BAE destekli Suriye-Irak Koridoru Körfez'in yeni ticaret rotası olabilir mi?
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Suriye, Akdeniz limanlarını Irak üzerinden Körfez pazarlarına bağlayacak yeni bir lojistik koridoru planlıyor. Uzmanlara göre proje, bölgesel ticareti yeniden şekillendirme potansiyeli taşısa da siyasi istikrarsızlık, güvenlik riskleri ve altyapı eksiklikleri önemli engeller oluşturuyor.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Suriye, Suriye'nin Akdeniz limanlarını Irak üzerinden Körfez ülkelerine bağlayacak yeni bir ticaret ve lojistik koridoru oluşturma planlarını hızlandırıyor. Girişim, Abu Dabi'nin Beşşar Esad sonrası dönemde Suriye'nin yeniden inşasına yönelik artan ekonomik ilgisinin son göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Suriye resmi haber ajansı SANA'ya göre, Emirlik ve Suriyeli yetkililer 26 Haziran'da yaptıkları görüşmede, Suriye limanlarını Irak'ın Umm Kasr Limanı ve BAE'deki Halife Limanı'na bağlayacak koridoru ele aldı. Görüşmelerde ayrıca Suriye limanları, serbest bölgeler ve El-Tanf sınır kapısında kurulması planlanan lojistik merkezine yönelik yatırım fırsatları da değerlendirildi.
Planlanan güzergâhın deniz taşımacılığı sürelerini ve lojistik maliyetlerini azaltarak bölgesel tedarik zincirlerini güçlendirmesi hedefleniyor.
BAE'nin Suriye yatırımları genişliyor
Söz konusu proje, BAE'nin savaş sonrası Suriye'de yalnızca diplomatik ilişkileri geliştirmekle kalmayıp yeniden yapılanma sürecinin ilk yatırımcılarından biri olma stratejisinin parçası olarak görülüyor.
Girişim aynı zamanda, bu yıl yaşanan İran savaşı sırasında Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığının kırılganlığının ortaya çıkmasının ardından Körfez ülkelerinin alternatif ticaret güzergâhları arayışını da yansıtıyor.
Atlantic Council'de Suriye uzmanı olan Ömer Özkızılcık, Körfez ülkelerinin Hürmüz Boğazı'na bağımlılığı azaltmak istediğini belirterek, Orta Doğu'dan Avrupa'ya uzanacak yeni ihracat koridorları açısından Suriye'nin coğrafi olarak en uygun ülke olduğunu söyledi.
Özkızılcık, Aralık 2024'te Beşşar Esad'ın iktidardan ayrılmasının ardından Suriye'nin yatırım açısından daha cazip hale geldiğini ifade etti.
Tartus anlaşmasının devamı niteliğinde
Yeni koridor planı, BAE'nin Suriye lojistik sektöründeki daha geniş yatırım stratejisinin devamı olarak görülüyor.
Dubai merkezli DP World, Temmuz 2025'te Tartus Limanı'nın geliştirilmesi ve işletilmesi için 800 milyon dolarlık, 30 yıllık imtiyaz anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşma, Suriye'nin Doğu Akdeniz'de bölgesel bir lojistik merkezi haline getirilmesini hedefliyor.
Ortadoğu Enstitüsü'nden Muhammed Süleyman ise BAE'nin limanlar, serbest bölgeler, ulaştırma altyapısı ve dijital dönüşüm gibi alanlarda Suriye'deki yatırımlarını sürdürdüğünü belirtti.
Altyapı ve güvenlik en büyük engeller
Uzmanlara göre ticaret koridorunun hayata geçirilmesi siyasi anlaşmaların ötesinde ciddi altyapı yatırımları gerektiriyor.
Dünya Bankası verilerine göre, 13 yıl süren iç savaş Suriye'de yaklaşık 216 milyar dolarlık hasara yol açtı. Ülke ekonomisi 2010'dan bu yana yüzde 50'den fazla küçülürken, yolsuzluk, para birimindeki istikrarsızlık ve parçalı yönetim yapısı yatırımcıları caydırmaya devam ediyor.
İş kurma süreçlerindeki zorluklar, finansmana erişim sorunları, hukuki altyapının zayıflığı ve küresel bankacılık sistemiyle sınırlı entegrasyon da projenin önündeki diğer engeller arasında yer alıyor.
Irak'ın desteği kritik önem taşıyor
Planlanan koridorun merkezinde yer alan Irak'ın projeye vereceği destek de belirleyici olacak.
Özkızılcık, Irak açısından Avrupa ile ticaret bağlantılarının geliştirilmesinin ve Suriye altyapısına yatırım yapılmasının ülkenin çıkarına olduğunu söyledi.
Ancak Irak iç siyasetindeki dengelerin süreci zorlaştırabileceğine dikkat çeken uzman, İran yanlısı siyasi grupların ve özellikle Kataib Hizbullah gibi yapıların Şam yönetimine mesafeli yaklaşımının önemli bir engel oluşturduğunu ifade etti.
İsrail operasyonları yatırım riskini artırıyor
Uzmanlara göre İsrail'in Suriye'deki askerî operasyonları da yatırımcılar açısından belirsizlik yaratıyor.
Özkızılcık, yabancı yatırımların artmasının İsrail üzerindeki diplomatik baskıyı artırabileceğini, ancak devam eden saldırıların da Suriye'nin ihtiyaç duyduğu yatırımları caydırabileceğini belirterek durumu "tavuk-yumurta paradoksu" olarak nitelendirdi.
Başarı reformlara bağlı
Uzmanlar, BAE'nin Suriye'ye yatırım yapmayı sürdürmesini beklemekle birlikte, İran savaşının Körfez ülkelerinin yatırım planlarını yeniden gözden geçirmesine yol açabileceğini değerlendiriyor.
Muhammed Süleyman ise Suriye'nin stratejik konumunun tek başına yeterli olmayacağını belirterek, ülkenin yatırım ortamını iyileştirmesi, kurumlarını güçlendirmesi ve ekonomik reformları hayata geçirmesi gerektiğini söyledi.
Süleyman'a göre Suriye'nin önündeki en büyük sınav, siyasi mutabakatları somut altyapı projelerine dönüştürmek ve yatırım taahhütlerini fiili inşa faaliyetlerine çevirmek olacak.
Son güncellenme: 19:58:01