İnkâr: Bir İnsanın Hayatı, Bir Ulusun Susturulmak İstenen Hafızasını Ne Kadar Taşıyabilir ?

Azad Sağnıç’ın İnkâr romanı, İbrahim Gürbüz’ün yaşamından hareketle bu sorunun izini sürüyor. Hikâye, savaş ve zorunlu göçle yerinden edilen bir ailenin geçmişinde başlıyor; Girêsor’daki çocukluğa, Tire’deki yabancılık duygusuna, gençlik yıllarının siyasal arayışlarına, 12 Eylül’ün işkencehanelerine ve cezaevlerine uzanıyor. İbrahim’in yolculuğunda Kürd kimliğinin inkârı, uzak bir tarihsel olgu olarak kalmıyor: Okulda duyulan aşağılayıcı bir soruda, konuşulamayan ana dilde, bir çocuğun kendi adını saklamak zorunda kalışında ve bir mahpusun iradesini kırmaya çalışan uygulamalarda hayatın içine yerleşiyor.
İbrahim’in Mamak’tan Sağmalcılar’a uzanan mahpusluğu, tahliyeden sonra da sona ermeyen baskı ve yıllar süren kaçak yaşamı, romanın sarsıcı bölümlerini oluşturuyor. Yaşamı boyunca üç kez suikast girişimiyle karşı karşıya kalıyor. Kimi zaman şans eseri kurtuluyor, kimi zaman da inandığı düşüncelere ve hakikatlere bağlı kalarak tehlikenin karşısında cesaretle duruyor. Fakat anlatı burada durmuyor. MKM ve İstanbul Kürt Enstitüsü çevresinde gelişen Kürd kültürel kurumsallaşmasına, Yaşam Radyo’nun kurulmasına ve İsmail Beşikçi Vakfı düşüncesinin doğuşuna uzanıyor. Böylece İbrahim’in yaşadıklarından geleceğe dönük bir sorumluluk çıkardığını gösteriyor: Yasaklanan diller duyulmalı, tanıklıklar yazılmalı, arşivler korunmalı. Kitabın son sayfalarında yeniden yükselen tehlike, bu çabanın bedelinin geçmişte kalmadığını hissettiriyor.
Not : Kitabın tanıtımı ve söyleşisi ; KIRAATHANE İSTABUL EDEBİYAT EVİ
Asmalı Mescid Mahallesi Yemenici Abdüllatif Sok no 1. Tarih : 17 Ekim 2026. Saat 15 te
Beyoğlu İstanbul.
Son güncellenme: 21:20:14





































































































































































































