AK Parti içinde 'Londra-Tel Aviv hattı' iddiası
AK Parti'nin kurucu kadrolarında yer alan eski milletvekili Metin Külünk, iktidar partisi içinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi geleceğini zayıflatmaya çalışan bir grubun bulunduğunu öne sürdü. Külünk, söz konusu çevrelerin “Londra-Tel Aviv hattından beslendiğini” iddia ederek, bu yapının hem Erdoğan sonrası döneme hazırlandığını hem de seçimlerde Erdoğan'ın yenilgisinin zeminini oluşturmaya çalıştığını savundu.

T24’e verdiği kapsamlı röportajda Türkiye'nin iç siyaseti, dış politika tercihleri, Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen soruşturmalar ve AK Parti'nin toplumsal desteğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Külünk, son yıllarda parti ile toplum arasındaki mesafenin açıldığını söyledi.
“AK Parti sosyolojisi eriyor”
Külünk, 2023 seçimlerinden sonra AK Parti'nin toplumsal desteğinde belirgin bir aşınma gördüğünü belirterek, bu durumun yalnızca partiyle sınırlı kalmadığını ifade etti.
“2024'ten beri sadece AK Parti sosyolojisinin değil, Erdoğan sosyolojisinin de eridiğini söylüyorum. Bugün geldiğimiz noktada iş artık erimenin de ötesine geçti” diyen Külünk, özellikle gençler arasında liyakat ve adalet konusundaki kaygıların derinleştiğini vurguladı.
Gençlerin önemli bir bölümünün yurt dışında yaşamayı tercih etmek istemesini ciddi bir uyarı olarak değerlendiren Külünk, mülakat sistemi, kayırmacılık algısı ve fırsat eşitsizliğinin toplumda büyüyen bir tepkiye dönüştüğünü ifade etti.
“Saraçhane'de AK Partililerin çocukları da vardı”
19 Mart 2025 sonrasında başlayan protestolara da değinen Külünk, gösterilere yalnızca muhalif kesimlerin değil, muhafazakâr ailelerin çocuklarının da katıldığını söyledi.
“Saraçhane'deki gösterilerde muhafazakâr ailelerin çocukları vardı. Babaları AK Partili olanların çocukları da vardı” ifadelerini kullanan Külünk, gençlerin tepkilerinin doğru okunması gerektiğini savundu.
“İmamoğlu projesinin AK Parti içinde de karşılıkları var”
Röportajın en dikkat çeken bölümünde Ekrem İmamoğlu'nun siyasi yükselişini “uluslararası bir proje” olarak nitelendiren Külünk, bu projenin yalnızca muhalefet cephesinde değil AK Parti içinde de destekçilerinin bulunduğunu ileri sürdü.
Külünk, “AK Parti'nin içerisinde, Sayın Cumhurbaşkanımızın çevresinde Londra-Tel Aviv hattından beslenen bir akıl var. Bu hat Erdoğan sonrasına hazırlanıyor, hatta sandıkta bir Erdoğan yenilgisinin zeminini oluşturuyor” dedi.
Bu çevrelerin isimlerini vermeyen Külünk, aynı yapının CHP içerisindeki gelişmelerde de etkili olduğunu ve “mutlak butlan” kararının ardından CHP yönetiminin şekillenmesinde rol oynadığını iddia etti.
“Cumhur İttifakı iletişimde başarısız oldu”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturmalar konusunda da değerlendirmelerde bulunan Külünk, iktidarın süreci topluma anlatmakta başarısız olduğunu söyledi.
İBB soruşturmasına ilişkin iddiaların kamuoyuna yeterince aktarılmadığını savunan Külünk, “Bu sürecin iletişiminde ciddi boşluk bırakıldı. Sokak da bu boşluktan etkileniyor” ifadelerini kullandı.
Yarı başkanlık sistemi önerisi
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yeniden ele alınması gerektiğini belirten Külünk, Türkiye'nin yarı başkanlık modeline geçmesini savundu.
Mevcut sistemde yürütmenin bütün yükünün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üzerinde toplandığını söyleyen Külünk, parlamentonun güçlendirildiği ve sorumluluğun daha geniş paylaşıldığı bir modele ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
Yeni anayasa konusunda şüpheli
Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu belirten Külünk, mevcut siyasi atmosferde bunun gerçekleşmesinin zor olduğunu söyledi.
“Milletle siyaset arasındaki mesafe çok açık. Daha önce sorsaydınız mümkün derdim ama bugün yeni anayasa konusunda çok emin değilim” değerlendirmesinde bulundu.
Tom Barrack çıkışı
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın açıklamalarını da eleştiren Külünk, hükümetin kamuoyunda oluşan soru işaretlerine yanıt vermesi gerektiğini ifade etti.
Barrack'ın Türkiye'nin idari yapısı ve bölgesel geleceğine ilişkin açıklamalarının kabul edilemez olduğunu söyleyen Külünk, “Tom Barrack bir eyalet valisi gibi konuşamaz. Hükümet vatandaşın bu konudaki sorularına cevap vermeli” dedi.
“Bürokratik oligarşi riski var”
Külünk, siyasetin toplumla bağının zayıflamasıyla birlikte bazı bürokratik yapıların güç kazandığını da savundu.
AK Parti iktidarının 24 yıllık döneminde bazı bürokratların hiç olmadıkları kadar etkili hale geldiğini belirten Külünk, “Siyaset alanı boşaldığında o boşluğu kamu bürokrasisi doldurur” görüşünü dile getirdi.
Son güncellenme: 11:11:41































































































































































































