33 Kurşun Şiiri ve Ahmet Arif

22 Nisan 2026 - 15:06
22 Nisan 2026 - 15:06
 0
33 Kurşun Şiiri ve Ahmet Arif

 

Ahmet Arif yaşadığı dönemin toplumsal sorunları şiirleri ile dillendiren önemli, cesur yürekli bir şairdir. En önemli şiirlerinde biri olan 33 KURŞUN ile 1943 yılında Orgeneral Muğlalı'nın emri ile yapılan yargısız infazı anlatan şiirleri bunlardan biridir....

Ahmet Arif'in şiirinde dile getirdiği olay 1943’te Van’ın Özalp ilçesinde yaşandı. Kamuoyunda “33 Kurşun Olayı” diye bilinen bu olayda aralarına çizilen yapay sınırı geçerek öteki tarafta kalan akrabaları ile hayvan ticareti yapan 33 Kürd'ü askerlerine infaz emrini veren  Muğlalı Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görevli orgeneral.

"Sınır" kaçakçılığı ile suçlanan 33 sivil Kürd yargılanmadan kurşuna dizilerek infaz edildi. 33 kişiden biri öldü sanılan sağ kurtuldu.

Orgeneral Muğlalı olayın duyulması ile 1949 yılında yargılandı. Önce verilen idam cezası sonra 20 yıla indirildi.1951 yılında da hayatını kaybetti.

O tarihlerde Muğlalı'nın adı çeşitli yerdeki cadde, sokak ve okullara veriliyordu.

 2000'li yıllardan itibaren Orgeneral Muğlalı'nın adı bazı yerlerde ve olayın yaşandığı Van'da bulunan  Orgeneral Muğlalı Kışlası'nın da adı  değiştirildi.

Ancak Van-Özalp'te bulunan Jandarma Hudut Tabur Komutanlığı'na Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 1972'de idam edildiği gün olan 6.Mayıs tarihini de hatırlatarak 6.Mayıs.2004 yılında yeniden Orgeneral Muğlalı Kışlası adı verildi.....

Aynı dönemin çoğu aydın, yazar ve şairlerin sessiz kaldığı bu infazı Ahmet Arif cesaretle 33 KURŞUN şiiri ile duyurdu.

Yoksa bu faili bilinen toplu infaz bildiğimiz "Kol kırılır, yen içinde kalır" mantığı ile yaşanan çoğu faili belli infazlar gibi tarihi karanlık ve kirli  sayfalarında kalacaktı.

Aşağıda Ahmet Arif'in büyük yüreklilik göstererek toplu yargısız infazı anlattığı, yüreklerimizi öfke ve acı ile titretip dillerden düşmeyen 33 Kurşun şiiri;

 

OTUZÜÇ KURŞUN

Bu dağ Mengene dağıdır

Tanyeri atanda Van'da

Bu dağ Nemrut yavrusudur

Tanyeri atanda Nemruda karşı

Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur

Bir yanın seccade Acem mülküdür

Doruklarda buzulların salkımı

Firari guvercinler su başlarında

Ve karaca sürüsü,

Keklik takımı...

 

Yiğitlik inkar gelinmez

Tek'e - tek döğüşte yenilmediler

Bin yıllardan bu yan, bura uşağı

Gel haberi nerden verek

Turna sürüsü değil bu

Gökte yıldız burcu değil

Otuzüç kurşunlu yürek

Otuzuç kan pınarı

Akmaz,

Göl olmuş bu dağda...

 

Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı

Sırtı alaçakır

Karnı sütbeyaz

Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı

Yüreği ağzında öyle zavallı

Tövbeye getirir insanı

Tenhaydı, tenhaydı vakitler

Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı

 

Baktı otuzüçten biri

Karnında açlığın ağır boşluğu

Saç, sakal bir karış

Yakasında bit,

Baktı kolları vurulu,

Cehennem yürekli bir yiğit,

Bir garip tavşana,

Bir gerilere.

 

Düştü nazlı filintası aklına,

Yastığı altında küsmüş,

Düştü, Harran ovasından getirdiği tay

Perçemi mavi boncuklu,

Alnında akıtma

Üç topuğu ak,

Eşkini hovarda, kıvrak,

Doru, seglavi kısrağı.

Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!

Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,

Böyle arkasında bir soğuk namlu

Bulunmayaydı,

Sığınabilirdi yüceltilere...

Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,

Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı,

Yanan cıgaranın külünü,

Güneşlerde çatal kıvılcımlanan

Engereğin dilini,

İlk atımda uçuran

Usta elleri...

 

Bu gözler, bir kere bile faka basmadı

Çığ bekleyen boğazların kıyametini

Karlı, yumuşacık hıyanetini

Uçurumların,

Önceden bilen gözleri...

Çaresiz

Vurulacaktı,

Buyruk kesindi,

Gayrı gözlerini kör sürüngenler

Yüreğini leş kuşları yesindi...

 

Vurulmuşum

Dağların kuytuluk bir boğazında

Vakitlerden bir sabah namazında

Yatarım

Kanlı, upuzun...

Vurulmuşum

Düşüm, gecelerden kara

Bir hayra yoranım çıkmaz

Canım alırlar ecelsiz

Sığdıramam kitaplara

Şifre buyurmuş bir paşa

Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki...

 

Ölüm buyruğunu uyguladılar,

Mavi dağ dumanını

ve uyur-uyanık seher yelini

Kanlara buladılar.

Sonra oracıkta tüfek çattılar

Koynumuzu usul-usul yoklayıp

Aradılar.

Didik-didik ettiler

Kirmanşah dokuması al kuşağımı

Tespihimi, tabakamı alıp gittiler

Hepsi de armağandı Acemelinden...

Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız

Karşıyaka köyleri, obalarıyla

Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,

Komşuyuz yaka yakaya

Birbirine karışır tavuklarımız

Bilmezlikten değil,

Fıkaralıktan

Pasaporta ısınmamış içimiz

Budur katlimize sebep suçumuz,

Gayrı eşkiyaya çıkar adımız

Kaçakçıya

Soyguncuya

Hayına...

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki...

 

Vurun ulan,

Vurun,

Ben kolay ölmem.

Ocakta küllenmiş közüm,

Karnımda sözüm var

Haldan bilene.

Babam gözlerini verdi Urfa önünde

Üç de kardaşını

Üç nazlı selvi,

Ömrüne doymamış üç dağ parçası.

Burçlardan, tepelerden, minarelerden

Kirve, hısım, dağların çocukları

Fransız Kuşatmasına karşı koyanda

Bıyıkları yeni terlemiş daha

Benim küçük dayım Nazif

Yakışıklı,

Hafif,

İyi süvari

Vurun kardaş demiş

Namus günüdür

Ve şaha kaldırmış atını.

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki...AHMET ARİF

 

Yazdığı şiirler ile sevenlerinin yüreğini coşturan, düşmanlarının yüreğine korku salan KAVGANIN VE AŞKIN VE HASRETİN ŞAİRİ Ahmet Arif'i 23.Nisan doğum gününü sevgi ve saygı ile kutluyorum.... 

Adnan Güllüoglu


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 289 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 16:07:13