Washington Enstitüsü analizi: ABD’nin Irak’tan çekilmesi IŞİD’e alan açabilir

Washington Enstitüsü araştırmacısı Aaron Y. Zelin, ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesinin ardından IŞİD’in yeniden saldırılarını artırabileceği uyarısında bulundu. Örgütün son yıllarda ciddi ölçüde zayıfladığını ancak hapishaneler, Sünni bölgelerdeki siyasi sorunlar ve Irak merkezi hükümetiyle Kürdistan Bölgesi arasındaki güvenlik koordinasyonu eksikliklerinden yararlanabileceğini belirten Zelin, ABD’nin istihbarat ve terörle mücadele desteğini sürdürmesi gerektiğini vurguladı.

10 Ekim 2026 - 14:52
10 Ekim 2026 - 14:52
 0
Washington Enstitüsü analizi: ABD’nin Irak’tan çekilmesi IŞİD’e alan açabilir

ABD güçlerinin 30 Eylül’de Irak’taki Erbil Hava Üssü’nden ayrılmasıyla 2014’te başlayan uluslararası koalisyonun ülkedeki askerî misyonu sona erdi. Washington Enstitüsü araştırmacısı Aaron Y. Zelin, ABD’nin çekilmesinin ardından yayımladığı analizde, IŞİD’in Irak’taki mevcut kapasitesinin geçmiş yıllara kıyasla önemli ölçüde gerilediğini ancak örgütün yeniden toparlanma girişimlerine ilişkin işaretlerin ortaya çıktığını yazdı.

Zelin’e göre IŞİD’in Irak’taki saldırı iddiaları 2020’deki 1.459 seviyesinden 2025’te 16’ya kadar düştü. Örgütün üst düzey yöneticilerinin öldürülmesi, güvenlik güçlerinin operasyonları ve insan kaynağındaki azalma bu gerilemede etkili oldu. Buna karşın gözaltı verileri, örgütün ağlarının tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

Washington Enstitüsü’nün IŞİD faaliyetlerine ilişkin verilerine göre Irak ve Kürdistan Bölgesi’ndeki yetkililer, Kasım 2024 ile Eylül 2026 arasında IŞİD bağlantılı 98 kişiyi gözaltına aldı. Zelin, saldırı sayısındaki keskin düşüşe rağmen tutuklamaların aynı oranda azalmamasının, örgütün şiddet düzeyinin altında kalan faaliyetlerini sürdürdüğüne işaret ettiğini belirtti.

2011-2014 deneyimi ve yeni riskler

IŞİD’in önceki yükselişinde ABD’nin 2011’de Irak’tan çekilmesi, güvenlik açıkları, suç faaliyetlerinden elde edilen gelirler, Sünni toplulukların merkezi hükümetten dışlanması, Suriye’deki savaş ve hapishane baskınları belirleyici olmuştu. Örgüt, bu koşullardan yararlanarak 2014’te geniş bir alanı kontrol altına almıştı.

Zelin’e göre IŞİD, 2019-2020 döneminde de kırsal bölgelerde tehdit ve yıldırma faaliyetlerini artırdı, köy ileri gelenlerini ve kendisine karşı çalışan kişileri hedef aldı, tarım alanlarını ateşe verdi ve Kerkük-Diyala-Selahaddin hattında yeniden hücreler kurmaya çalıştı. Ancak bu kez ABD güçlerinin ülkede kalması, Irak güvenlik güçlerinin daha yüksek operasyonel kapasitesi, Sünni toplulukların örgüte mesafeli yaklaşması ve IŞİD’in deneyimli kadrolarındaki kayıplar örgütün ilerlemesini sınırladı.

ABD’nin çekilmesiyle bu unsurlardan biri ortadan kalktı. Zelin, bundan sonraki sürecin diğer güvenlik mekanizmalarının ABD desteği olmadan ne ölçüde ayakta kalacağına bağlı olduğunu kaydetti.

Irak güvenlik güçleri bağımsız operasyonlar gerçekleştirebilse de Zelin, istihbarat paylaşımı ve hava desteğinin bugüne kadarki operasyonlarda önemli rol oynadığını belirtti. IŞİD’in yayınlarında da Irak güvenlik güçlerinin hava desteği olmadan hareket etmekte zorlandığı yönünde mesajlar verildiğine dikkat çekti.

Saldırılarda artış işaretleri

Analize göre IŞİD’in yeniden kırsal bölgelerde baskı kurmaya çalıştığını gösteren bazı işaretler ortaya çıktı. Örgüt, Ağustos ve Aralık 2025’te Musul’un güneybatısında bir muhbiri, el-Bu Dor bölgesinde ise bir köy ileri gelenini öldürdüğünü duyurdu. Bu yılki saldırılarda da örgüte karşı mücadelede etkili olan Terörle Mücadele Servisi ve Sünni aşiret güçleri hedef alındı.

Eylül ayında saldırı iddialarında belirgin bir artış yaşandı. IŞİD, ayın ilk üç haftasında beş saldırı üstlendi. Bu sayı, önceki sekiz ayda üstlenilen saldırıların toplamını aştı. Kerkük ve Enbar’da ordu ile aşiret güçlerine yönelik saldırıların yanı sıra örgüt, 18 Eylül’de Hadise ile Beyci arasındaki bir elektrik hattının direğini devirdi.

Zelin, altyapıya yönelik bu saldırının, IŞİD’in son yıllarda daha az başvurduğu ekonomik hedefleri yeniden gündemine aldığını gösterdiğini belirtti. Örgütün propaganda yayınlarında saldırıların artışı, hilafetin yeniden kurulacağı iddiasıyla ilişkilendirildi.

Eylül ayında Kürt güçlerinin Halepçe ve Süleymaniye’de saldırı hazırlığında olduklarından şüphelenilen 22 kişiyi gözaltına aldığı da aktarıldı. Kerkük’ün kuzeyindeki Altunköprü’de ise ABD’nin çekilmesinden iki gün önce, patlayıcı kemer taşıyan iki IŞİD mensubu öldürüldü.

Hapishaneler en önemli risklerden biri

Zelin’e göre IŞİD’in yeniden güç kazanması bakımından en ciddi risklerden biri, örgüt üyelerinin tutulduğu cezaevleri. Ocak ayında ABD güçleri, Bağdat’ın talebi üzerine Suriye’nin kuzeydoğusundaki kamp ve diğer gözaltı merkezlerinde tutulan 5 bin 700’den fazla kişiyi Irak’taki cezaevlerine nakletti.

Analizde, Irak’taki bazı cezaevlerinde güvenlik açıkları bulunduğu ve tutukluların örgütsel hücreleri yeniden kurmaya çalıştığı ifade edildi. Suriye’deki gözaltı merkezlerinden dönen bazı kişilerin silah ve para transferiyle bağlantılı faaliyetlerde yakalandığı da belirtildi.

Zelin, cezaevi personelinin denetlenmesi, tutukluların iletişimlerinin izlenmesi ve örgütün üst düzey kadrolarının diğer mahkûmlardan ayrılması gerektiğini kaydetti. Ayrıca IŞİD bağlantısı açık olmayan tutukluların ülkelerine daha hızlı geri gönderilmesi ve yargılamaların şeffaf yürütülmesi çağrısında bulundu.

Analizde, Haşdi Şabi’ye bağlı güçlerin Sünni bölgelerdeki varlığının da iki yönlü sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi. Bu güçlerin konuşlanması IŞİD’in hareket alanını sınırlarken, gözaltı merkezleri ve diğer bölgelerdeki ihlallerin Sünni topluluklardaki mezhepsel hoşnutsuzluğu besleyebileceği ifade edildi.

Suriye’deki gelişmeler belirleyici olacak

Zelin, Suriye’nin 2011-2014 döneminde IŞİD’in yükselişini hızlandıran başlıca etkenlerden biri olduğunu hatırlattı. Bugün ise tablonun farklılaştığını belirterek, Suriye’deki yeni yönetimin IŞİD’i düşman olarak gördüğünü ve Bağdat’la güvenlik işbirliğine başladığını kaydetti.

Irak ile Suriye yönetimleri arasında sınır güvenliği, tutuklular ve gözaltı merkezlerinden dönen kişiler konusunda koordinasyon yürütülüyor. Ancak Zelin, bu işbirliğinin henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve ABD’nin arabuluculuğu olmadan ne ölçüde sürdürülebileceğinin belirsizliğini koruduğunu belirtti.

IŞİD’in Irak ve Suriye’deki yapılanmalarının idari bağlarını sürdürmesi, iki ülkedeki güvenlik gelişmelerinin birbirini etkilemesine neden oluyor. Bu nedenle sınır güvenliği, tutukluların durumu ve örgütün mali ağlarıyla mücadele, ortak bir yaklaşım gerektiriyor.

ABD’ye beş başlıkta öneri

Zelin, Washington’ın IŞİD’in yeniden güç kazanmasını önlemek için askerî misyonun sona ermesinin ardından da Irak’a desteğini sürdürmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda ABD’nin Bağdat ve Erbil’le istihbarat paylaşımını kurumsallaştırmasını, gerektiğinde üst düzey IŞİD mensuplarına yönelik operasyonlar için koordinasyon mekanizması oluşturmasını önerdi.

Analizde öne çıkan diğer öneriler şöyle sıralandı:

- Cezaevlerinin güvenliğini güçlendirmek: Tutukluların iletişimlerinin izlenmesi, cezaevi personelinin denetlenmesi ve örgüt yöneticilerinin diğer mahkûmlardan ayrılması.

- Erken uyarı göstergelerini takip etmek: Köy ileri gelenlerine ve muhbirlere yönelik saldırılar, altyapı sabotajları, cezaevi olayları ve IŞİD’in üstlendiği saldırılardaki artışın yakından izlenmesi.

- Bağdat-Erbil koordinasyonunu geliştirmek: Kerkük, Diyala, Selahaddin ve Ninova gibi tartışmalı bölgelerde Irak güvenlik güçleriyle Peşmerge arasındaki ortak koordinasyon merkezlerinin işler tutulması ve ortak operasyonların kolaylaştırılması.

- Irak-Suriye işbirliğini desteklemek: Sınır güvenliği, tutuklular, kamplardan dönen kişiler ve örgütün para transfer ağları konusunda iki ülke arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi.

- Desteği siyasi reform beklentilerine bağlamak: Sünni toplulukların temsili, yeniden inşa kaynaklarının adil dağıtılması, savaşta zarar gören sivillere tazminat ödenmesi ve milis ihlallerinin sınırlandırılması.

Zelin’e göre IŞİD tehdidini değerlendirirken yalnızca örgütün kontrol ettiği topraklara veya yıllık saldırı sayısına bakmak yeterli değil. Sünni bölgelerde siyasi temsil, adalet, güvenlik ve yeniden inşa alanlarında kaydedilen ilerleme de belirleyici olacak.

Zelin, Eylül ayındaki saldırı artışının uzun soluklu yeni bir kampanyanın başlangıcı mı yoksa örgütün kapasitesini göstermek için yaptığı sınırlı bir hamle mi olduğunun önümüzdeki aylarda anlaşılacağını belirtti. Irak güçlerinin ABD desteği olmadan faaliyet göstereceği bu dönemde, erken uyarı işaretlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

 

Bu haber toplam 167 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 15:54:10