Rehin Alınmış Devlet: Milisleşen Bağdat ve Kuşatılan Erbil

Orta Doğu coğrafyası, devlet dışı aktörlerin güç kazandığı, bölgesel nüfuz savaşlarının doğrudan konvansiyonel çatışmalardan asimetrik hatlara kaydığı bir alan. Uluslararası hukukun getirdiği kurumsal yapıların işlevsizleştiği bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu dönüşümün en somut ve kritik alanlardan biri şüphesiz Irak’tır. 2003 sonrası süreçte kuramsal olarak inşa edilmeye çalışılan "Federal Irak Cumhuriyeti", bugün ne klasik anlamda şiddet tekelini elinde tutabilen ne de kendi topraklarında anayasal eşitliği sağlayabilen melez (Hibrit) ve işlevsiz bir devlet yapısına bürünmüştür. Bir ülkenin devlet olabilmesinin ilk ve en temel şartı; ülke sınırlarındaki tüm silahlı güçlerin tek bir anayasal komutana bağlı olmasındadır.
Bu yapısal dönüşümün en ağır faturası ise, Irak Anayasası ile özerk / federal statüsü tanınmış olan Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne (KBY) çıkarılmaktadır. Bağdat’taki merkezi yönetimin Erbil’in hava savunma araçları ve savunma sistemleri temin etmesine hukuki ve bürokratik engeller koyması, basit bir federal yetki tartışması değildir. Aksine bu durum, devlet niteliğini aşındırmış bir merkezin, meşru bir bölgesel aktörü ‘araçsallaştırılmış’ egemenlik söylemleriyle savunmasız bırakma ve bağımlı kılma stratejisidir.
1. Kuramsal Çerçeve: Irak’ın Devlet Niteliğindeki Aşınma
Siyaset biliminde Max Weber’den bu yana kabul gören temel devlet tanımı; belirli bir ülke sınırları içerisinde "meşru fiziki şiddet kullanma tekelini elinde bulunduran kurumsal bir organizasyondur. Uluslararası hukuk açısındansa egemenlik; hem içte en üstün otorite olmayı hem de dış baskılardan bağımsız hareket edebilme kapasitesini (bağımsızlık) ifade eder.
Irak’ın mevcut tablosu bu kuramsal ilkeler ışığında incelendiğinde, ülkenin "ele geçirilmiş devlet" veya "vesayet devleti" niteliğine evrildiği görülür:
Şiddet Tekelinin Özelleşmesi ve Milisleşme: 2014 yılında IŞİD tehdidine karşı kurulan Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri), 2016 yılında çıkarılan yasayla kağıt üstünde resmi güvenlik mimarisine dahil edilmiştir. Ancak uygulama, devletin orduyu denetlemesi şeklinde değil; silahlı grupların devleti denetlemesi biçiminde gelişmiştir. Ketaib Hizbullah, Asaib Ehlil Hak ve Nuceba Hareketi gibi komuta zinciri Bağdat’taki Başbakan’a değil, kendi liderliklerine ve doğrudan Tahran’a bağlı olan yapılar, Irak’ın şiddet tekelini fiilen ortadan kaldırmıştır.
Gölge Bürokrasi ve Hazine Yağması: Irak devleti, dünyada eşine az rastlanır bir paradoksa ev sahipliği yapmaktadır: Devlet, kendi resmi ordusuna itaat etmeyen, devlet organlarını veya komşu bölgeleri (Erbil) hedef alan 200 binden fazla milisin maaşını, mühimmatını ve lojistiğini petrol gelirlerinden oluşan resmi devlet bütçesinden karşılamaktadır.
Egemenliğin Çifte Standartlı Araçsallaştırılması: Bağdat yönetimi, "Devlet Egemenliği" kavramını evrensel bir hukuk ilkesi olarak değil, iç siyasette veto hakkı olarak kullanmaktadır. Irak’taki İran yanlısı milislerin balistik füze, intihar dronu (İHA) ve ağır silahlara erişimi "devlet cephaneliği" kılıfı altında meşrulaştırılırken; Erbil’in müttefiklerinden alacağı radar veya hava savunma sistemleri "devlet egemenliğine tehdit" sayılarak engellenmektedir.
2. Bölgesel Denklemin Merkezinde: İran’ın Asimetrik Stratejisi ve ABD’nin Çekilmesi
Irak’ın devlet niteliğini yitirmesi, bölgesel güç mücadelelerinden bağımsız değerlendirilemez. Tahran rejimi, devrim ihracı ve bölgesel güvenlik mimarisini kendi çıkarları doğrultusunda kurma stratejisini "Direniş Ekseni" adı verilen vekil ağlar üzerinden yürütmektedir.
1. İleri Savunma Hattı Olarak Irak: İran, kendi sınırlarını savunmak yerine çatışmayı sınırlarının ötesine taşımayı hedefler. Irak; Lübnan, Suriye ve Yemen’e uzanan bu hattın en kritik lojistik ve siyasi üssüdür. Irak devlet mekanizmalarının felç edilmesi, Tahran’ın bu koridoru engelsiz kullanmasını sağlamaktadır.
2. ABD'nin Stratejik Boşluğu ve Müttefik Erbil: Washington’ın Orta Doğu’daki askeri varlığını azaltma ve odak noktasını Doğu Asya’ya kaydırma stratejisi, Irak’taki güç dengelerini İran lehine bozmuştur. Irak Kürdistanı, onlarca yıldır ABD ve Batı koalisyonunun bölgedeki en istikrarlı ve seküler müttefiki olarak öne çıkmıştır. Ancak ABD’nin koruma şemsiyesinin zayıflaması, Erbil’i hava tehditlerine açık hale getirmiştir.
3. Erbil’in Savunma Zafiyeti ve Güvenlik Çıkmazı
Bağdat’ın uluslararası Yabancı Askeri Satışlar (FMS) protokollerini gerekçe göstererek Erbil’e gidecek hava savunma sistemlerini veto etmesi, KBY açısından varoluşsal bir tehdit üretmektedir.
Stratejik Kuşatma: Erbil; batıda Suriye’deki belirsizlik, doğuda İran’ın doğrudan füze tehdidi, güneyde ise Bağdat destekli milis grupların konuşlandığı Sincar(Şengal) ve Kerkük hatları arasında stratejik bir kuşatılmışlık yaşamaktadır. Askeri kapasitesinin kısıtlanması, Erbil’in müzakere masasındaki elini zayıflatmayı amaçlamaktadır.
4. Sonuç ve Gelecek Projeksiyonu
Irak bugün işlevsel bir ulus-devlet değil; milis yapıları tarafından esir alınmış, anayasal kurumları kılıf olarak kullanılan bir vesayet modelidir. Bağdat merkezi hükümetinin Erbil’i hava savunma araçlarından mahrum bırakması, hukuki ve bürokratik bir düzenlemenin ötesinde; egemenlik yetkisinin taraflı ve cezalandırıcı bir enstrüman olarak kullanılmasıdır.
Bu denklemde Kürdistan Bölgesi, Bağdat üzerindeki uluslararası diplomasiyi artırarak körfez ülkeleri ile dolaylı güvenlik diyaloglarını geliştirebilir. Olası bu olumsuz koşullarda, devlet niteliğini kaybetmiş bir merkez ile savunmasız bırakılmış bir özerk / Federal bölge arasındaki bu asimetrik ilişki, tüm bölgeyi kapsayacak daha büyük çatışma dinamiklerini tetikleyebilir.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 15:37:49






























































































































































































