Çin’in yeni seferberlik yasası: Pekin uzun süreli savaşa mı hazırlanıyor?
Çin’de 1 Ekim’de yürürlüğe giren yeni Ulusal Savunma Seferberlik Yasası, devletin askeri ve sivil kaynakları savaş koşullarında seferber etme kapasitesini genişletiyor. Şi Cinping yönetiminin ulusal güvenlik anlayışını ekonomi, teknoloji ve altyapıyı da kapsayacak şekilde genişlettiği bu düzenleme, Tayvan başta olmak üzere Asya-Pasifik’te artan gerilimler ışığında Çin’in uzun süreli bir çatışmaya hazırlıklarını yeniden gündeme taşıyor.

Çin’de değiştirilen Ulusal Savunma Seferberlik Yasası, ülkenin olası kriz ve çatışmalarda askeri kapasitesini desteklemek üzere sivil kaynakları daha kapsamlı biçimde kullanmasının önünü açıyor. Pekin yönetimi düzenlemenin güncel koşullara uyum sağlamayı amaçladığını savunurken, değişiklikler Çin’in savaş hazırlıklarını güçlendirmeye yönelik adımları olarak değerlendiriliyor.
Yasa, Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi tarafından onaylandıktan ve Ağustos 2026’da Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından imzalandıktan sonra 1 Ekim’de yürürlüğe girdi. Düzenleme, askeri ve sivil kaynakların seferber edilmesini kolaylaştırmayı, farklı devlet kurumları arasında savunma hazırlıklarını bütünleştirmeyi ve Çin’in uzun süreli çatışmaları sürdürme kapasitesini artırmayı hedefliyor.
Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Albay Jiang Bin, yasanın Tayvan’daki gelişmelerle veya olası bir askeri çatışmayla ilişkilendirilmesinde aşırı yorumlardan kaçınılması gerektiğini söyledi. Jiang, değişikliğin barış zamanından savunma seferberliğine geçişi düzenleyen sistemi güncel gelişmelere uyarlamayı amaçladığını belirtti.
Pekin yönetimi, Mao döneminden bu yana savunma doktrininin parçası olan “aktif savunma” ilkesine bağlılığını da vurguluyor. Bu yaklaşım, ilk saldırıyı başlatmama ancak saldırıya uğranması halinde karşılık verme hakkını saklı tutma esasına dayanıyor.
Sivil kaynaklar ve teknoloji savunma sistemine dahil ediliyor
Yeni yasayla birlikte Çinli yetkililerin kriz dönemlerinde askeri faaliyetleri desteklemek amacıyla sivil ve özel sektöre ait kaynakları kullanma yetkileri genişletiliyor. Yasal koşullar altında bazı varlıklara el konulmasının da önünü açan düzenleme, özellikle teknoloji ve iletişim sektörlerinin savunma seferberliğine katkısını zorunlu hale getiriyor.
Siber güvenlik, yapay zeka, iletişim, veri işleme ve bilişim alanları bu kapsamda öne çıkıyor. Düzenleme, Çin’in “asker-sivil entegrasyonu” olarak adlandırdığı yaklaşım doğrultusunda özel sektörün ve teknolojik altyapının savunma sistemine daha fazla dahil edilmesini öngörüyor.
Değişiklikler, askeri ve hükümet kurumlarının savunma tedarik zincirlerinin güvenliğini ve hazırlık düzeyini sürekli değerlendirmesini de gerektiriyor. Bu adımlarla yabancı kaynaklara bağımlılığın azaltılması ve uzun süreli çatışmalarda tedarik sorunlarının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Savunma gereksinimlerinin altyapı projelerinin planlanması, tasarımı, inşası ve bakımına dahil edilmesi de yeni düzenlemenin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Veri ve yazılımın savunma hazırlığında kullanılacak kaynaklar arasına alınması, seferberlik sisteminin dijital kapasitesinin artırılmasına yönelik bir adım olarak öne çıkıyor.
Yasanın dikkat çeken değişikliklerinden biri ise seferberlik gerekçelerinin genişletilmesi. Egemenlik ve toprak bütünlüğünün yanı sıra “ulusal kalkınma çıkarları” da düzenlemenin kapsamına alınıyor. Gözlemciler, bu ifadenin Pekin’e Tayvan ve Güney Çin Denizi gibi hassas bölgesel meselelerde daha geniş bir hukuki hareket alanı sağlayabileceğine dikkat çekiyor.
Şi döneminde ulusal güvenlik anlayışı genişledi
Yeni yasa, Şi Cinping’in iktidara gelmesinden bu yana Çin’de ulusal güvenlik kavramının genişletilmesi sürecinin yeni bir aşaması olarak görülüyor. Bazı araştırmacıların “kapsamlı güvenlikleştirme” olarak tanımladığı bu yaklaşım, güvenliği yalnızca askeri alanla sınırlamıyor; ekonomi, teknoloji, toplum ve kalkınmayı da ulusal güvenliğin parçası haline getiriyor.
Pekin, 2014’te Merkezi Ulusal Güvenlik Komisyonu’nu kurarak siyasi, ekonomik, sosyal ve teknolojik alanları kapsayan “kapsamlı ulusal güvenlik” anlayışını benimsedi. 2015’te kabul edilen Ulusal Güvenlik Yasası bu yaklaşımın hukuki çerçevesini oluştururken, aynı yıl Halk Kurtuluş Ordusu’nda kapsamlı bir yeniden yapılanma süreci başlatıldı.
Bu süreçte beş ortak operasyon bölgesi oluşturuldu ve Merkezi Askeri Komisyon’un rolü güçlendirildi. 2016’da Siber Güvenlik Yasası, 2017’de Ulusal İstihbarat Yasası kabul edildi. Ulusal Savunma Yasası 2020’de değiştirilirken, 2023 ve 2024 yıllarında Casuslukla Mücadele ve Devlet Sırları yasalarında da düzenlemeler yapıldı.
Askeri yapılanmada ise Nisan 2024’te Halk Kurtuluş Ordusu bünyesinde Bilgi Destek Gücü kuruldu. Siber alan, dış operasyonlar ve lojistik destekle ilgili görevlerin yeniden düzenlenmesiyle komuta ve muharebe kapasitesinin geliştirilmesi hedeflendi.
Temmuz 2024’te Komünist Parti tarafından alınan karar, savunma seferberlik sisteminin geliştirilmesini ve askeri-sivil entegrasyonun güçlendirilmesini öngördü. Mayıs 2025’te yayımlanan “Yeni Çağda Çin’in Ulusal Güvenliği” başlıklı beyaz kitap da Pekin’in ulusal güvenlik sistemini modernleştirme yaklaşımını ortaya koydu.
“Barışçıl yükseliş” söyleminden büyük güç rekabetine
Çin’in güvenlik politikasındaki dönüşüm, siyasi söylemine de yansıyor. Pekin’in geçmişte öne çıkardığı “barışçıl yükseliş” kavramının yerini zamanla “barışçıl kalkınma” anlayışı alırken, Şi döneminde büyük güçler arasındaki rekabet ve çatışma riski daha fazla vurgulanmaya başladı.
Şi Cinping, Aralık 2017’de Çinli diplomatlarla yaptığı bir toplantıda dünyanın “yüzyıldır görülmemiş büyük değişikliklerden” geçtiğini belirten ifadeler kullandı. Daha sonraki açıklamalarında bu değişimi tek taraflılığın ve korumacılığın yükselişi, ekonomik küreselleşmenin gerilemesi ve Soğuk Savaş zihniyetinin geri dönüşüyle ilişkilendirdi.
Şi, Eylül 2026’da Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinde yaptığı konuşmada, küresel değişimlerin yarattığı riskler arasına “savaş hayaleti”nin geri dönme ihtimalini de ekledi.
Çin’in önceki dönemlerde öne çıkardığı “barışçıl yükseliş” yaklaşımı, büyük güçlerin yükselişinin kaçınılmaz olarak savaş ve hegemonya doğuracağı görüşüne karşı güvence verme amacı taşıyordu. Ancak Şi’nin ABD ile Çin arasındaki ilişkileri anlatırken sık sık kullandığı “Thukididis Tuzağı” kavramı, iki ülke arasındaki rekabetin çatışmaya dönüşme riskini de gündeme taşıyor.
Antik Yunan tarihçisi Thukididis’in adıyla anılan bu kavram, yükselen bir gücün mevcut gücü endişelendirmesinin savaş riskini artırabileceği düşüncesine dayanıyor. Şi, iki ülkenin bu tuzağı aşabileceğini savunsa da kavramın Çin-ABD ilişkilerinde sıkça gündeme gelmesi, Pekin’in büyük güç rekabetinin sonuçlarına ilişkin kaygılarını yansıtıyor.
Tayvan, olası çatışmanın en kritik noktası
Çin’in askeri hazırlıklarının merkezinde Tayvan meselesi bulunuyor. Ada, Pekin ile Washington arasında doğrudan askeri çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıyan en önemli gerilim noktalarından biri olarak görülüyor.
Metinde aktarılan ABD değerlendirmelerine göre, Pekin’in 2028’den önce Tayvan’a karşı güç kullanma olasılığı gerilemiş durumda. Bu değerlendirmede, yolsuzlukla mücadele operasyonlarının Çin ordusunun bazı hazırlıklarını geciktirmesi ve Pekin’in Tayvan’daki seçimlerin sonuçlarını beklemesi gibi etkenler öne çıkıyor.
Bununla birlikte Washington’ın Tayvan’ın güvenliğine ne ölçüde bağlı kalacağı ve Çin’in adaya yönelik bir harekâtı halinde doğrudan savaşa girip girmeyeceği konusunda belirsizlikler bulunuyor. ABD’nin olası müdahalesinin daha geniş, hatta nükleer bir çatışmaya dönüşmesi ihtimali de stratejik hesaplamaların bir parçası.
Bazı gözlemciler, ABD’nin tutumundaki belirsizliğin Pekin’i askeri hazırlıklarını hızlandırmaya teşvik edebileceğini düşünüyor. Böyle bir yaklaşımın amacı, ABD ve müttefikleri müdahale etmeden önce askeri hedeflere ulaşmak olabilir.
Çin, bu kapsamda amfibi çıkarma kapasitesini geliştirmeyi sürdürüyor. Hazır limanların bulunmadığı kıyılara asker ve ekipman taşıyabilen yeni nesil gemilerin yanı sıra helikopterler ve insansız hava araçları da modernize ediliyor. Hava indirme kapasitesinin geliştirilmesiyle zırhlı araçların ve personel taşıyıcılarının hava yoluyla taşınmasına yönelik yeteneklerin artırılması hedefleniyor.
Japonya ile gerilim, Seul ve Yeni Delhi ile yakınlaşma
Tayvan meselesi, Çin ile Japonya arasındaki gerilimi de artırıyor. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin, Çin’in Tayvan’a saldırmasının Japonya açısından varoluşsal bir tehdit oluşturabileceği ve askeri müdahaleyi gerektirebileceği yönündeki önceki açıklamalarını geri çekmeyi reddetmesi, Pekin’in tepkisine yol açtı.
Çinli araştırmacılar, Japonya’nın savunma harcamalarını artırma ve askeri-teknolojik yatırımlarını genişletme politikasını yalnızca güvenlik kaygılarıyla açıklamıyor. Bu yatırımların ağır sanayi, havacılık, teknoloji ve yapay zeka gibi sektörleri kamu harcamaları ve hükümet sözleşmeleri üzerinden destekleyebileceği, başka bir ifadeyle “askeri Keynesçilik” işlevi görebileceği de savunuluyor.
Al Majalla’dan Şerbil Berakat’ın aktardığı analize göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın politikaları Japonya’da Washington’ın güvenlik taahhütlerine ilişkin kaygıları artırıyor. Bu belirsizliğin Tokyo’yu kendi savunma kapasitesini daha bağımsız biçimde güçlendirmeye yöneltebileceği değerlendiriliyor. Japonya’da nükleer silah edinme ihtimalinin daha fazla tartışılması da Pekin’in endişelerini artıran unsurlar arasında yer alıyor.
Çin ise Tokyo ile artan gerilime karşı Güney Kore ve Hindistan’la ilişkilerini görece yumuşatmaya çalışıyor. Seul ile diplomatik ve ekonomik temaslar, ortak askeri tatbikatların azaltılmasına yönelik tartışmalarla birlikte ilerliyor. Pekin ve Yeni Delhi arasındaki ilişkilerde de 2020’de Galwan Vadisi’nde yaşanan ve 20 Hint askerinin hayatını kaybettiği çatışmanın ardından sınır gerilimlerinin kontrol altına alınmasına yönelik adımlar atıldı.
Bu yakınlaşma, Çin’in bölgesel baskıları hafifletmesine yardımcı olabilir. Ancak iki ülke arasındaki stratejik rekabetin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Filipinler ve Güney Çin Denizi’nde güç mücadelesi
Çin’in bölgesel hesaplamalarında Filipinler de önemli bir yer tutuyor. Güney Çin Denizi’nde Pekin ile Manila arasındaki gerilim tırmanırken, Filipinler’in ABD ile askeri iş birliği genişledi.
Washington, Filipinler’de ABD güçlerinin kullanımına sunulan askeri tesislerin sayısını artırdı; ortak tatbikatlarda orta menzilli Typhon füze sistemini konuşlandırdı ve Karşılıklı Savunma Anlaşması’nın Güney Çin Denizi’ni de kapsadığını açıkça ortaya koydu. Askeri finansman desteği ve Filipin ordusunun modernizasyonuna yönelik iş birliği de bu sürecin parçaları oldu.
Bu yönelim, Devlet Başkanı Ferdinand Marcos’un 2022’de göreve gelmesinin ardından ülkesinin güvenlik politikasını Washington’a yaklaştırmasıyla paralel ilerledi. Marcos’un görev süresinin gelecek yıl sona erecek olması nedeniyle Pekin, Filipinler’deki siyasi gelişmeleri de yakından izliyor.
Çin’in Manila Büyükelçisi Jing Quan’ın, Pekin’in Filipinler’le olası bir çatışmayı kolayca kazanabileceğini söylemesi Filipinler’in tepkisine neden oldu. Büyükelçi, Çin’in barıştan yana olduğunu ancak güç kullanma seçeneğinin de bulunduğunu ifade etti.
Yasa, uzun süreli çatışmaya hazırlığın parçası mı?
Çin’in yeni seferberlik yasası, Tayvan’dan Japonya’ya ve Güney Çin Denizi’nden Filipinler’e uzanan bölgesel gerilimlerden bağımsız değerlendirilemiyor. Düzenleme, askeri kapasitenin yanı sıra sivil kaynakların, özel sektörün, dijital altyapının ve tedarik zincirlerinin de olası bir çatışma için hazırlanmasını öngörüyor.
Pekin yönetimi yasanın güncel koşullara uyum sağlamak amacı taşıdığını ve “aktif savunma” ilkesine bağlı kaldığını vurguluyor. Ancak düzenlemenin kapsamı, Çin’in yalnızca kısa süreli bir askeri harekâta değil, uzun süreli bir çatışmanın gerektirebileceği ekonomik ve teknolojik dayanıklılığa da yatırım yaptığını gösteriyor.
Bu hazırlıklar, Çin’in yakın zamanda savaşa gireceğini tek başına kanıtlamıyor. Bununla birlikte yeni yasa, Şi Cinping yönetiminin ulusal güvenlik anlayışını genişlettiğini ve bölgesel gerilimlerin tırmanması ihtimaline karşı devletin tüm kaynaklarını seferber edebilecek bir sistem kurmaya çalıştığını ortaya koyuyor.
Son güncellenme: 10:34:54





































































































































































































