İran'da Sessiz Yeniden Yapılanma: İç Darbe İddiası mı, Güç Transferi mi?

Fransız basınında yer alan ve bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan iddialar, İran’da protestoların zirve yaptığı günlerde sistem içinde ciddi bir güç mücadelesi yaşandığını öne sürüyor. Ancak gelişmeler, klasik bir darbe girişiminden çok, kriz döneminde güvenlik eksenli bir yetki kaymasına işaret ediyor olabilir.

23 Şubat 2026 - 14:08
23 Şubat 2026 - 14:08
 0
İran'da Sessiz Yeniden Yapılanma: İç Darbe İddiası mı, Güç Transferi mi?

Fransız gazetesi Le Figaro’da yer alan ve bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan bir iddia, İran’da protestoların zirve yaptığı 7–8 Ocak gecesinde sistem içinde kritik bir güç mücadelesi yaşandığını öne sürdü. İddiaya göre eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, dini lider Ali Hameney’y karar mekanizmasının dışına itmeye yönelik bir girişimde bulundu.

Ancak gelişmeler, klasik bir darbe teşebbüsünden çok, kriz döneminde güvenlik eksenli bir yetki kaymasına işaret ediyor olabilir.

İddialara göre söz konusu hamle, güvenlik bürokrasisinin desteğini alamadığı için başarısız oldu. Özellikle Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Larijani’nin bu girişime destek vermemesi belirleyici oldu.

Ancak burada kritik bir soru var:

Eğer gerçekten dini lidere karşı bir darbe teşebbüsü olsaydı, İran gibi rejim güvenliğinin mutlak öncelik olduğu bir sistemde bunun sadece birkaç günlük ev hapsiyle sonuçlanması mümkün müydü?

İran’ın geçmiş uygulamaları dikkate alındığında, açık bir lider tasfiye girişiminin çok daha ağır sonuçlar doğurması beklenirdi.

Bu nedenle daha makul senaryo şu olabilir: 

Protestolar sırasında kriz yönetimi konusunda görüş ayrılığı yaşandı. Reformist kanat (Ruhani-Zarif çevresi) sistem içinde etkisini kaybetti. Güvenlik eksenli yapı öne çıktı. Larijani’nin yetkileri fiilen genişletildi.

Savaş Senaryosu ve “Vekalet Planı” İhtimali

İran yönetimi son dönemde bölgesel gerilimlerin çok cepheli bir çatışmaya dönüşebileceği ihtimalini daha yüksek sesle dillendiriyor.

Bu bağlamda Larijani’nin: İran İslam Cumhuriyeti Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin başında olması, Devrim Muhafızları Ordusu ile yakın çalışması, Nükleer müzakereler deneyimine sahip olması ve Rusya ve Körfez ülkeleriyle koordinasyon yürütmesi onu “kriz dönemi koordinatörü” konumuna taşıyor olabilir.

Bu durum bir “halef ilanı” anlamına gelmeyebilir; ancak savaş veya liderin devre dışı kalması senaryosunda sistemin sürekliliğini garanti altına alma arayışı olarak okunabilir.

Resmî olarak yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, anayasal konumu gereği güçlü görünse de pratikte güvenlik mimarisinin gölgesinde kalmış olabilir.

İran sisteminde, Cumhurbaşkanı halktan yetki alsa da stratejik ve güvenlik politikaları ise dini lider ve güvenlik bürokrasisi tarafından belirlenir. Bu çerçevede Pezeşkiyan’ın siyasi ağırlığının sınırlı kalması sürpriz sayılmıyor.

Washington–Pehlevi Teması İddiası

Bir diğer dikkat çekici iddia ise eski ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi olduğu belirtilen Steve Witkoff ile sürgündeki veliaht prens Rıza Pahlavi arasında gizli temas kurulduğu yönünde.

Bağımsız kaynaklarca teyit edilmiş olmasa da bu iddianın doğruluğunu baz alırsak, Washington rejim sonrası senaryoları tartıyor, alternatif liderlik kapasitesi ölçülüyor olabilir ve bu da  İran’daki güç kaymasının dış aktörler tarafından yakından izlendiğini destekleyen bir gelişme olarak ön plana çıkıyor.

Bu gelişmeler ışığında son dönemde İran'da Larijani’nin yetkileri ve etkisi artmış görünüyor. Protestolar sırasında güvenlik aygıtı belirleyici rol oynadı ve Reformist kanat sistem içinde zayıf konumda.

Le Figaro gazetesinde ileri sürülen iddianın gerçek bir darbe girişimi olup olmadığı, Ruhani ve Zarif’in resmi olarak ev hapsine alınıp alınmadığı ve Trump–Pehlevi temasının doğruluğu henüz kanıtlanmış değil ancak İran'da ciddi bir güç kaymasının yaşandığı şüphe götürmüyor.

İran sistemi kriz dönemlerinde güvenlik eksenine kayar. Bugün görülen tablo da bu durumu destekleyen işaretler veriyor. Reformist siyaset geri planda, buna mukabil güvenlik bürokrasisi önde ve Larijani yükselişte. Görünen o ki, Ali Hamaney sistem sürekliliğini garanti altına almaya çalışıyor.

“Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” denir. Ancak bazen duman, yangından değil; yaklaşan fırtınaya karşı yapılan hazırlıklardan da yükselir. Hamaney, savaşın kaçınılmazlığına inanıyor.. Bu nedenle diplomatik çabalar sürse de, İran'daki rejim çok cepheli ve hibrit bir savaşa hazırlık yapıyor.. 

İsrail'in "lider kadrolara da yönelebileceğini", 13 Haziran 2025'teki "12 gün savaşında" deneyimleyen Hamaney'in kendisine vekalet edecek kişi olarak Ali Larijani'yi belirlediği ve şimdiden ön plana çıkardığı ileri sürülüyor.

Larijani; Şii İslam Devrimi Muhafızları ordusunun eski komutanlarından ve Hamaney'in en güvendiği kadroların başında geliyor. Hamaney ayrıca, savaşın iç siyaseti etkileyebileceğinin de farkında. Ve bu nedenle, mevcut Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve ekibinden yetkileri almanın da hesabını yapıyor olabilir. Savaş hali ve olağanüstü kararlar ve yetkilerle, "rejimin direniş cephesini" oluşturabilir.

Bu haber toplam 621 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 15:08:37