Analiz: Türkiye bir İsrail savaş uçağını düşürürse ne olur?
Al Majalla Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Hamidi, İsrail’in Suriye’nin kuzeyindeki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısının, Türkiye ile İsrail arasında istemeden doğrudan bir çatışma yaşanması riskini ortaya çıkardığını yazdı. Hamidi, olası bir Türk-İsrail çatışmasının ABD’yi iki müttefiki arasında zor bir tercihle karşı karşıya bırakacağını belirtti.

Al Majalla Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Hamidi, İsrail’in Suriye’nin kuzeyindeki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıyı değerlendirdiği yazısında, saldırının yalnızca havaalanının pistlerini kullanılamaz hale getirmediğini, aynı zamanda Türkiye ile İsrail arasında doğrudan çatışma ihtimalini de gündeme getirdiğini belirtti.
Hamidi’ye göre İsrailli yetkililer, saldırıdan günler önce ABD’li muhataplarına Türkiye’nin Ebu Zuhur’a askeri unsurlar konuşlandırmaya hazırlandığını gösteren istihbarat bulunduğunu aktardı. Washington’un yaptığı değerlendirmede ise mevcut bilgilerin İsrail’in bu iddiasını doğrulamadığı sonucuna varıldı.
Bunun üzerine ABD’nin, İsrail’in endişelerini gidermek ve gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla Mossad, Şam ve Ankara arasında temas kurulmasına aracılık ettiğini aktaran Hamidi, buna rağmen İsrail’in kısa süre sonra havaalanına saldırdığını kaydetti.
ABD’nin girişimi saldırıyı önleyemedi
Hamidi’nin aktardığına göre Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, saldırıdan iki gün önce ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile İstanbul’da görüştü.
Tarafların değerlendirmesine göre krizin kontrol altına alınmaya başladığını belirten Hamidi, daha önce Palmira yakınlarındaki bir üs saldırısı öncesinde yaşanan gerilimin de benzer şekilde yönetildiğini yazdı.
Hamidi, bu süreçte yıl başından beri askıya alınan Suriye-İsrail müzakerelerinin yeniden başlatılması ve ortak tehditlere ilişkin istihbarat paylaşımı amacıyla Amman’da kurulan koordinasyon biriminin geliştirilmesi ihtimalinin de gündeme geldiğini aktardı.
Ancak ertesi gün İsrail savaş uçaklarının Ebu Zuhur’un pistlerini vurduğunu belirten Hamidi, Ankara’nın operasyondan önceden haberdar edilmediğini ve Türk radarlarının İsrail uçaklarının kuzeye doğru ilerlediğini tespit ettiğinde uçakların hedefinin bilinmediğini ifade etti.
“En tehlikeli an buydu”
Hamidi, krizin en tehlikeli noktasının Türkiye’nin İsrail uçaklarını önlemek üzere savaş uçaklarını havalandırması halinde ortaya çıkabileceğini belirtti.
Yazısında, “Ya Türk savaş uçakları İsrail uçaklarını önlemek üzere havalansaydı? Ya İsrailli pilotlar Türk uçaklarının uyarılarına kulak asmasaydı?” sorularını yönelten Hamidi, daha da kritik ihtimalin bir Türk pilotun İsrail uçağını tehdit olarak değerlendirerek füze ateşlemesi olduğunu vurguladı.
Hamidi’ye göre asıl risk, Ankara veya Tel Aviv’in bilinçli olarak savaş başlatması değil, iki tarafın da istemediği halde bir olayın kontrolden çıkarak çatışmaya dönüşmesi.
Suriye hava sahasında daha önce de benzer krizler yaşandı
Hamidi, Suriye hava sahasının bu tür tehlikeli karşılaşmalara daha önce de sahne olduğunu hatırlattı.
2015 yılında bir Türk savaş uçağının Suriye sınırı yakınlarında bir Rus savaş uçağını düşürdüğünü belirten Hamidi, Ankara’nın uçağın Türk hava sahasını ihlal ettiğini ve uyarılara yanıt vermediğini açıkladığını aktardı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in olayı “sırtımızdan bıçaklanma” olarak nitelendirdiğini belirten Hamidi, Moskova’nın Ankara’ya yaptırım uyguladığını ancak iki ülkenin doğrudan çatışmadan kaçınarak daha sonra angajman kuralları üzerinde anlaşmaya vardığını yazdı.
Hamidi ayrıca 2018 yılında Suriye hava savunmasının Akdeniz üzerinde bir Rus uçağını yanlışlıkla düşürmesini de örnek gösterdi. İsrail’in operasyonları sırasında yaşanan olayın ardından Moskova ile Tel Aviv arasında ciddi gerilim oluştuğunu belirten Hamidi, krizin yeni angajman kurallarıyla aşıldığını ifade etti.
Türkiye ve İsrail’in güvenlik hesapları çatışıyor
Hamidi, mevcut durumda Türkiye, İsrail ve Suriye’nin aynı hava sahasında birbirinden farklı güvenlik önceliklerine sahip olduğunu belirtti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İsrail güçlerinin kuzey sınırlarının ötesinden gelebilecek tehditleri engellemek ve askeri operasyon özgürlüğünü korumak istediğini aktaran Hamidi, Türkiye’nin ise kuzey Suriye’yi ulusal güvenliğinin temel unsurlarından biri olarak gördüğünü yazdı.
Şam’ın da hava sahası ve topraklarının Suriye’ye ait olduğu konusunda ısrar ettiğini belirten Hamidi, “Aynı gökyüzünde üç farklı güvenlik vizyonu kesişiyor. Washington ise bunları birbiriyle bağdaştırmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye bir İsrail uçağını düşürürse Washington ne yapacak?
Hamidi, olası bir Türk-İsrail çatışmasının ABD’yi son derece zor bir pozisyona sokacağını belirtti.
Türkiye’nin bir İsrail savaş uçağını düşürmesi halinde İsrail’in nasıl karşılık vereceğinin kritik önem taşıyacağını belirten Hamidi, böyle bir durumda Washington’un iki stratejik müttefiki arasında kalacağını ifade etti.
Hamidi, “Hem İsrail hem de Türkiye ABD’nin stratejik müttefikleri. Üstelik Türkiye bir NATO üyesi ve ülkede ABD askeri varlığı bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Böyle bir senaryoda Washington’un İsrail’in yanında mı yoksa NATO müttefiki Türkiye’nin yanında mı duracağı sorusunun ortaya çıkacağını belirten Hamidi, ABD’nin her iki tarafı da gerilimi tırmandırmaktan vazgeçmeye zorlamasının en muhtemel seçeneklerden biri olacağını yazdı.
Şam da çatışmanın ortasında kalabilir
Hamidi’ye göre olası bir Türkiye-İsrail çatışmasının en önemli sonuçlarından biri de Suriye’nin yeniden çatışma sahasına dönüşmesi olacak.
Şam’ın bir yandan Ankara ile ilişkilerini sürdürürken diğer yandan Tel Aviv ile müzakereler yürüttüğünü belirten Hamidi, Suriye yönetiminin toprakları ve hava sahası üzerindeki egemenliğini yeniden tesis etmeye çalıştığını ifade etti.
Hamidi, böyle bir çatışmada Suriye’nin elde edebileceği olası kazanımların yanı sıra ağır bir bedelle de karşılaşabileceğini belirterek, ülkenin Türkiye ile İsrail arasındaki çatışmanın sahasına dönüşebileceği uyarısında bulundu.
“Savaşlar her zaman liderler istediği için başlamıyor”
Hamidi, ABD’nin şu anda Türkiye-İsrail arasındaki sürtüşmeyi önleyecek mekanizmalar kurmaya çalıştığını, Suriye’nin ise müzakerelere dönmek istediğini aktardı.
Türkiye’nin İsrail’le savaşmak istemediğini, İsrail’in ise 7 Ekim sonrası güvenlik anlayışıyla hareket ettiğini belirten Hamidi, bölgedeki riskin kontrol dışı gelişmelerden kaynaklanabileceğine dikkat çekti.
Hamidi yazısını, savaşların her zaman liderlerin bilinçli tercihiyle başlamadığını belirterek şu değerlendirmeyle tamamladı:
Bir uçağın yanlış yere girmesi, bir radarın onu tespit etmesi ve bir pilotun karar vermek için yalnızca birkaç saniyesinin kalması, kontrol edilemeyen bir çatışmayı başlatmaya yetebilir.
Son güncellenme: 11:12:22




































































































































































































