Apocu Hareketin Konumu!

22 Ağustos 2026 - 09:31
22 Ağustos 2026 - 09:31
 0
Apocu Hareketin Konumu!

Sömürgeci soykırımcı sisteme entegre/uyum ve katılmayı "Süreç" diye adlandıran Apocu Hareket, 2014 yılında IŞID  Musul Emiri olan ve On yıl sonra da Esad Ailesinin yerine geçerek Suriye'de  iktidarı eline geçiren Muhammed Colani/Ahmet El Şara'nın Suriye Arap Devleti  yönetimine katılmaya vardırdı. 

IŞİD, El Nusra, El Kaide ve HTŞ'nin yaptıklarını adeta hafızada silen Apocu hareketin temsilcisi  Mazlum Abdi ve Colani'nin 10 Mart 2025  görüşmesi, Rojava’nın tasfiyesine giden istikameti oldu.

Aynı Apocu Hareket, 27 Şubat 2025…'te 50 yıllık sayfayı   A. Öcalan'ın açıklaması ile aleni olarak saflaştırdı. Şu anda ,  "devlete hizmet yarışında, MHP kadar devletin bir ayağı olmayı "Yüzyılın  stratejisi"  olarak benimsemiş ve çok net olarak   açıklamış durumdadır.

Yavuz Selim ve İdris-i Bitlisi örneğini hatırlatarak,  bunu "Kürt Türk ittifakı " olduğunu sunuyor.  Karayılan,  Nurettin/Selahattin  Demirtaş başta olmak üzere Apocu Hareketin başları,  İmralıdan gelen talimatlara biat ederek,  "İttifak", "Barış", "Kardeşlik"  yalanlarına, "entegrasyon" diyerek Kurt ulusal taleplerini reddeden, Kurt ulus tanımına kaynaklık eden tarihi, dili, coğrafyayı,  kültürü aşağılayan, "işlevsiz"  , "Çürük", "Bitiş", "Kalıntı", "eskide kalmış ve geleceği olmayan   olgu" diyerek, Türk resmi ideolojinin sömürgeci, soykırımcı  kodlarına uygun tanımlayan kavramlar ile sistemin önemli bir parçası, hatta 2 Ağustos 2026…'da açıkladığı üzere   "MHP kadar devletin önemli bir ayağı olmayı"  taahhüt  eder durumdadırlar.  

Artık bütün bu beyan ve aleni siyaset stratejisi karşısında, Kurt ulusunun varlığı ve bu varlıktan kaynaklı  toplumsal ve siyasal kolektif   haklarını savunmayanları, "demokrat",, "aydın", "devrimci" ya da "ümit var" olarak değerlendirmek cehalettir, aymazlıktır, ve insani değerler karşısında tutum alır duruma düşmektir!

Apocu Hareket devlet ile birleşerek, "Kürtlerin varlığını kabul ediyoruz!" derken, arkasında Kürt ulusal varlığını, mücadelesini tasfiye etmeyi önüne koymuştur.

"Apocu hareket", durduğu yeri ve konumunu  tereddütsüz açıklıyor.  Buna rağmen, orada kalanlar, Kürt ulusal mücadelesine karşı tarihi ihanetin işlevini görüyorlar!

Çerçeve Yasa!

Olmayan Müzakereden, Öcalan, Dem Parti ve devletten ortak çıkan "Çerçeve yasa" taslağında,  PKK'nın ve çevresinin  "Terör örgütü"  olduğu,  gelip teslim olmaları halinde "Kademeli ve kontrollü olarak 'infaz yasası' dedikleri şartlardan yararlanmalarının mümkün olduğu ile mutabakat sağlanmış! Bu devlet ve daha önce çıkarılan pek çok yasadan farklı bir durum değil,   tek görünürde değişen şey, Öcalan ve   ona eksiksiz tabii olan DEM Partinin de devletin bu söylemine alenen katılmış olmasıdır... Yani artık Külah düştü kel göründü!

Buna da toplumsal barış demişler...

"Baş müzakereci" dedikleri. Abdullah Öcalan ise böylece, "Ulus devlet, federasyon, idari özerklik ve Kültüralist taleplerin toplum sosyolojisi ile bağdaşmadığı, milliyetçi etkiler ile savunuldu"  diyerek, reddettiği haklardan sonra, Kurt ulus tarihini "kalıntı" Kürt dilini "işlevsiz", Kurt Kültürünü "çöplük", Kürt kadınını "pis kokan" diye hakaret eden  kişinin bu sonuca geleceği açıktı..

Burada asıl sorun, daha bu safsata Kara propagandalardan ümit besleyen müritlerin sefil ve sefaleti acı bir hal değil mi?!

Düne kadar "bedel" diye dillendirdiğinize bugün Serok dediğiniz de devletin tanımı ile "terörist" diyenlerin korosunda olduğunu ortaya koyuyor. 

Artık Müritler bunca aleniyete rağmen ezberlerini tekrarlamaktan vazgeçmeyecek mi?

Sanmıyorum!

Anlaşılan resmi ideolojinin çerçevesi içine girenler,  rahat rahat çıkmıyor..

Şimdi çerçevenin dışında kalanlar  ne yapacak, esas önemli olan soru bu!

SELO

Savunmasında, "Cesedim dik çıkacak" demişti Selahattin Demirtaş(Selo), Ama gördük ki Selo. "dik" sözüne "sela" okuyup,  Öcalan, Bahçeli ve Erdoğan'a "selamet" dilemiş!

Neden ve nereden icap etmiş!? 

Çünkü Selo burnu yerde sürülecek kadar bükülmüş. Zira Selo hep bir mürit idi, ama geniş kitlelerce sevilmiş olması, kendisine karşı A. Öcalan'ın uyarısı üzerine "dikkatli" olunmuştur!

Aslında gereksiz bir korku!

Bunu en iyi anlayıp ifade eden ise "Selahattin evine!" diyen Devlet Bahçeli olmuştu!

Boş hayaller beslemenin alemi yoktur.

Kim nerede konumlanırsa konumlansın, Kürt ulusunun  evrensel, kamusal hakları esastır. Bağımsızlık, birlik ve kendi geleceğine uygun konumlanması esastır.

Gerisi ihanettir...

 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 466 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 10:32:09