İsrail seçimleri, ülkenin Ortadoğu politikasını değiştirecek mi?
İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak parlamento seçimleri yaklaşırken, Gazze, Lübnan ve İran’daki çatışmaların ülkenin güvenlik politikalarını kalıcı biçimde sertleştirdiği değerlendiriliyor. Netanyahu’nun yeniden iktidara gelmesi halinde bölgedeki askerî politikaların daha da sertleşebileceği belirtilirken, hiçbir siyasi bloğun çoğunluğu sağlayamaması durumunda Arap partileri hükümetin geleceğinde belirleyici rol oynayabilir.

Reuters’ın analizine göre, İsrail’de seçimlerin sonucu ülkenin Ortadoğu politikasında önemli etkiler yaratabilir. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun radikal sağcı blokun desteğiyle yeniden seçilmesi, İran’a yönelik politikaların sertleşmesine, Batı Şeria’daki işgalin yoğunlaşmasına ve diplomasinin geri planda kalmasına yol açabilir.
Netanyahu’nun eski danışmanı Aviv Bushinsky, Başbakan’ın yeniden seçilmesi halinde İran, Lübnan, Batı Şeria ve Gazze’ye yönelik mevcut politikaların daha saldırgan biçimde uygulanabileceğini belirtiyor.
Filistin politikasında köklü değişiklik beklenmiyor
Filistinli analist Gassan Katib, İsrail’in Filistin politikasında köklü bir değişiklik yaşanmasını beklemiyor. Katib’e göre Tel Aviv yönetimi, iki devletli çözüme karşı çıkmayı ve işgal altındaki bölgelerde uluslararası hukuka aykırı yerleşimleri genişletmeyi sürdürecek.
Brüksel merkezli Uluslararası Kriz Grubu’ndan Joost Hiltermann ise yerleşimci şiddetinin artması ve Filistinlilerin öfkesinin büyümesinin, Batı Şeria’da daha geniş çaplı bir ayaklanmanın önünü açabileceği uyarısında bulunuyor.
Netanyahu’nun hedefinde İran rejimi var
Netanyahu, İran’daki mevcut rejimi devirmek istediğini açıkça dile getiriyor. Radikal sağcı bloku planladığı şekilde bir araya getirmekte zorlanan Başbakan, 18 Ekim’de açıkladığı “güvenlik doktrininde” İran’da rejimin çökmesi için gerekli koşulların oluşturulmasına odaklanılacağını vurgulamıştı.
Bu yaklaşımın seçim sonrasında da sürmesi halinde İran, Lübnan ve Filistin topraklarına yönelik politikaların İsrail’in güvenlik gündemindeki ağırlığını koruması bekleniyor.
Arap partileri hükümetin geleceğini belirleyebilir
İsrail’de başbakan doğrudan halk tarafından seçilmiyor. Hükümetin kurulabilmesi için 120 sandalyeli Knesset’te çoğunluğu sağlayacak bir koalisyon oluşturulması gerekiyor.
27 Ekim’de yapılacak seçimlere 38 parti katılıyor. Ancak bunlardan en fazla 15’inin, parlamentoya girebilmek için gereken yüzde 3,25’lik seçim barajını aşması bekleniyor.
BBC’nin analizine göre, hiçbir siyasi bloğun parlamentoda çoğunluğu sağlayamaması halinde Arap partileri hükümetin kurulmasında belirleyici rol oynayabilir. Ancak eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloğunun da Arap partileriyle hükümet kurmayı reddetmesi, olası koalisyon görüşmelerini zorlaştırabilir.
Üç Arap partisinin birleşmesiyle oluşturulan Ortak Liste, önemli siyasi adımlar atılması karşılığında Netanyahu hükümetinin yerine kurulacak bir hükümete destek vermeye hazır olduğunu belirtiyor.
Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi (Ra’am) de seçim sonrasında siyasi kararları etkileyebilecek bir konuma gelmeyi hedefliyor.
Seçimlerin ardından ortaya çıkacak parlamento tablosu, yalnızca İsrail’de hükümetin kim tarafından kurulacağını değil, ülkenin İran, Lübnan ve Filistin’e yönelik politikalarının hangi yönde ilerleyeceğini de etkileyebilir.
Son güncellenme: 09:42:34




































































































































































































