5 Nolu Askeri Cezaevi Sadece Cezaevi Değildi

Diyarbakır 5 nolu Askeri Cezaevi 80'li yıllarda dünyanın en kötü on cezaevinden biri olarak nam salmıştı....
Nam salan bu cezaevinde tutukluların kişilikleri ve uğruna mücadele ettikleri ulusal kimliklerinden uzaklaştırmak için uzmanlar tarafından sistemli bir şekilde fiziksel ve psikolojik işkence yöntemleri uygulandı....
Bu amaçla önce koğuşlarda otokontrolü sağlamak için toplu ceza yöntemi uygulandı. Koğuş içinde konuşmak yasaklandı. Kaba dayak, açlık ve susuzluğun yanında ellinin üstünde marşlar ezberletilerek havalandırma ve koğuş içinde askeri eğitimler ile tutukluların önce bedenler esir alındı....
Kurallara uymasından sonra sıra kaba işkenceler ile birlikte tutukluların idealleri ve düşüncelerinin esir alınmasına geldi. Böylece onurlarıyla oynanan tutuklular tahliye olsalar bile "Ben kimim" (Kine Em?) diyemesin, kimliklerini savunulamayacak duruma getirilmeleri amaçlandı....
İdarenin koyduğu bütün kuralların kabul edilmesine rağmen ideal ve inançlarının esir alınmasına karşı direnmek için tutukluların önünde sadece iki seçenek vardı. Ya inandığı davayı ve öz benliğini inkar edip itirafçı olunacak, ya da ulusal kimliğine ve inandığı davaya sahiplenip canlarını ortaya koyarak direnmek....
Bütün umutlar tükendi derken 1982 yılının 17 Mayıs'ı 18'ine bağlayan gece saat 03'te kendilerinden önce işkenceye dur demek ve ulusal kimliğine sahip çıkıp halkı adına siyasi savunma yapabilmek uğruna canlarını ortaya koyarak direnenler gibi dört fidan koğuşta bedenlerini ateşe vererek kendilerinden sonra gelecek olanların ulusal mücadelede yollarına bedenlerini meşale yaparak aydınlattılar....
Ulusal tarihe altın harflerle isimlerini yazarak unutulmazlar arasına giren dört kahramanı Ferhat Kutay, Necmi Özer, Eşref Anyık ve Mahmut Zengin gibi canlarını feda ederek direnenleri saygı, sevgi ve minnetle anıyorum....
5 nolu cezaevi dünyanın en kötü on cezaevi olarak nam salmasının yanında işkencecilere karşı insanlığın ve ulusal onurun bedelini direnişlerle ödeyerek zafer kazanıldığı cezaevi olarak da tarihe geçti....
5 nolu cezaevinde işkencecilere karşı tarih yazıldı. Kimse yazılan tarihi belli kişi ya da kişilere malederek amacından uzaklaştırmaya, tersine çevirmeye çalışmasın. Direnenler üzerinden kendilerine pay çıkararak itibar kazanmaya çalışan fırsatçılara izin verilmemeli...
Direnen onurlu insanları unutmadık, unutmayacağız, unutturmak isteyenlere de izin vermeyeceğiz....
Adnan Güllüoğlu
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 17:34:21


































































































































































































