Kürdistan’ın Kalbi: Kadın ve Milliyetçi Feminizmin kaçınılmazlığıyla ifade edilemez

26 Mar 2026 - 14:24
26 Mar 2026 - 14:24
 0
Kürdistan’ın Kalbi: Kadın ve Milliyetçi Feminizmin kaçınılmazlığıyla ifade edilemez

Kürdistan bugün yalnızca bölünmüş bir coğrafya değildir; işgal altında tutulan bir kimlik, bastırılmak istenen bir hafıza ve inkâr edilen bir halktır. Bu kolonyal düzen, sadece sınırlarla değil; zihinlerle, dillerle ve en derinde kadın üzerinden kurulmuş…

Çünkü Kürdistan’da kadın, yalnızca toplumun bir parçası değildir.

Kadın, Kürdistan’ın kendisidir. (Bu kadın toplumda sınav veren kadınlardır)

Bir halkın dili annede yaşar.

Bir halkın hafızası kadında taşınır.

Bir halkın direnişi kadında kök salar.

Bu yüzden Kürt kadınına yönelen saldırı, bireysel değil; doğrudan Kürdistan’a yönelmiş bir saldırıdır. Derim,

Zorunlu göçlerle boşaltılan köyler, yakılan şehirler, parçalanan aileler… (Kürtlerin kanı üzerinden nemalanan kadından) söz etmiyoruz… Kürdistanlı kadından söz ediyorum.

Bütün bu süreçlerde en büyük yükü taşıyan yine kadın olmuştur.

Ama aynı zamanda en büyük direnişi de o örgütlemiştir.

Kürt kadını yalnızca acının taşıyıcısı değildir; Direnişin kurucusudur.

İşte bu gerçeklik içinde milliyetçi feminizm bir tercih değil, Kürdistan’ın ruhundan doğan tarihsel bir zorunluluktur.

Çünkü Kürdistan özgür değilse, Kürt kadını da özgür değildir.

Ve Kürt kadını özgürleşmeden, Kürdistan asla özgürleşemez.

Bu iki gerçek birbirinden ayrı değil, birbirinin kaderidir. (Ortada dolaşan feministler değil)!!!..

Milliyetçi feminizm tam da bu noktada net bir duruş sergiler:

Kadın mücadelesini ulusal mücadeleden koparan her yaklaşım, Kürdistan gerçekliğini eksik okur. Derim…!

Ulusal mücadelede kadını geri plana iten her anlayış ise özgürlüğü yarım bırakır. Bunlar, Sokakta sosyal medyada yarım yamalak dolaşan kadınlar olamaz, yozlaştırdılar.

Bu yüzden Kürt kadını ne yalnızca “kadın hakları” söylemine sığdırılabilir ne de ulusal mücadelenin gölgesinde bırakılabilir.

O, mücadelenin merkezidir.

Kürt kadını; yarım bırakılmış bir kimlik üzerine inşa edilmiştir.

Hem kimliğin koruyucusu,

Hem direnişin öncüsü,

Hem de özgürlüğün kurucu gücüdür.

Bugün Kürdistan’da verilen mücadele, sadece toprak için değildir.

Bu mücadele; dil için, kimlik için, onur için ve en çok da kadınların özgürce var olabilmesi içindir.

Kolonyal düzenin en büyük hedeflerinden biri Kürt kadınının iradesini kırmaktır.  Var gücüyle kırmaya çalıştı

Çünkü bilir ki; kadın düşerse toplum düşer.

Kadın susarsa tarih susar.

Ama Kürt kadını susmamıştır. (Tarihte bu örnekler mevcuttur)

Boyun eğmemiştir.

Ve en karanlık zamanlarda bile direnişi büyütmüştür.

Bu yüzden milliyetçi feminizm bir ideoloji olmanın ötesinde,

Kürdistan’da yaşamın kendisidir.

Sonuç olarak;

Kürt kadınının mücadelesi yalnızca bir eşitlik mücadelesi değil,

Kürdistan’ın özgürlük mücadelesinin kalbidir.

Ruhudur...

Kendisidir...

Kürdistan özgürleşecekse,

Bu yol mutlaka kadınların öncülüğünden geçecektir.

Ve Kürt kadını özgürleştiğinde,

Yalnızca kendisini değil,

Bir halkın kaderini değiştirecektir... Bunu bizim kadınlar için söylüyorum

Yozlaşmış, çürümüş kadınların yeri Kürt kadınının yanı değildir…


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 670 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 15:24:48