İran’ın “Mozaik Savunma” Hamlesi: Kontrol Kaybolmadan Dağıtılan Güç
ABD ve İsrail saldırılarının ardından İran’ın, merkezi komuta yerine yerel inisiyatifi güçlendiren “mozaik savunma” yaklaşımını devreye aldığı iddiaları dikkat çekiyor. Ancak uzmanlara göre bu model, kontrolsüz bir yapı değil; aksine, merkezi strateji ile yerel esnekliğin dengelendiği bir savaş doktrinine işaret ediyor.

İran’da son günlerde gündeme gelen “mozaik savunma” doktrini, askeri stratejide önemli bir dönüşüm tartışmasını beraberinde getirdi. Özellikle ABD ve İsrail’in son dönemde merkezi komuta ve kritik askeri altyapıyı hedef alan saldırılarının ardından, İran Devrim Muhafızları (IRGC) bünyesinde daha dağıtık bir savunma modeline geçildiği öne sürülüyor.
İddialara göre İran, ülke genelindeki askeri yapıyı eyalet bazlı daha küçük ve esnek birimlere bölerek, olası bir geniş çaplı çatışmada komuta zincirinin çökmesini engellemeyi hedefliyor. Bu yapı, kamuoyunda “mozaik savunma” olarak adlandırılıyor.
Ancak bu modelin “tam bağımsızlık” anlamına gelmediği vurgulanıyor. İran’ın askeri yapılanmasında yerel komutanlıkların uzun süredir belirli bir operasyonel esnekliğe sahip olduğu bilinirken, stratejik kararların hâlâ merkezden, yani Tahran’dan belirlendiği değerlendiriliyor.
Sahadaki unsurların önemli bir bölümünü oluşturan Besic milisleri ve eyalet düzeyindeki Devrim Muhafızları birimleri, bu modelde “yerinde tepki verme” kapasitesini artıran temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu sayede İran’ın, özellikle hava saldırıları sonrası oluşabilecek komuta boşluklarına karşı direnç geliştirmeyi amaçladığı ifade ediliyor.
Askeri uzmanlara göre bu yaklaşım, klasik bir merkezi ordu modelinden ziyade, “derinlemesine savunma” ve “yıpratma savaşı” stratejilerine daha yakın bir yapı sunuyor. İran’ın dağlık ve engebeli coğrafyası düşünüldüğünde, bu tür bir dağıtık savunma modelinin uzun süreli çatışmalarda avantaj sağlayabileceği belirtiliyor.
Öte yandan “yerel komutanlara tam yetki verildiği” yönündeki iddialar temkinle karşılanıyor. Özellikle füze sistemleri ve uzun menzilli saldırı kapasitesi gibi stratejik unsurların kontrolünün merkezde tutulduğu, aksi bir durumun bölgesel gerilimi öngörülemez şekilde tırmandırabileceği değerlendiriliyor.
Sonuç olarak “mozaik savunma” yaklaşımı, İran’ın askeri doktrininde radikal bir kopuştan ziyade, mevcut yapının daha esnek ve dayanıklı hale getirilmesi olarak yorumlanıyor. Bu da Tahran’ın olası bir çatışmada “tek merkez vurulursa sistem çöker” riskini minimize etmeye çalıştığını gösteriyor.
Son güncellenme: 01:10:25








































































































































































































