Susmayın!

Yanlış anlaşılmalara mahal vermemek adına öncelikle şunu söyleyeyim .Diyarbakır cezaevinde nefes almak, anneyle Kürtçe konuşmak bile başlı başına bir direniştir, hepsi saygın bir davranıştır.
Fakat gerçekleri tersyüz edenlere ve sessiz kalanlara bir şeyler söylemek durumundayım .
Yenilmek, insan olmanın ve tarihin bir parçasıdır. Napolyon yenildi. Sezar yenildi. George Washington yenildi. Kürt tarihinde Seyit Rıza yenildi, Şeyh Said Efendi yenildi, Mele Mustafa Barzani yenildi, Kadı Muhammed yenildi. İnsan doğar, yaşar, mücadele eder ve sonunda ölüme yenilir. Ağaçlar zamana, tabiat insana, insan da hayatın kaçınılmaz gerçeklerine yenilir. Yenilgi, yaşamın içindedir.
Bu yüzden cezaevinde direnemeyen, yenilen, kurallara uymak zorunda kalan, bugün bazıları tarafından “postal yaladı” diye aşağılanan insanlara sesleniyorum:
Başınızı öne eğmeyin!
Utanmayın!
Yenilmek bir utanç değildir. Asıl utanması gerekenler siz değilsiniz.
Asıl utanması gerekenler, Diyarbakır zindanındaki direnişi kendi siyasi hegemonyasına yedekleyen; o direnişin mirasını kendi örgütsel çıkarları için kullanan; PKK’nın büyümesine, insan gücü toplamasına ve mobilizasyonuna zemin hazırlayanlardır. Çünkü mesele yalnızca direnmek değildir. Mesele, direnişin sonunda neye hizmet ettiğindir.
Yenilerek kurallara uymak, kendi içinden ihanet çıkarmamak eziklik değildir. Tam tersine, bazen en ağır bedeli ödeyerek insan kalabilmektir.
Eziklik; “direndik” diye övünüp kendi içinden ihaneti büyütmektir!
Eziklik; kendi halkına silah doğrultanları, kendi insanını infaz edenleri, binlerce tetikçiyi ve Kürt’ün Kürt’e kurşun sıkmasını bir “direniş destanı” diye pazarlamaktır!
PKK çevreleri yıllardır yenilen örgütleri “teslim oldu”, “postal yaladı” diyerek aşağılamaya çalışıyor. Peki, yenilen örgütlerin içinden kendi halkına karşı binlerce silahlı tetikçi çıkaran kaç yapı var? Yenilenlerin içinden, kendi milletine kurşun sıkan kaç bin kişilik bir mekanizma doğdu?
İşte asıl soru budur!
Şimdi; Sizleri aşağılayanların Gücü yetiyorsa, yenilenlerin içinden kendi halkına silah sıkan tek bir insan gösterin. Tek bir kişi!
Gösteremezler. Ama “biz şöyle direndik, böyle yaptık” diye böbürlenenlerin içinden kendi halkına silah sıkan yüzlercesi çıktı. Yüzlercesi ! hem de delili ve İspatlı ….
Siz değerli insanlar Yenildiniz, evet. Belki direniş gösteremediniz. Belki kurallara uydunuz. Belki hayatta kalmaya çalıştınız. Ama kendi halkınıza karşı bir ihanet ordusu kurmadınız. Kendi milletinize kurşun sıkan binlerce insan yetiştirmediniz.
Bu yüzden başınızı dik tutun!
Sizin yenilginiz, başkalarının “direniş” adı altında büyüttüğü ihanetten daha onurludur!
Sizin yenilginiz, onların zafer diye anlattığı karanlıktan daha kutsaldır.
Artık başınızı kaldırıp açıkça söylemenin zamanıdır:
“Evet, biz yenildik. Ama siz direnişinizin içinden ihaneti büyüttünüz!
Biz yenildik; fakat kendi halkımıza karşı bir savaş makinesi kurmadık!
Siz ise direniş iddianızın içinden, Kürd’ün Kürd’e kurşun sıktığı bir düzen çıkardınız.
Yenilenler utanmasın.!
Utanması gerekenler, yenilgiyi aşağılayıp kendi ihanetlerini zafer diye pazarlayanlardır!.
Çünkü tarih yalnızca kimin direndiğini değil, kimin neye dönüştüğünü , o kutsadıkları direnişlerinin bugünkü Türkiyelileşmeye nasıl evirildiğini ,bunun ana kolonlarından birine nasıl geldiği tarihi süreci de yazar.
Son sözüm Diyarbakır’da yüzbaşı Esat’ın postalını yalamak, esat’tan daha aşağılık bekaa’daki şaşı Baykuşun bostanlı yalamaktan daha iyidir ..
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 15:54:03




























































































































































































