İran’ın Gerileyişi, Türkiye’nin Fırsat Arayışı

'' Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesi, Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere ve Fransa’nın sömürgeci müdahaleleriyle şekillendi. Bu nedenle Kürd sorununun çözümü de yalnızca Ankara, Tahran, Bağdat veya Şam’ın insafına bırakılamaz. Sorun uluslararasıdır; çözümü de uluslararası hukuk, Milletlerin kendi kaderini tayin hakkı ve demokratik temsil temelinde ele alınmalıdır.''

3 Haziran 2026 - 09:31
3 Haziran 2026 - 09:31
 0
İran’ın Gerileyişi, Türkiye’nin Fırsat Arayışı

7 Ekim 2023 sonrası Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, yalnızca Hamas-İsrail savaşıyla sınırlı kalmadı; İran’ın bölgesel etkisini, vekil güçler üzerinden kurduğu siyasal ağı ve Ortadoğu’daki güç dengelerini de derinden sarstı. Özellikle İran’ın askeri, ekonomik ve diplomatik açıdan zayıflaması, bölgede yeni bir hegemonya arayışının önünü açtı. Kürd meselesini, toplumsal krizi iktidarda kalma aracı haline getiren Ankara bu boşluğu doldurmaya istekli bir fırsat arayışına girmiş.

Ankara uzun süredir neo-Osmanlıcı bir jeopolitik perspektifle hareket ediyor. Suriye’den Libya’ya, Irak’tan Kafkasya’ya kadar uzanan müdahaleci dış politika çizgisi, yalnızca güvenlik kaygıları ile açıklanamaz. Türkiye’nin temel stratejik hedeflerinden biri, Kürdlerin bölgesel ölçekte siyasal statü kazanmasını engellemektir. Çünkü bağımsız ya da federal bir Kürd yapılanmasının ortaya çıkması, Türkiye Cumhuriyeti’nin yüz yıllık merkezi ulus-devlet paradigmasını doğrudan sarsacaktır.

Bugün Ankara’nın “çözüm”, “entegrasyon”, “terörle mücadele” veya “bölgesel güvenlik” kavramlarıyla sunduğu politikalar, gerçekte Kürd ulusal taleplerini kontrol altında tutma stratejisinin farklı biçimleridir. Rojava deneyimi bunun en açık örneklerinden biri oldu. Kürdlerin Suriye-Rojava’da oluşturduğu özerk yapı, yalnızca Şam yönetimi tarafından değil; Ankara tarafından da varoluşsal bir tehdit olarak görüldü. Türkiye’nin Suriye’de desteklediği silahlı İslamcı terör grupların önemli bir kısmı, doğrudan Kürd bölgelerine yönlendirildi.

Ortadoğu’da Kürd meselesi tarihsel olarak hiçbir zaman yalnızca “iç mesele” olmadı. Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesi, Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere ve Fransa’nın sömürgeci müdahaleleriyle şekillendi. Bu nedenle Kürd sorununun çözümü de yalnızca Ankara, Tahran, Bağdat veya Şam’ın insafına bırakılamaz. Sorun uluslararasıdır; çözümü de uluslararası hukuk, Milletlerin kendi kaderini tayin hakkı ve demokratik temsil temelinde ele alınmalıdır.

Türkiye’nin NATO üyeliği ve Batı ile kurduğu stratejik ilişkiler, uzun yıllardır Kürd meselesinde Ankara’ya geniş bir hareket alanı sağladı. Batılı devletler, insan hakları söylemlerine rağmen Kürd sorununu çoğu zaman  jeopolitik çıkarları doğrultusunda kullandı. Bu ikiyüzlü yaklaşım, Kürd toplumunda uluslararası sisteme yönelik ciddi bir güvensizlik yarattı.

Bugün İran’ın zayıflamasıyla birlikte Türkiye’nin Irak-Federal Kürdistanı’ndaki askeri üslerini genişletmesi, Rojava üzerindeki baskıyı artırması ve bölgesel Sünni-Türk eksenli bir blok oluşturmaya çalışması dikkat çekicidir. Bu tablo, Ortadoğu’da yeni bir güç çatışmasının habercisi olabilir.

Sömürgecilik Barış Üretir mi? Kürd sorununun yüzyılı aşan tarihi, baskı ve inkâr politikalarının hiçbir kalıcı çözüm üretmediğini gösteriyor.

Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana uygulanan asimilasyoncu politikalar; İran’da merkeziyetçi Fars teokratik egemenliği; Irak ve Suriye’de Baasçı, gerici, Arap ulusçuluğu, Kürdlerin siyasal ve kültürel haklarını sürekli bastırdı. Bugün hâlâ milyonlarca Kürd ana dilinde eğitim hakkından, siyasal temsilden ve kolektif statüden mahrum bırakılıyor. Kürdistan toprakları üzerinde oturan talancı bölge devletleri, sorunu demokratik yöntemlerle çözmek yerine sömürgeci, güvenlikçi politikaları tercih ediyor.

Oysa modern siyaset bilimi açık biçimde göstermektedir ki, baskı zoruyla yönetilen toplumlarda kalıcı istikrar asla üretilemez. O nedenle İran’daki “Jin, Jiyan, Azadî” protestoları yalnızca bir kadın hareketi değildi; aynı zamanda teokratik idam cumhuriyetine karşı toplumsal bir itirazdı, isyan-di. Jina Emini’nin ölümü sonrasında yükselen öfke, Kürd kadınlarının  sloganını küresel bir özgürlük çağrısına dönüştürdü. Ancak İran rejimi bu toplumsal enerjiyi, haklı protestoları reformla değil; idamlar, tutuklamalar ve ağır baskılarla bastırmaya çalıştı.

Katliam ve idamlara müdahale edeceğini açıklayan Trump yönetimi ise, sözünü tutmadı. Petrol, enerji, gaz ticaretini insan hayatından daha kârlı buldu. Benzer şekilde Türkiye’de de Kürd meselesi demokratik çözüm yerine kolonyalist politikalarla yönetilmek isteniyor. “Çözüm süreci” söylemleri ve Abdullah Öcalan, Kürd kolektif haklarına karşı çok kötü kullanılıyor. Kürdlerin barışçıl kültürü, sabrı ve sinir sistemleriyle oynanıyor. Görünen o ki, Ankara’nın, “Çözüm süreci” İran rejim değişimine ve zamana yayılmış taktik manevralara dönüştü. Kürdlerin kolektif hak talepleri tanınmadığı sürece, “kardeşlik” söylemleri, Suriye'de Kürdlere karşı Türk-cihatçı işbirliğini hatırlatmaktan öteye gitmeyecek ve toplumsal güven üretmeyecektir.

Ortadoğu’nun temel sorunu yalnızca mezhep çatışmaları ya da dış müdahaleler değildir. Asıl sorun, Kürdistan Bağımsızlık bekleyişi ve bölge devletlerinin hâlâ çoğulcu demokrasiyi reddeden tekçi, fetihçi ırkçı-devlet anlayışında ısrar etmesidir. O nedenle temel mesele sadece Kürdler, Araplar, Türkler, Farslar ve diğer halklar arasında eşit yurttaşlığa dayalı yeni bir siyasal sözleşme değil, Kürd ulusal Egemenliğinin kabulüdür. Kürdistan devleti kurulmadan bölgede gerçek bir barış mümkün görünmüyor.

Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni savaş eksenleri değil; gasp edilmiş Kürd Millet haklarının iade edilmesi, maddi zararların tanzim edilmesi, manevi zararlardan dolayı özür dilenmesi ve demokratik dönüşümdür. Çünkü tarih göstermiştir ki, inkâr ve şiddet üzerine kurulan rejimler kısa vadede güç üretebilir; ancak uzun vadede kendi krizlerini derinleştirirler.

[email protected]

 

 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 1 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 09:31:21