Mem Ararat Yalnız Değildir

Mem Ararat, Kürd ulusunun kolektif hafızasından süzülüp gelen bir sesin taşıyıcısıdır. Kürdistani duygu ve düşüncenin toprağında yetişmiş, acıyı ve umudu aynı ezgide buluşturan değerli bir sanatçıdır.

17 Mayıs 2026 - 22:28
17 Mayıs 2026 - 22:28
 0
Mem Ararat Yalnız Değildir

Bir Kürd sanatçısını susturmaya, itibarsızlaştırmaya ya da düşüncelerini hedef alarak gölgelemeye dönük her girişim, yalnızca bir kişiye değil; aynı zamanda Kürd ulusunun hafızasına, sesine ve kültürel varlığına yönelmiş bir müdahaledir. Mem Ararat’a yönelik yürütülen karalama ve itibarsızlaştırma çabalarını kınıyorum. Çünkü hiçbir merkezin, örgütün ya da şirketin gölgesinde durmadan; kendi aklıyla, vicdanıyla ve ulusal belleğinin sesiyle yürüyen sanatçılar, hakikatin en özgür tanıklarıdır. Gerçek aydınlık, emirle değil vicdanla konuşur; gerçek sanat ise gücün koridorlarında değil, ulusun yüreğinde filizlenir.

Kolonyal zihniyetin en eski yöntemlerinden biri yalnızca coğrafyaları işgal etmek değildir; hafızaları kuşatmak, dilleri sessizleştirmek ve sanatın damarlarına korku enjekte etmektir. Çünkü sömürgeci akıl bilir ki; toprağı ele geçirmekten daha zor olan şey, bir ulusun şarkısını susturmaktır. Bu nedenle bağımsız sesler her zaman hedef haline getirilmiştir. Kendi köklerinden beslenen, kendi ulusunun acısını, özlemini ve umudunu taşıyan sanatçılar, sömürge düzenlerinin en fazla rahatsız olduğu aynalar olmuştur.

Kürd ulusunu Türk devletinin siyasal ve ideolojik kalıpları içerisinde eritmeye çalışanların, Türkiyelileştirme politikaları üzerinden Kürdleri kendi tarihsel ve ulusal kimliğinden uzaklaştırmaya yönelenlerin; Kürd dilini geri, değersiz ya da ilkel görenlerin, Kürd milletinin tarihsel varlığını ve siyasal iradesini küçümseyenlerin, Mezopotamya uygarlığının yaratıcı ve kurucu kavimlerinden biri olan Kürd ulusuna en temel kültürel hakları bile çok görenlerin Mem Ararat’ı eleştirmeye, onun üzerinde hüküm kurmaya ya da ona yön vermeye hiçbir ahlaki ve tarihsel hakları yoktur. Kendi ulusunun tarihsel gerçekliğine sırtını dönerek sömürgeci devlet sistemleri içerisinde erimeyi tercih edenlerin yeri, Kürd ulusunun özgürlük ve kimlik mücadelesine yön vermek değil, tercih ettikleri sömürgeci siyasal sistemlerin yanında durmaktır. Bu nedenle Mem Ararat gibi kendi vicdanıyla konuşan bağımsız bir sanatçının üzerine gölge düşürülmesine izin verilmemelidir.

Mem Ararat yalnız değildir. O, Kürd ulusunun kolektif hafızasından süzülüp gelen bir sesin taşıyıcısıdır. Kürdistani duygu ve düşüncenin toprağında yetişmiş, acıyı ve umudu aynı ezgide buluşturan değerli bir sanatçıdır. Çünkü bazı sesler yalnızca şarkı söylemez; aynı zamanda hafızayı taşır, yaraları görünür kılar ve karanlığın içine küçük ama sarsılmaz bir ışık bırakır.

İnsan önce kendi vicdanının karşısında durabilmeli; kendi belleğiyle hesaplaşabilmelidir. Rüzgârın yönüne göre savrulan sözler gelip geçer, fakat ulusların kalbinden yükselen sesler kalır. Ve bazı sesler vardır ki onları susturmaya çalışan her fırtına, yalnızca yankılarını büyütür. Çünkü ulusların bağrından çıkan sesler, emirle doğmaz; tarihsel acının, kolektif hafızanın ve özgürlük arayışının içinden yükselir. Onları susturmaya çalışanlar ise çoğu zaman tarihin dipnotlarında kaybolur; fakat ulusun sesi yaşamaya devam eder.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 674 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 23:28:24