İran bağlantılı milisler Irak'ı bölgesel savaşa sürüklüyor
Uzmanlar, İran destekli milis grupların son dönemdeki saldırılarının Irak'ı ABD ve Körfez ülkeleriyle yaşanan gerilimin merkezine çektiğini, Bağdat yönetiminin milisleri devlet denetimine alma çabalarının ise Tahran'ın bölgesel stratejisiyle doğrudan çatıştığını değerlendiriyor.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, ülkesinin ABD ile İran arasında bir çatışma alanı değil, diplomatik ve ekonomik ilişkileri güçlendiren bir köprü olmasını hedefliyor. Ancak Al-Monitor'da yayımlanan analize göre, İran destekli milis grupların son dönemdeki faaliyetleri Bağdat'ın bu politikasını ciddi şekilde zorluyor.
Bu hafta İran'a yakın milisler Suudi Arabistan'a yönelik İHA saldırıları düzenlerken, İran Devrim Muhafızları da Ürdün'deki ABD üssüne balistik füze saldırısı gerçekleştirdi. Bunun ardından ABD ve Suudi Arabistan, Irak'taki İran yanlısı milis hedeflerine ortak hava saldırıları düzenledi.
Milislerin silahsızlandırılması gündemde
Washington yönetimi uzun süredir İran bağlantılı milislerin devlet kontrolüne alınmasını talep ediyor. Başbakan Zeydi de göreve geldikten sonra bu konuyu öncelikli gündem maddelerinden biri haline getirerek 30 Eylül'e kadar silahlı grupların silah bırakmasını istedi.
Zeydi, "Devlet dışında hiçbir yapının silah taşımasına izin vermeyeceğiz" açıklamasını yaparken, bu tarih aynı zamanda ABD'nin Irak'taki askeri danışmanlarını çekmeyi planladığı döneme denk geliyor.
Tahran etkisini korumaya çalışıyor
Analize göre İran, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) bünyesindeki İran yanlısı grupları bölgesel nüfuzunun temel unsurlarından biri olarak görüyor. Kataib Hizbullah ve Hareket el-Nüceba gibi güçlü grupların silahsızlanmayı reddetmesi de Tahran'ın bu yaklaşımını yansıtıyor.
Yazıda, Zeydi'nin 23 Temmuz'daki Tahran ziyaretinin ardından İran'ın, milislerle ilgili kararların Bağdat ya da Washington'da değil Tahran'da alındığını göstermek istediği değerlendirmesi yapılıyor.
Kürdistan Bölgesi de hedefte
Zeydi'nin İran dönüşünden kısa süre sonra Irak Kürdistan Bölgesi'ne yönelik silahlı İHA saldırılarının yeniden başlaması da bu stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor.
Analizde, Kürdistan Bölgesi'nin Irak'taki en güçlü ABD müttefiki olduğu, Amerikan askerlerinin ve Patriot hava savunma sistemlerinin çekilmesiyle birlikte bölgenin İran destekli milislerin baskısına daha açık hale gelebileceği belirtiliyor.
Körfez ile ilişkiler zarar görüyor
İran bağlantılı milislerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının, Bağdat'ın Körfez ülkeleriyle normalleşme çabalarına da darbe vurduğu ifade ediliyor.
Irak'ın Riyad ile ilişkileri geliştirmeye çalıştığı bir dönemde yaşanan saldırılar nedeniyle Başbakan Zeydi'nin planlanan Suudi Arabistan ziyaretini ertelemek zorunda kaldığı aktarılıyor.
"İran'ın mantığı savaş mantığı"
Analizde görüşlerine yer verilen üst düzey bir Körfez yetkilisi, Tahran'ın mevcut yaklaşımını "İran'ın mantığı savaş mantığıdır" sözleriyle özetliyor.
Yazıda, İran'ın zamanın kendi lehine işlediğine inandığı, ABD ve İsrail'deki siyasi gelişmeleri beklediği, ancak bu süreçte Irak'ı daha derin bir bölgesel çatışmanın içine sürükleme riski taşıdığı değerlendirmesi yapılıyor.
Analiz, İran'ın uzlaşma yerine gerilimi tercih ederek hem kendi halkını hem de bölge ülkelerini daha büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya bıraktığı sonucuna varıyor.
Son güncellenme: 10:40:29


































































































































































































