşım sergilediğini söyledi:
Hani 2013 ve şimdiyi karşılaştırdığımız zaman, şimdi gerçekten bir bütüne en kendisini bu sürece yatırma, sürecin başarıya ulaşması için bir yaklaşım ortaya konuluyor. Yani ben 27'sine yetişebileceğini düşünüyorum ama meselemiz sadece Milli Güvenlik Kurulu'nun vereceği o tespit ve teyit raporu değil.
Bakırhan'ın 27 Kasım tarihini işaret etmesi dikkat çekti. PKK, 27 Kasım 1978'de Diyarbakır'ın Fis köyünde kurulmuştu.
“Biz gerçekten barışmak istiyoruz”
Bakırhan, silah bırakanların sosyal ve siyasal yaşama dönüşünün ne zaman gündeme geleceğine ilişkin soruya da yanıt verdi. Geçmiş çözüm sürecinde yaşanan Habur görüntülerinin hatırlatılması üzerine Bakırhan, mevcut sürecin Habur'la karşılaştırılmasının doğru olmadığını söyledi.
Silah bırakanların sosyal ve siyasal yaşama dönüşünün çözüm sürecinin doğal bir parçası olduğunu belirten Bakırhan, geçmiş deneyimlerin bu süreç açısından da dikkate alınması gerektiğini ifade etti:
Dolayısıyla bunu Habur'la karşılaştırmak, bir meydan okuma olarak değerlendirmek eksik kalır. Kimsenin böyle bir derdi yok. Biz gerçekten barışmak istiyoruz. Geçmişte yaşananlardan da ders çıkarmamız gerekiyor. Yani bir barışı hukuka oturtamazsan, bir barışı siyasete oturtamazsan, bir biçimiyle bir başka biçimde tekrar patlak verir.
“Seçim pazarlığı yapmıyoruz”
Bakırhan, sürecin AK Parti ile DEM Parti arasında bir seçim pazarlığına dayandığı yönündeki eleştirileri de değerlendirdi. Muhalefetin sürece ilişkin kaygılarını anladığını belirten Bakırhan, iktidarın muhalefete yönelik operasyonlarını kabul etmediklerini söyledi.
DEM Parti'nin masada kendi kimliğini ve değerlerini koruduğunu belirten Bakırhan, sürecin bir ittifak ya da seçim işbirliği olmadığını vurguladı:
Orada biz bir ittifak, biz bir işbirliği içerisinde değiliz. Bir meselenin çözümü için masaya oturulmuş. Bizim kimliğimiz, bizim değerlerimiz orada duruyor. Biz bunları bırakıp da başka bir şeyin parçası olmuş değiliz.
AK Parti ile seçim pazarlığı yapıldığı yönündeki iddialara da tepki gösteren Bakırhan, böyle bir işbirliğinin gündemlerinde olmadığını söyledi:
Biz AK Partiyle seçim pazarlığı yapmıyoruz. Seçime ilişkin iş tutmuyoruz. Onun için bir seçim işbirliği yok. Böyle bir şey asla masada yok. Bizim masamızda bu tür şeyler olmaz.
“Siyasi ajandaya dayalı anayasa bizden geçmez”
Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin de konuşan Bakırhan, demokratik anayasa talebinin DEM Parti açısından yeni bir konu olmadığını söyledi. Bakırhan, HADEP döneminden bu yana demokratik anayasa talebini dile getirdiklerini belirterek, eşitlikçi, özgürlükçü ve katılımcı bir anayasa yapılması halinde bunu değerlendireceklerini ifade etti.
Ancak anayasanın tek bir siyasi parti ya da kişinin siyasi ajandasına göre hazırlanmasına karşı olduklarını belirten Bakırhan, şöyle konuştu:
Biz HADEP'ten bugüne kadar hep bir demokratik anayasa meselesini dile getiriyorduk. Eşitlikçi, özgürlükçü, katılımcı, bütün toplumun kendisini içerisinde bulabileceği bir anayasa olursa tabii ki bunu değerlendiririz. Ama tek partiye, tek kişiye, bir siyasi ajandaya dayalı bir anayasa olursa biz buna ‘evet’ demeyiz. Böyle bir anayasaya biz ‘evet’ demeyiz. Siyasi ajandaya dayalı bir anayasa bizden geçmez.
İmralı'daki koşullara ilişkin açıklama
Bakırhan, Abdullah Öcalan'ın İmralı'daki koşullarına ilişkin tartışmalar hakkında da konuştu. Öcalan için “villa” yapıldığı yönündeki iddiaları reddeden Bakırhan, İmralı'da yapılan düzenlemelerin cezaevi içerisindeki çalışma koşullarına ilişkin olduğunu savundu.
Bakırhan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
Öyle bahsedildiği gibi işte havuzu, denize kapısı olan bir şey değil. Çok ayıp. Orada cezaevinin içerisinde bir çalışma koşullarını düzenleyen işte kimi tamir ve tadilatlar yapılmıştır. Tamamı budur. Bunun dışında anlatıldığı gibi bir villa meselesi yok.
Gazetecilerin İmralı'ya gidip gitmeyeceğine ilişkin sorusunu da yanıtlayan Bakırhan, Öcalan'ın bu konuda heyete mesaj verdiğini belirtti:
Sayın Öcalan'ın kendisi heyete söylemişti; ‘Yani gelsinler’ demişti. Dolayısıyla bu konuda kendisinin de böyle bir yaklaşımı olduğunu biliyoruz.
Son güncellenme: 12:41:06




































































































































































































