Öcalan: "Bir gün Kürtler mezarıma tükürecekler, Türkler ise altından heykelimi dikecekler!

3 Mayıs 2026 - 12:45
3 Mayıs 2026 - 12:45
 0
Öcalan: "Bir gün Kürtler mezarıma tükürecekler, Türkler ise altından heykelimi dikecekler!

Öcalan’ı çözmeden önce, Kürt milletinin toplumsal yapısını çözmemiz gerekiyor. Zaten bizden önce Öcalan’ın kendisi bizim için kendisini çözmeye çalışıyor.

 

Nitekim Kafkasya Kürdistan Özgürlük Hareketi eski Başkanı ve Kafkasya–Laçin (kızıl Kürdistan) Kürt Cumhuriyeti eski Başkanı Vekil Mustafayev; Apo–Öcalan Şam’da bana şunları söyledi: "Bir gün “Kürtler mezarıma tükürecek, Türkler ise altından heykelimi dikecek" dedi.

https://www.youtube.com/watch?v=wk9qLaKNYeY

 

Öcalan habire bu tükürmeyi hızlandırma istercesine aptallaştırmış Apocu Kürtleri ve Kürtlerin geleceğini hedef almaya deven ediyor!  

(Kemalistlerce Aptallaştırmış Kürtlerin başına bela olarak getirip, kendisini Yarı Tanrı olarak ilan eden Öcalan!)

3 Kasım 2025 tarihinde İmralı da Türkiye Büyük Millet Meclisi heyeti ile yaptığı toplantıda Abdullah ÖCALAN onlara şöyle der:"Türkler devletsiz yaşayamaz. Kayı boyundan bu yana devlet olmaksızın ayakta duramaz. (Aptallaştırdığımız) Kürtler böyle değildir. Türkler geldikleri coğrafyada organize olmak zorundadır. Sosyolojisi böyledir.

Türk ne kadar devletsiz yaşayamazsa, (yavaş yavaş aklını alıp aptallaştırdığımız) Kürt de devleti olsun istemez (çünkü devlet olma değerini fırsatını vermemişi). (Merak etmeyin, endişelenmeyin, çünkü taşeron ve uşak olmayı ruhlarına işlemişim. Böylece Sayın Devlet Bahçeli gibi değerimi de bilin.) Bakmayın siz) Barzanilerin ve ilkel (Kürt) milliyetçilerinki hikayedir. Aileciliktir onlarınki."

https://t24.com.tr/politika/tbmm-tartisma-yaratan-imrali-tutanaklarini-yayimladi-3-milletvekilinin-ziyaretinde-ocalan-ne-soyledi,1293314 

Kürt milleti, toplumsal yapı olarak dört katmandan meydana gelmektedir: 

Birinci Grup: Nitelikli olup, niceliği ( halkta tabanı-karşılığı ) olmayanlar. Bunlar aydın ve (gerek çağdaş okullarda gerekse de medreselerde ) okumuş kişilerdir. Bunlar halkı bir araya getirip bir kitle bilinci oluşturamazlar. Fakat bir araya getirilecek veya oluşturulacak toplum üzerinde “toplumu dizayn etme ”de etkili olabilirler. 

İkinci Grup: Hem nitelik hem de niceliği olanlardır. Bunlar dini cemaat - tarikat önderleri Şeyhlerdirler. 

200 yıldan beridir bunlar halkla iç içedirler. ( kendi tarzı ile ) Sosyal dayanışma içerisinde hem halkı eğitirler hem de bölgenin en ücra köşesine kadar, aşiretleri de içine alacak şekilde halkı tarikat bazında örgütlerler. Bir nevi şemsiye örgütlenme görevini üstlenirler. 

Üçüncü Grup: Nitelikten ziyade niceliği olanlardır. Bunlar aşiret ağaları ile toplumda “Ri-Spi” aksakallı, kanaat önderleri eşraf ve Malbat–Aristokrat Hanedanlar olarak bilinen kişilerdir. 

Dördüncü Grup: Niteliği ile niceliğe etkisi olmayan halk tabakasıdır. 

Kürdistan bölgesindeki halk, toplumunun sosyal hiyerarşisine göre, dördüncü (halk kesimi dediğimiz) grup, üçüncü (yani niceliği olup da niteliği olmayan) gruba bağlıdırlar. Üçüncü grup, dördüncü grupla beraber manevi ve duygusal bağla ikinci gruba bağlıdır. Her ikisi de mümkün olduğu kadar ikincinin söz ve isteklerini kırmaz, saygıda kusur etmezler. Bu durum yani şeyhe bağlılıkları halk arasında pozisyonlarını korumada yardımcı bile olunur. 

İki yüz yıla yakın bir zamandır, İkinci ile üçüncü gruplar, Kürt halkının % 100’e yakınına saygı ile söz geçirebilecek bir konumdadır. Yani, ( özellikle ikinci grup ) halk arasında bunlara saygı duymak sevgiden öteye bir nevi gelenek halini almıştır.

Tüm bu söylediklerimize rağmen bir araya getirilmiş toplumu sosyal ve yönetsel bazda yönetmesi için nitelikli insanlara ihtiyaç vardır. Bu da nitelik, ruhunda köleliği ret eden ve milli düşünceye sahip aydın insanların yürütmede görev alması ile olur.

Son yüz yılda, bu konuda (ister sevgi ile, isterse korku ile olsun) bizi ilgilendiren ve her yönüyle yaşantımızı etkileyen iki şahsiyet öne çıkmaktadır: Birincisi Mustafa Kemal ATATÜRK, diğeri de  Abdullah Öcalan’dır. İkisi de aslı–faslı pek bilinmeyen, ikisi de halkına kazandırmayı değil de insanların omuzlarına basarak bir yerlere gelmeye çalışan, vefasızlıkta sakınca görmeyen ve kibirlikte kendilerini “YARI TANRI” ilan etmekte sakınca görmeyen bir birleri ile ilgili insanlardırlar.

 Mustafa Kemal (TATÜRK) 1918 tarihinde İstanbul da İngiliz subayın önünde esas duruşa geçtiği anın fotoğrafı

 

Mustafa Kemal ATATÜR ne kadar İngiliz taşeronu ve yetişmesi  ise, Abdullah Öcalan da o kadar Kemalist yetişmesi ve taşeronudur. İkisi de, kendi halkından muhalif olanları bir çırpıda ortadan kaldırmakta sakınsa görmeyip, kendilerine korku sağlayacaklara karşı pır çırpıda iki büklüm olmaktan geri durmazlar. Fakat her ikisi de şunu iyi bilmeliler ki; Adil ve hakim olan Allah vardır. Hiçbir surette mazlumun ahını zalimde bırakmaz. Bu konuda her ikisinin de kendi patronlarına karşı söylem ve görsel resimli belgeleri aşağıdadır:

Öcalan’ın belgeli kendi söylemiyle Kemalistlerin taşeronluğuna delil olabilecek;

 

Öcalan:

-Türkiye'ye taşeronluk yapmaya hazırım.

-30 milyon Kürtleri Türkiye'nin hizmetine sokacağım.

-Tamam, benim bazı zararlarım oldu, fakat Türkiye'ye kat kat kazandıracağım."

-Kendi planlamama göre "Kürtçülük konusunu Türkiye lehine halledeceğim"

-Geçmiş (Şeyh Sait de dahil tüm) Kürt isyanları "Gerici ve emperyalist oyunudur."

-Benim için Kemalizm'e kayıyor diyebilirler. Kemalizm düşmanlığı Kürtlerin lehine değildir.

-Eskiden Türkiyelilik Diyordum, Onu Aştım, Artık Türkiye (Türk) Ulusu diyorum. Hepimiz

Türkiye (Türk) Ulusundanız." (Bunun için;)

"Hakkâri'nin en ücra köyünde bile Türkçe konuşturacağım, hem de İstanbul şivesiyle " 

(Serxwbun dergisi 222. Sayısından ve Öcalan'ın soruşturma videolarından)

 

Yine  Abdullah Ôcalan:

"Silahlı savaşımız bir hataydı. Yüzde yüz kazanacağımızı bilsek bile tek bir kurşun sıkmayacağız'. (Imralı Savunmasi)

"Bugün Güney'de bir Kürt devleti doğuyor. Arkasında ABD ve Avrupa var. Bu devletin ideolojisi milliyetçidir. Bu milliyetçilik yerinde durmayacak. Iran'dan, Türk'ten, Arap'tan, şundan bundan bir şey isteyecek. Bu da katliamları getirecek. Bunlar yaygınlaşacak. İkinci bir Siyonizm gibi Kürt işbirlikçiliğinin devletleşmesi söz konusudur.

Kürt milliyetçiliğinin devletleşmesi İran ve Türkiye'ye karş kullanılacak. Ben bunu engellemeye çalıştım'. (A. Öcalan 

(05.01.2005 tarihli görüşme notları)

 

Tekrardan Öcalan: 

'Türkiye'ye taşeronluk yapmaya hazırım. 30 milyon Kürtleri Türkiye'nin hizmetinize sokacağım. Ben elimdeki gücü biliyorum. Bu, müthiş bir güçtür. Tamam, benim biraz zararım oldu ama onun kat kat Türkiye

kazandıracağım"

Geçmiş Kürt isyanları "Gerici ve emperyalist oyunudur." "İsyanlar tarihi iyi bilinmeli ve doğru algılanmalıdır. Geçmişte yaşanan isyanlar ilkel milliyetçiliğe dayalıdır. Bazıları benim için Kemalizm'e kayıyor diyebilirler.

Kemalizm düşmanlığı Kürtlerin lehine değildir. İlk Kürt isyanları Batı'ya dayanıyordu. "Hakkâri de bile Türkçe konuşturacağım, hem de İstanbul şivesiyle " "Eskiden Türkiyelilik Diyordum, Onu Aştım Artık Türkiye (Türk) Ulusu

Diyorum. Hepimiz Türkiye (Türk) Ulusundanız" 

(Serxwbun dergisi 222. Sayısından ve Video çözümlemelerinden)

 

KCK Genel Başkanı Abdullah Öcalan; 

"1920'li yıllardaki Mustafa Kemalin izindeyim. Onu kendime örnek alıyorum.

Başından beri benim böyle bir toprak koparma isteğim hiç olmadı.

Yanımdaki insanların bu tür amaç taşıdıkları söylenebilir. Ama ben hep içimde bunları alaya aldım.

Hatta devlet için tehlike arz eden bu düşünce sahibi insanları devletten çok ben bitirdim.

Devleti tehlikeli bir ortama sürüklemedim.

Devlet için tehlikeli olabilecek bir soruna el atıp, devletin bu konuda duyarlı olmasına çalıştım.

Kaldık ki bizim önderliğimizle bu soruna el atılmamış olsaydı, devlet daha büyük bir tehlikenin içine sürüklenecekti.

Ustelik benden daha önce buna talip insanlar vardı. Ama bunları tasfiye ettik." 

(Şubat 2002 tarihinde İmralı Görüşme notlarından)

 

En sonun da; 

Cemil Bayık, PKK ihanet şebekesinin tabutuna son çiviyi çakarak son noktayı koyuyur;

PKK eş Başkanı CEMİL BAYIK: “Bağımsız Kürdistan” hedefinin stratejik bir slogandı." "Kürdistan’ın dört parçasını Türkiye, Suriye, İran ve Irak’tan ayırmaya yönelik girişimlerin yanlış bir politikadır." “Buna izin vermeyeceğiz” Peki, O zaman neden yüz binlerce Kürt, bağımsız Kürdistan hedefi uğruna hayatını kaybettirdiniz?

https://x.com/SesliSurec/status/2046862773577978030  

Okuyucuların İrtibat ve yorumları için: [email protected]


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 21922 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 20:02:48