Irak'ta silahsızlanma tartışmaları Peşmergeyi de hedefe mi koyuyor?

Irak'ta silahların yalnızca devlet kontrolünde olması yönündeki tartışmaların Peşmerge güçlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi, Bağdat ile Erbil arasında yeni bir siyasi ve anayasal gerilim yarattı. Kürt tarafı, Peşmerge'nin anayasal güvence altındaki bölgesel bir güç olduğunu vurgulayarak silahlı gruplarla aynı kategoride değerlendirilemeyeceğini savunuyor.

10 Haziran 2026 - 14:03
10 Haziran 2026 - 14:03
 0
Irak'ta silahsızlanma tartışmaları Peşmergeyi de hedefe mi koyuyor?

Irak'ta son dönemde yeniden alevlenen "silahların devlet tekelinde toplanması" tartışması, Kürdistan Bölgesi'nin resmi güvenlik gücü olan Peşmerge'nin statüsünü gündeme taşıdı. Başlangıçta İran'a yakın Şii silahlı grupların geleceğine odaklanan tartışmaların zamanla Peşmerge'yi de kapsayacak şekilde genişlemesi, Irak'ın federal yapısı ve anayasal dengeleri konusunda yeni soru işaretleri doğurdu.

Kürtler açısından Peşmerge, yalnızca bir askeri güç değil, ulusal hafızanın ve siyasi kimliğin temel unsurlarından biri olarak görülüyor. Kürtçe'de "ölümle yüzleşenler" anlamına gelen Peşmerge, onlarca yıl boyunca Irak'taki merkezi yönetimlere karşı yürütülen mücadelelerin sembolü haline geldi.

1991'deki Kürt ayaklanmasının ardından bölgesel bir güvenlik gücüne dönüşen Peşmerge, 2003 sonrası süreçte kurumsallaştı ve 2005 Irak Anayasası ile birlikte Kürdistan Bölgesi'nin resmi güvenlik yapılarından biri olarak kabul edildi.

Tartışma nasıl başladı?

Silahların devlet kontrolüne alınması tartışması, ABD ve bölgesel aktörlerin İran destekli Şii silahlı gruplar üzerindeki baskıyı artırmasıyla yeniden gündeme geldi.

Irak siyasetinde son dönemde dolaşıma giren bazı iddialara göre, ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Irak-Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın tüm silahlı yapıların, Peşmerge dahil, Bağdat'ın otoritesi altına alınmasını önerdiği öne sürüldü. Ancak bu yaklaşımın Washington'ın resmi politikası olup olmadığı doğrulanmadı.

Buna rağmen bazı Şii siyasi çevreler ve İran'a yakın gruplar, silahların devlet denetimine alınması gerektiği savunuluyorsa bunun Peşmerge için de geçerli olması gerektiğini ileri sürmeye başladı.

Irak'ta ABD yaptırımları altında bulunan Harakat el-Nuceba hareketinin yöneticilerinden Nazım es-Saidi de yaptığı açıklamada, tartışmaların yalnızca Şii grupların silahları üzerinde yoğunlaşmasını eleştirerek Peşmerge'nin neden gündeme getirilmediğini sorguladı.

Kürt tarafı neden karşı çıkıyor?

Erbil yönetimi ve Kürt siyasi çevreleri ise Peşmerge ile silahlı grupların aynı kefeye konulmasının hukuki ve siyasi açıdan yanlış olduğunu savunuyor.

Eski Peşmerge Bakanlığı Genel Sekreteri ve güvenlik uzmanı Cabbar Yaver, Peşmerge'nin Irak Anayasası'nın 121. maddesi kapsamında faaliyet gösteren bölgesel muhafız gücü olduğunu belirterek, "Peşmerge anayasal bir kurumdur. Herhangi bir milis güçle aynı kategoride değerlendirilemez" dedi.

Yaver'e göre Peşmerge'nin statüsünü değiştirmek ya da dağıtmak siyasi uzlaşılarla mümkün değil. Böyle bir adım ancak anayasa değişikliği ve kapsamlı yasal süreçlerle gerçekleştirilebilir.

Kürt milletvekili Serva Muhammed de Peşmerge'nin Irak federal sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, bu gücün silahlı gruplarla aynı kapsamda değerlendirilmesinin Bağdat ile Erbil arasında ciddi bir anayasal krize yol açabileceği uyarısında bulundu.

ABD'de de destek görüyor

Kürt meseleleri üzerine çalışan araştırmacı Dilovan Berwari, Washington'da Peşmerge'nin dağıtılması yönünde ciddi bir yaklaşım bulunmadığını ifade etti.

Berwari, Peşmerge'nin geçici ya da devlet dışı bir yapı olmadığını, anayasal olarak tanınmış bölgesel bir güvenlik gücü olduğunu vurguladı.

IŞİD'e karşı uluslararası koalisyonun eski sözcülerinden emekli ABD Albayı Myles Caggins de Peşmerge'nin dağıtılması yerine güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Caggins, Peşmerge'nin uzun yıllardır ABD'nin güvenilir ortaklarından biri olduğunu ve Irak'ın güvenliğinde önemli rol oynadığını belirtti.

Federal yapı mı, merkeziyetçilik mi?

Uzmanlara göre tartışmanın temelinde yalnızca güvenlik politikaları değil, Irak'ın federal sisteminin geleceği yatıyor.

Uluslararası Kriz Grubu Irak Analisti Lahib Higel, Peşmerge'nin silahsızlandırılmasına yönelik çağrıların büyük ölçüde iç siyasi dengelerle bağlantılı olduğunu düşünüyor. Higel'e göre Bağdat, İran yanlısı gruplar üzerindeki baskıyı dengelemek amacıyla konuyu tüm silahlı yapıları kapsayan bir çerçeveye taşımaya çalışıyor.

Ancak bu yaklaşımın hem Bağdat-Erbil ilişkilerini zedeleyebileceği hem de Kürt siyasetindeki mevcut ayrışmaları derinleştirebileceği belirtiliyor.

Bölgesel gelişmeler etkili oluyor

Uzmanlar ayrıca ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan gerilimlerin de Irak'taki silah tartışmalarını yeniden ön plana çıkardığını değerlendiriyor.

Iraklı strateji uzmanı Kazım Yaver, silahların devlet kontrolünde toplanmasının hükümet programında yer alan hedeflerden biri olduğunu ancak Peşmerge'nin hukuki statüsünün Haşdi Şabi gibi yapılardan farklı olduğunu ifade etti.

Peşmerge'nin konumunun doğrudan Irak Anayasası ve Kürdistan Bölgesi yasalarıyla güvence altına alındığını belirten Yaver, bu nedenle söz konusu gücün geleceğinin diğer silahlı oluşumlarla aynı zeminde tartışılamayacağını söyledi.

Yeni bir kriz kapıda mı?

Gözlemcilere göre Peşmerge'nin silahsızlandırılması ya da doğrudan Bağdat'a bağlanması yönündeki girişimler yalnızca bir güvenlik reformu tartışması olarak görülmüyor. Bu konu aynı zamanda Irak'ta 2003 sonrası kurulan federal düzenin sınırlarını test eden kritik bir mesele olarak değerlendiriliyor.

Bu nedenle birçok uzman, Peşmerge'nin statüsünü tartışmaya açan her girişimin yalnızca askeri değil, siyasi ve anayasal sonuçlar da doğurabileceği ve Bağdat ile Erbil arasında yeni bir kriz başlatabileceği görüşünde birleşiyor.

 

Bu haber toplam 919 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 15:05:12