Kürtler Suriye’nin yeni parlamentosu konusunda neden bölünmüş durumda?
Suriye’nin yeni Halk Meclisi seçimlerinde Kürtler sekiz sandalye kazanırken, Rojava’nın etkili siyasi gücü olan PYD’nin boykot kararı Kürt siyasi hareketindeki görüş ayrılıklarını yeniden gündeme taşıdı.

Suriye’de oluşturulan 210 üyeli yeni Halk Meclisi’nde Kürt temsilciler toplam sekiz sandalye elde etti. Ancak seçim süreci, Kürt siyasi çevrelerinde önemli bir tartışmaya yol açtı. Rojava’daki özerk yönetimin öncülüğünü yapan PYD seçimleri boykot ederken, rakibi ENKS sandığa gitmeyi tercih etti.
Suriye yönetimi, parlamentonun üçte ikisinin yerel seçim kurulları aracılığıyla, kalan üyelerin ise cumhurbaşkanı tarafından belirlendiğini açıkladı. Şam, kimlik belgeleri bulunmayan ve yerinden edilmiş milyonlarca kişi nedeniyle doğrudan seçimlerin mümkün olmadığını savunuyor.
PYD’nin boykot kararı özellikle Haseke, Kobani ve Afrin’de uygulandı. Buna karşın ENKS seçimlere katılarak parlamentoda temsil edilme yolunu seçti. Bu durum, Nisan 2025’te gerçekleştirilen Kürt Birlik Konferansı’nda alınan ortak hareket etme kararına rağmen Kürt siyasi aktörleri arasındaki temel anlaşmazlıkların sürdüğünü gösterdi.
Rojava Bilgi Merkezi (RIC) araştırmacılarından Ghassan Bazo’ya göre, Kürt partileri arasında birlik görüşmeleri yapılmış olsa da temsil, özerklik ve Suriye’nin gelecekteki siyasi yapısına ilişkin temel konularda uzlaşma sağlanamadı. Bazo, birçok Kürdün siyasi rekabetten ziyade ekonomik sorunlar, güvenlik ve mevcut kazanımların korunmasına odaklandığını belirtti.
PYD yetkilileri ise parlamentodaki Kürt temsilinin nüfus oranıyla uyuşmadığını savunuyor. Parti yöneticileri, Kürtlerin Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturduğunu ve bu oranın parlamentoda da karşılık bulması gerektiğini ifade ediyor. PYD’ye göre sekiz sandalye, Kürt toplumunun siyasi ağırlığını yansıtmıyor.
PYD Genel Konseyi üyesi Sihanouk Dibo, parlamentoya giren isimlerin Kürt halkının taleplerini temsil etmediğini belirterek, seçim sisteminin Kürtlerin siyasi etkisini sınırladığını savundu.
Parti yöneticilerinden Aldar Xelil de Haseke’de seçim bölgelerinin etnik ve bölgesel dengeleri değiştirecek şekilde düzenlendiğini ileri sürdü. Xelil, Kürt ve Arap nüfusun ayrı seçim çevrelerine bölünmesinin sandalye dağılımını etkilediğini söyledi.
Buna karşılık ENKS yetkilileri, geçiş sürecindeki parlamentoda yer almanın Kürtler açısından önemli olduğunu savunuyor. ENKS Genel Sekreterliği üyesi Shellal Geddo, yeni parlamentonun ülkenin temel yasalarını şekillendireceğini belirterek, Kürtlerin bu süreçte yer almamasının daha büyük kayıplara yol açabileceğini ifade etti.
Suriye Kürt siyaseti üzerine çalışan araştırmacı Sirwan Kajjo ise parlamentodaki temsilin tek başına Kürtlerin uzun vadeli haklarını güvence altına alamayacağını söyledi. Kajjo’ya göre Kürtlerin temel talebi, birkaç milletvekilliğinden ziyade anayasal güvence ve siyasi statünün resmen tanınması.
Ocak ayında Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Kürtlerin dil ve siyasi haklarını tanıyan bir kararname yayımlamıştı. Ancak PYD öncülüğündeki özerk yönetim, bu adımın Kürtlerin taleplerini karşılamaktan uzak olduğunu açıklamıştı.
Uzmanlara göre PYD’nin boykotu, Suriye devlet kurumları içindeki doğrudan etkisini azaltırken; ENKS’nin parlamentoya katılımı ise Kürt siyasetine Şam içinde kurumsal bir temsil kanalı açıyor. Buna rağmen Kürtlerin anayasal statüsü ve siyasi hakları konusundaki tartışmaların devam etmesi bekleniyor.(The New Region- Wladimir van Wilgenburg)
Son güncellenme: 13:18:56




































































































































































































