Abdulmenaf Kıran: Biraz Empati, Biraz Vicdan!

'' Medeni dünyanın yaklaşık bir asır önce hal ettiği eşitlik ve hukukun üstünlüğü meselesini, ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti, Kürtler açısından çözümsüzlükte ısrar etmektedir. Hatta gittikçe ırkçılık ve ayrımcılık daha da derinleşmektedir.''

17 Nisan 2026 - 09:29
17 Nisan 2026 - 09:29
 0
Abdulmenaf Kıran: Biraz Empati, Biraz Vicdan!

 

Dün TRT 1 ‘de Dr. Sadık Ahmet’in öncülüğünü yaptığı, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının mücadelesini ve Dr. Sadık Ahmet’in, bir aktivist olarak  serüvenini konu alan  Sadık Ahmet “ filmini seyrettim.

Film 1980-1995 arasındaki zaman kesitini işlemiş, 2 saat 5 dakika sürüyor. Sabırla izledim.

Mücadelesini sempatiyle izledim, takdir ettim. Türkiye Cumhuriyeti Gümülcine Konsolosu da mücadeleye destek veriyor. O tarihlerde Yunanistan Müslüman Türk azınlığına karşı, hem asimilasyon politikası uyguluyor, hem ayrımcılık yapıyor. Sadık Ahmet, barışçıl yollarda ama ısrarlı bir şekilde bu hukuksuzlukla mücadele ediyor. Tabi, sonunda kaza süsü verilen bir suikasta kurban gidiyor.

Yine 1960'lı yıllardan 2000’li yıllara kadar, Bulgaristan’da da aynı şekilde Türk azınlığa karşı inkar ve asimilasyon politikasını uyguladı. Irkçılık ve ayrımcılık baskısı, o kadar yoğunlaştı ki, binlerce kişi dayanamayıp Türkiye’ye sığındı. Türkiye hükümetleri de hem kucak açtı, hem de hak mücadelelerinin yanında durdu.

1974’te Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesi de, soydaşlarına yapılan baskılardan dolayı olduğu söylendi. Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, De Jure( hukuken) tanınmamakla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti devletinin desteği le De Facto ( Fiili ) olarak varlığını sürdürmektedir. Konu Türklere ilişkin hak ihlali olunca, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Dünya üzerinde İnsan Haklarını en iyi savunan devlet olabiliyor.

2007 yılında, Amerika’da  Siyahilerin, Beyazlarla eşit bir şekilde, aynı okullarda okumasının kabul edilişinin 50. Yıl dönümü törenlerine denk geldim. Little Rock’da ilk defa 9 siyahi çocuk, Beyazların okuduğu lise de okula başlamışlar. Tabi ki, beyazların güçlü itirazlarına maruz kalmışlar. Fakat  dönemin Amerika Başkanı Eisenhower, kararlı bir şekilde eşitliği sağlamak için tutum takınmış. 50 yıl sonra, 50. Yıl  dönümünde kutlamalar vardı. Beyazların eşitliği içselleştirdiğini, hatta siyahilerden daha büyük bir coşkuyla kutlama törenlerine katıldığını gözlemledim.

O gün, çok duygulandım. Göz yaşlarımı tutamadım. Bir gün Türkler de Kürtlerin eşitliğini kabul edip, yıl dönümü kutlamalarına böyle coşkuyla katılabilecekler mi diye, uzun uzun düşündüm. 

Medeni dünyanın yaklaşık bir asır önce hal ettiği eşitlik ve hukukun üstünlüğü meselesini, ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti, Kürtler açısından çözümsüzlükte ısrar etmektedir. Hatta gittikçe ırkçılık ve ayrımcılık daha da derinleşmektedir.

Oysa nüfusun üçte biri Kürt. Kürtler otantik bir halk. Gelişmiş bir Kültür ve edebiyata sahip. Milli hisleri moderniteden önceye dayanır. Zengin bir tarihi mirasa sahiptir. Hukuki bakımdan eşit haklara sahip olmayı fazlasıyla hak ediyor.

Biz Kürtler, gerek Bulgaristan’da gerekse Kıbrıs ve Yunanistan’da, Türklerin eşitlik mücadelesine sempatiyle baktık ve destekledik. Fakat hem Türkiye Cumhuriyeti, hem de Türk halkı, “Kürt anasını görmesin” şiarından vazgeçmiyor. Asimilasyoncu, ırkçı eğitim, insanların nesnel ve insanı düşünmesini engelliyor.

Kürt sorununu çözmek için, sadece  empati ve vicdana ihtiyaç vardır. Biraz empati ve vicdanlı olmayı istemek; çok aşırı bir istek mi?

Av. Abdulmenaf KIRAN- HAK-PAR Genel Başkan Yardımcısı

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bu haber toplam 371 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 10:31:31