Ali Polat- Totaliter Örgütün Matematiği: Kürtlere Devletliği Haram Kılan 1 ve Arkasındaki Sıfırlar

Bundan bir süre önce kaleme aldığım Totaliter Örgütlerin Matematiği başlıklı yazımda, otoriter ve totaliter yapıların karmaşık mekanizmalarını ilkokul seviyesindeki iki rakamla özetlemiştim: 1 ve 0.
Lider 1’dir. Geride kalan kitleler ve kurumlar ise onun arkasına dizilmiş, tek başlarına değer üretemeyen, varlıklarını yalnızca öndeki o tek rakamdan alan birer sıfırdır. Bu yapılarda özgür irade, bireysel akıl ve bağımsız muhakeme birer tehdit kabul edilir; bireyden beklenen düşünmesi değil, hizalanmasıdır.
Geçtiğimiz günlerde DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın MERI Forum’da sarf ettiği şu sözler, bu matematiğin siyaset sahnesindeki en taze örneği oldu: İlle ulus devlet çözümdür demek bazen çözüm olmuyor. Esad’ın da ulus devleti vardı, Saddam Hüseyin’in de bir ulus devleti vardı, Kaddafi’nin de bir ulus devleti vardı. Böyle ulus devlet varsın olmasın.
İlk bakışta diktatörlüklere karşı hümanist bir reddiye gibi sunulan bu söylem, esasen iyi kurgulanmış ve son derece bilinçli bir zihin manipülasyonunun ürünüdür.
Sormak gerekir: Ulus devlet fikrini sarsmak isteyen bir siyasetçi, neden bu kavramın tarihsel ve felsefi olarak neşvünema bulduğu Aydınlanma Avrupa’sına bakmaz? Hukukun üstünlüğünü, yurttaşlık bilincini ve yüksek refahı inşa eden Fransa’yı, Almanya’yı, İsveç’i, Norveç’i ya da Finlandiya’yı neden anmaz? Neden ulus devlet denince akla hemen Birinci Dünya Savaşı sonrası Batılı güçlerin Ortadoğu haritasına cetvelle çizdiği, toplumsal tabanı olmayan, otoriter Baas rejimleri getirilir?
Bu durum bir entelektüel sığlık değil; aksine stratejik bir zihin karartma hamlesidir. Amaç, Kürtlerin toplumsal hafızasından ve siyasi ufkundan devletleşme, anayasal güvence ve kurumsal akıl iddialarını söküp atmaktır.
Trajik olan şudur ki: Türk devletinin yüzyıldır devasa kaynaklar ve askeri güç harcayarak başaramadığı şey —yani Kürtlerin zihninden devletleşme fikrini tasfiye etme projesi— bugün Kürtler adına konuştuğunu iddia eden bu yapı eliyle hayata geçirilmektedir.
İşte tam bu noktada, bir yıl önceki 1 ve 0 matematiğimize dönüyoruz.
Bakırhan ve temsil ettiği siyasi kadronun bu tezi kendi özgür muhakemeleriyle ürettiklerini düşünmek saflık olur. Bu söylem, bir hapishanede tecrit altında tutulan, kapısı dışarıdan kilitli ve maalesef mahpus bulunduğu devletin menfaat sınırları dışına çıkamayan İmralı’daki liderin —Abdullah Öcalan’ın— Kürt siyasetine dikte ettiği tezlerin bir yankısından ibarettir.
Öcalan 1’dir. Yakalandığı günden itibaren Kürtlerin önüne demokratik ulus ambalajıyla sunduğu şey, özünde Kürtlere devletliği haram kılma çabasıdır.
Tepedeki 1, Kürtlerin geleceğine dair sınırları çizmiş; arkasına dizilen siyasetçiler, meclisler ve kitleler ise birer 0 olarak o iradenin arkasında saf tutmuşlardır. Niye Fransa’yı değil de Saddam’ın Irak’ını örnek gösterdiklerini kendileri bile sorgulayamazlar. Çünkü sorgulamak, sıfır olmaktan çıkıp birey olmayı gerektirir. Totaliter yapı ise bireyin varlığına tahammül edemez.
Hannah Arendt’in ifade ettiği gibi; asıl yıkım fiziksel tahakkümden ziyade, zihnin ve düşünme kapasitesinin adım adım felç edilmesidir. Bugün Kürt siyasetinde yaşanan tam olarak budur: Tek bir insanın kendi hapishane koşullarından ürettiği felsefe, milyonlarca insanın ufkunu esir alan aşılmaz bir duvara dönüştürülmüştur.
Tarih açıkça göstermiştir ki; kendi rasyonel aklını ve geleceğini esir bir 1’e teslim edip arkada dizilen sıfırlar, tarihin kurucusu değil ancak başkalarının senaryolarındaki figüranlar olurlar.
Ve o 1 çekildiğinde, geriye ne kurumsal bir akıl ne de ayakta kalabilen bir siyasi birikim kalır; geriye yalnızca rüzgârda savrulan koca bir hiçlik kalır.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir
Son güncellenme: 14:11:49





































































































































































































