Ulusal Kongre Siyasi Bir Gösteri mi?
'' Eğer bir toplum kendisini sömürge veya yabancı egemenlik altında görüyorsa, Ulusal Kongre'nin temel görevi mevcut egemenliğin nasıl daha iyi işleyeceğini tartışmak değil, o egemenlik ilişkisinin nasıl sona erdirileceğini ve ulusun kendi kaderini nasıl belirleyeceğini tartışmak olur. ''

Kürdlerin ulusal birlik ve temsil arayışı yeni değildir. Diasporada yürütülen çalışmalar, diplomatik girişimler, Güney Kürdistan’ın uluslararası ilişkileri ve Rojava özgülünde yaşanan kazanım-yenilgi ve siyasal tecrübeler, onlarca yıllık mücadelenin ve ödenen bedellerin sonucudur. Bugün Kürdlerin uluslararası alanda görünür hale gelmesi kendiliğinden ortaya çıkmış bir gelişme değildir. Bunun arkasında uzun yıllar süren mücadeleler, ağır bedeller, siyasal emek ve tarihsel bir miras vardır. “Ulusal Kongre,” “ulusal birlik” ve “uluslararası temsil” gibi kavramların içinin gerçekten doldurulup doldurulmadığını sormak gerekiyor. Çünkü bir ulusun adına konuşmak ile o ulusun siyasal iradesini gerçekten temsil etmek aynı şey değildir.
Ulusal Kongre'nin temel sorusu: “Kürdler mevcut devletlerin içinde nasıl daha iyi yaşayabilir?” sorusu değil; “Kürdler kendi siyasal geleceklerini nasıl bir statüyle belirleyecek?” sorusu olmalıdır. Yoksa “Kürdleri Türkiye'ye nasıl entegre ederiz?” ise, daha kongre yapılmadan sonuç belirlenmiş olur. Oysa Asıl mesele: “Kürdlerin kendi kaderini tayin hakkı nasıl özgürce kullanabilir?” olmalidir. Ulusal Kongre, bir liderin çizgisini onaylamak için toplanıyorsa ulusal kongre olmaktan çıkar.
Ulusal Kongre neyi temsil ediyor? Ulusal kongre, sıradan bir konferans, dernek toplantısı veya yıllık propaganda organizasyonu değildir. Gerçek bir ulusal kongre; bir ulusun ortak çıkarlarını belirleyen, temel siyasal sorunlarını tartışan, ortak bir strateji ortaya koyan ve gerektiğinde bağlayıcı sonuçlar üreten bir siyasal kurum olmalıdır. Eğer böyle bir kurum ulusal irade üretmiyor, ortak siyasal strateji geliştirmiyor ve Kürdlerin temel ulusal meselelerinde ortak bir sonuç ortaya koyamıyorsa, neden hâlâ “Ulusal Kongre” adı kullanılmaktadır?
Kavramların içini boşaltmanın tehlikesi tam da burada ortaya çıkıyor. Kürd toplumu gerçek siyasal kurumlarla sembolik kurumlar arasındaki farkı göremez hale getiriliyor. Her yıl yeni bir “ulusal kongre” görüntüsü vermek, fakat ulusal meselelerde ortak bir siyasal irade oluşturamamak, kavramın kendisini değersizleştirir. O halde soru basittir: Ulusal Kongre gerçekten Kürdlerin ulusal iradesini mi oluşturuyor, yoksa ulusal iradenin görüntüsünü mü üretiyor?
Uluslararası temsil kimin adına? Kürdlerin uluslararası temsil hakkı elbette önemlidir. Ancak temsil iddiasının siyasal bir temele, self determinasyona dayanması gerekir. Bir hareket veya kurum “Kürdler adına” uluslararası platformlarda konuşuyorsa, hangi ulusal programa dayanarak konuştuğunu açıkça ortaya koymalıdır. Kürdlerin ulusal egemenlik ve kendi kaderini tayin hakkı konusunda ortak bir siyasal tutum yoksa, uluslararası temsil iddiasının sınırları da tartışmalı hale gelir.
Temsil yalnızca bir isim kullanmak değildir. Temsil, temsil edilen ulusun siyasal iradesini ortaya koymayı gerektirir. Bu nedenle ulusal kongre tartışması, yalnızca “kim katılacak?” sorusuna indirgenemez. Asıl soru şudur: Kürdlerin hangi ortak ulusal hedefi etrafında birleşilecektir? Kürdlerin kendi kaderini tayin hakkı yalnızca Kuzey Kürdistan açısından ele alınamaz. Kürdistan’ın dört parçasında yaşanan siyasal gelişmeler birbirinden bağımsız değildir. Kuzey Kürdistan’da yaşanan ağır siyasal kırımlar, Kürdlerin ulusal taleplerinin hasıraltı edilmesi üzerinde sürdürülen pazarlıklar, Rojava Kürdistan daki kayıplar, Rojhilat Kürdistan’daki idamlar, insanlık dışı baskılar ve Güney Kürdistan’ın karşı karşıya kaldığı sömürgeci müdahaleler aynı tarihsel ve bölgesel tablonun farklı parçalarıdır.
O nedenle Eğer bir toplum kendisini sömürge veya yabancı egemenlik altında görüyorsa, Ulusal Kongre'nin temel görevi mevcut egemenliğin nasıl daha iyi işleyeceğini tartışmak değil, o egemenlik ilişkisinin nasıl sona erdirileceğini ve ulusun kendi kaderini nasıl belirleyeceğini tartışmak olur.
Dolayısıyla Bir devletin içinde daha fazla kültürel hak, daha fazla demokrasi, daha fazla yerel yönetim veya anayasal reform talep etmek başka bir siyasal projedir. Bir ulusun kendi siyasal statüsünü kendisinin belirlemesini istemek ise başka bir projedir. BM'nin dekolonizasyon yaklaşımı da temel olarak ulusların siyasal statülerini özgürce belirleme hakkına dayanır ve sömürgeciliğin sona erdirilmesini bu çerçevede ele alır.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 10:22:55






























































































































































































