Kürdlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey bilgi ve entelektüel
İsmail Beşikçi onuruna İsmail Beşikçi Vakfı ile Güneştekin Vakfı tarafından İstanbul’da düzenlenen gecede İbrahim Gürbüz'ün gerçekleştirdiği konuşma

Değerli Dostlar,
Güneştekin Vakfı ve İsmail Beşikçi Vakfı tarafından ortaklaşa hazırlanan “İsmail Beşikçi’ye Vefa Gecesi”ne hoş geldiniz. Davetimizi kırmayıp bizi yalnız bırakmadığınız için hepinize teşekkür ediyoruz.
Özellikle bu gecenin fikir babası olan, gecenin hazırlanmasında ve hayata geçirilmesinde bize büyük bir içtenlikle omuz veren kardeş Güneştekin Vakfı’na ve başkanı, gururumuz Ahmet Güneştekin’e en içten teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz.
Ayrıca bu anlamlı gece için bu mekânı bize tahsis eden, organizasyonun her aşamasında büyük destek veren ve her zaman yanımızda duran, sırf bu geceye katılmak için Amerika’daki bütün programlarını iptal ederek bunca uzun yolu katederek gecemize katılan değerli Sabri Özel Bey’e de gönülden teşekkür ediyoruz.
Davetimizi kırmayarak İBV’ye destek amacıyla düzenlediğimiz geceye katılan değerli sanatçılarımız Rewşan ve kıymetli ekibine, ayrıca Hewlêr’den bu geceye özel olarak katılarak dayanışmasıyla bizleri onurlandıran değerli sanatçı Delil Dilaner’e içten şükran ve teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Bununla birlikte, bu etkinliğin hazırlanmasında büyük emek harcayan vakıf çalışanlarımıza ve Radisson Oteli Genel Müdürü Fatih beye, kıymetli Anjelika Hanım’a da emeği ve katkıları için sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Bilindiği üzere, İsmail Beşikçi Vakfı 2012 yılında bir grup Kürd aydını tarafından bilimin onuru ve insanlığın vicdanı İsmail Beşikçi’ye vefa amacıyla kuruldu. Vakfın kuruluş hikâyesinin kısa videosunu biraz önce Kürdçe izlediniz. Kürdçe bilmeyenler için bende konuşmamı Türkçe yapıyorum. Özetle, vakfımız İsmail Beşikçi’nin adını, eserlerini ve düşüncesini yaşatmak, geliştirmek ve Kürdoloji çalışmaları yürütmek amacıyla kuruldu.
Sevgili Dostlar,
Özgürleşmiş ulusların tarihine baktığımızda, onların çoğu zaman iki büyük güçle ayağa kalktığını görürüz: birincisi güçlü entelektüel bir sınıf, ikincisi güçlü bir ekonomik sınıf. Yani milli burjuvazi. Düşünceyi, bilimi ve ekonomiyi üretebilen uluslar, sonunda kendi kaderlerini de belirlemişlerdir.
Bu nedenle Kürdlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey bilgi ve entelektüel potansiyeldir. Bu nedenle İBV olarak tarih, coğrafya, sosyoloji, dil, edebiyat, kültür, sanat, antropoloji ve etnografya gibi alanlarda projeler yürütmekteyiz. Tarih, coğrafya ve sosyoloji alanında birçok proje gerçekleştirdik. Bunlardan İBV ile Kürdistan Arşiv Merkezinin ortaklaşa yürüttüğü arşiv çalışması devam etmektedir. Vakfımız üç ayda bir Kürt Tarih Dergisi çıkarmaktadır. Bugüne kadar çok sayıda Kürdoloji ile ilgili kitap yayımlandık. Yüzlerce panel, söyleşi, sempozyum ve konferans düzenledik. İstanbul merkez dışında, Diyarbakır ve Güney Kürdistan’da şubeler açtık. Yüksek lisans ve doktora öğrencilerine Tarık Ziya Ekinci bursu veriyoruz.
Duhok Üniversitesi bünyesinde “Beşikçi İnsanlık Araştırmaları Merkezi”nin kuruluşunu teşvik ettik. On dört yıldır süren bu çalışmalarımızı; Kürdistan Hükûmeti başbakanı Mesrur Barzani’nin Hewlêr’de Vakfımıza tahsis ettiği arsa üzerinde İsmail Beşikçi Kürdoloji Akademisi kurarak taçlandırmak istiyoruz. Güney Kürdistan’da birçok okul, enstitü ve salona Beşikçi’nin adı verildi; Soran ve Duhok Üniversitelerinde İsmail Beşikci büstleri dikildi. Hewlêr Valisi de İsmail Beşikçi için Hewler kalesi içinde bir kültür evi tahsis etme sözü verdi.
Evet Arkadaşlar,
Tarih bize göstermektedir ki Rönesans’ın öncülüğünü burjuvazi yapmıştır. Avrupa’da aydınlanmanın ve modernitenin taşıyıcısı yine burjuvazi olmuştur. Bugün Türkiye’de Koç, Sabancı, Eczacıbaşı ve Ülker Holding gibi sermaye çevreleri sanat, kültür ve bilim çalışmalarına büyük bütçeler ayırırken, maalesef Kürd iş çevrelerinde bu alanda kayda değer bir girişim göremiyoruz. Kuşkusuz bunun tarihsel ve sosyolojik birçok nedeni var. Bizler, Kürdlerin dünya milletler ailesi içinde eşit ve saygın bir yer edinmesini istiyorsak, sanata, kültüre ve bilime yatırım yapmak zorundayız.
Ben de sizler gibi bir ticaret insanıydım. Ancak bundan on dört yıl önce ticareti bırakarak tüm zamanımı bilime, sanata ve kültüre adadım. Otuz yedi yıldır Kürd kültür kurumlaşması ve Kürdoloji çalışmaları yürütüyorum. Çünkü inanıyorum ki çocuklarıma ve torunlarıma bırakabileceğim en değerli miras; bilimin, sanatın ve kültürün mirasıdır.
Sevgili dostlar…
Amerika’da bir gün bir Ermeni aydını, bir Yunan aydınına şu soruyu sorar:
“Nasıl oldu da dünyada kendinizi bu kadar görünür kıldınız ve böylesine güçlü lobiler oluşturabildiniz?”
Yunan aydının verdiği cevap kısa ama son derece anlamlıdır:
“Bunu başarabilmek için iki şeye ihtiyacımız vardı: Zamana ve yeni bir nesle. Biz zamanı doğru kullandık; eğitimli, bilinçli ve hedef sahibi yeni bir nesil yetiştirerek bunu başardık.”
Değerli arkadaşlar, aslında bizim de en büyük ihtiyacımız budur. Ne yazık ki son kırk yılda yanlış politikalar nedeniyle genç neslimizin önemli bir bölümünü kaybettik. Bu yüzden bizim de zamana ihtiyacımız var. Bunun içinde; bilimle, sanatla, kültürle ve güçlü bir milli bilinçle yetişmiş yeni bir nesil yaratmak zorundayız. Bir ulusun gerçek gücü, yetiştirdiği aydın kuşaklarda saklıdır.
Bilim ve kültürün gelecek kuşaklara aktarılması çok önemlidir. Çünkü bir ulus, dilini, kültürünü, tarihini ve hafızasını nesilden nesile taşıyabildiği ölçüde ayakta kalabilir.
Düşünsel olarak Çağımızın Ehmedê Xanî’si, Resmi ideoloji karşısındaki tavizsiz duruşuyla Çağımızın Sokrates’i olan İsmail Beşikci’nin fikriyatını, sosyolojisini ve literatürünü geliştirmek; aynı zamanda bir İsmail Beşikci Ekolü oluşturmak için büyük bir çabanın içerisindeyiz.
Bu amaçla çok sayıda yüksek lisans ve doktora öğrencisine destek ve referans olduk ve onların akademik çalışmalarında yanlarında durduk. Bugün bunun ilk meyvelerini almaya başladığımızı söyleyebilirim. İBV bünyesinde İbrahim Gürbüz Kültür ve Sanat Bursu ile desteklediğimiz öğrencilerden Elif Gün, Paris’te İsmail Beşikci üzerine doktora çalışmasını sürdürmektedir. Aynı zamanda İsmail Beşikci’nin düşünsel mirasını, sosyolojik yaklaşımını ve literatürünü Sorbonne ve Oxford gibi önemli akademik çevrelerde verdiği ders ve konferanslarla yürütmektedir.
Bizler, kendi ulusunun gerçekliğini dünyaya taşıyan yeni nesil gençlerin çoğalması için büyük bir emekle mücadele veriyoruz.
Değerli Dostlar,
Kültürün ve dilin önemine ilişkin size çok çarpıcı bir örnek vermek istiyorum. Nazi zulmünden kaçan Yahudilerin yaşadığı trajedi sırasında Bir Yahudi haham, cemaatine şöyle seslenir: “Her şeyinizi bırakın! Ne valiz ne para, yanınıza hiçbir şey almayın. Sadece ve sadece dilinizi ve kültürünüzü yanınıza alın ve kaçın” der. Çünkü valizler kaybolur, paralar tükenir, evler yıkılır; ama dilini ve kültürünü koruyan bir ulus, nerede olursa olsun yeniden doğar.
İşte bu yüzden İsmail Beşikçi Vakfı büyük bir anlam taşır. Vakıf, sadece bir bina ya da kütüphane değil; hafızamızı koruyan, bilimsel üretimi destekleyen, geleceğe köprü kuran bir bilim, kültür, vicdan ve bilinç yuvasıdır. Her kitap, her arşiv, her etkinlik aslında çocuklarımıza bırakacağımız en değerli mirastır. Fakat böylesi bir miras kendiliğinden ayakta kalmaz; onu yaşatacak olan hepimizin desteği, katkısı ve sahiplenmesidir.
Unutmayalım: Vakfa yapacağımız her destek, aslında kendinize, kendi geleceğimize, çocuklarımıza ve özgür yarınlarımıza yapılmış bir yatırımdır. Bugün Ermenilerin, Yunanlıların ve Yahudilerin başardığını Mezopotamya uygarlığının yaratıcısı Kürdler de başarabilir. Zamanla, yeni nesillerle, diaspora ile ve en önemlisi kültür ile bilimle güçlenen bir ulus… İşte bu birleşim, bizi geleceğe taşıyacak en büyük güçtür.
Değerli Arkadaşlar,
Bu arada, Mesrur Barzani’nin gerek İBV’ye gerekse İsmail Beşikci’nin hastalanmasından bugüne kadar göstermiş olduğu yakın ilgi, alaka ile maddi ve manevi desteğini özellikle hatırlatmak istiyorum. Bu duyarlılığı ve desteği bizim için son derece kıymetlidir. Kendisine en içten sevgi, saygı ve teşekkürlerimizi iletiyoruz. Ayrıca Dr. Salar Osman’ın Hewler’den özel olarak gecemize katılması bizleri son derece mutlu etmiştir. Bu anlamlı katılımı ve desteği için kendisine içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Beni sabırla dinlediğiniz için, hepinizi saygıyla selamlıyorum
İbrahim Gürbüz
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 11:46:26


































































































































































































