Asimilasyon İnsanlık Suçudur

30 Mayıs 2026 - 12:12
30 Mayıs 2026 - 12:12
 0
Asimilasyon İnsanlık Suçudur

"Terörsüz Türkiye" süreci ile birlikte AKP'den CHP’ye, MHP’den DEM Parti'ye demokrasi dillerden düşmüyor.

Hepsinin savunduğu kendi demokrasi anlayışı. Çağdaş demokrasilerde asimilasyon amaçlı yasa maddeleri olmadığı gibi değişmez diye yasalar da yoktur. Varsa değişmez yasaları kabul edenlerin savunduğu demokrasi demokrasi değildir....

DEM Parti sözcüsü Saruhan Oluç DEM Partiyi kastederek "Anayasanın ilk dört maddesi ile tartışma konusu değildir." diyor. Haklı kendisi (25-26 ve 28. dönem) ve arkadaşları Kürd oyları ile millet vekili seçildikten sonra TBMM'de yemin etmek için çıktıkları kürsüde hiç biri "bir ayağını kaldırmadan" anayasanın ilk dört maddesini de koruyacaklarına dair defalarca yemin ettiler.

Hatırladıgim kadarıyla bir tek Leyla Zana 1991'de filmlere konu olacak şekilde TBMM'de millet vekili yeminini Türkçe ve Kürdçe okudu...

"Koprünün altından çok sular geçti" Öcalan dahil Kandil ve DEM Parti atanmışları için anayasanın ilk dört maddesinin sorun etmediklerini biliyoruz...

Ancak sadece oyunu aldıklarını değil Kürdlerin tamamını kastederek

 "Anayasanın dört maddesi bizim için tartışma konusu değildir" diyerek çoğul konuşamazlar. Buna hak ve yetkileri yok. DEM Parti adına "biz" diyebilir, İmralı'dan aldığı yetki ile Kürd'ler adına "biz" diyerek konuşamaz...

 Bu partinin dışında kalan Kürdler için ilk dört madde sorunludur.

Öcalan, DEM Parti Kürd'lere ulusal haklar yerine zaten anayasada var olan vatandaşlık hakkının tanımlandığı 66. maddeye göre "Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" denilmesi ile Öcalan ve DEM Parti kurmayları yetinebilirler.

Ancak ilk dört maddesi gibi anayasada var olan bu Türk olmak şartı ile kabul edilen vatandaşlık hakkı etnik kökeni farklı olan Kürdler açısından sorunludur.

Çünkü Kürdler Türk değil. Aslını inkar edenin haramzade olacağını bilerek kendilerini Türk hissetmedikleri halde neden yalan söylesinler, veya yalan söylemek zorunda bırakılsınlar!

Kürd'ler, kendi vatanlarında yaşayabilmek için kendi ulusal kimliğini inkar etmeden Türklerle neden vatandaş olamıyor? Bırakalım kim kendini ne hissederse o olsun...

Türk olmak neyse Kürd olmakta doğuştan kazanılan bir kimlik. Yasalarla ve verilen nüfus kağıdına yazılanlar ile bu gerçek değiştirilemez. Karşı çıkılması gereken Kürdlerin vatandaş sayılmaları için yasalarla aslını inkar etmek zorunda bırakılması olmalı... 

Öcalan'ın Bahçeli'nin tarafından başlatılan süreçle adının yeniden gündeme gelmesi ile birlikte doymak bilmeyen egosu yeniden kabardı...

Bahçeli'nin kurucu başkan demesi yetmemiş, gelen ziyaretçiler aracılığı ile yaptığı açıklamalarında PKK'yi yönettiği gibi PKK'li olmayan Kürdleri de süreçte yönetmek için devletten kendisine yetki verilmesini istiyor.

Öcalan'ın ayrıcalıklı bir hükümlü olduğunu, periyodik sağlık kontrollerinin yapıldığını, gerekli görüldüğünde telsiz veya telefon ile Kandil ve Kobani başta olmak üzere istenilen yer ve kişiler ile görüştürüldüğünü basından biliyoruz...

Yine basından istediği mahkumları cezaevlerinden getirtip İmralı'da süreci yönlendirmek için ekip oluşturduklarını ve lacos tişört ile çektirdiği fotoğraflardan keyfinin ve sağlığının yerinde olduğunu görüyoruz...

DEM Parti'nin anayasanın dördüncü maddesi ve buna bağlı olarak dolayısıyla 66. maddesi tartışılırken CHP ile ilgili mahkemenin aldığı mutlak butlan kararı Kürdlerin de gündemi belirledi...

Yaptıkları ile savundukları birbiri ile tezat oluşturan Öcalan'ın da iki lafından biri demokrasi...

PKK ve yan kuruluşları içindeki sorunları "demokratik infazlarla" çözen, Türkiye ve Ortadoğu'da ötekileştirilen farklı etnik ve inanç gruplarını İran, Irak, Suriye ve Türkiye devletleri içerisinde eriterek (asimile edilerek) sorunları bitirmek isteyen "Barış sürecinin eş koordinatörü" olmak için devletten yetki isteyen Öcalan'da yaptığı açıklamada işgal edilen CHP Genel Merkezinde kurulan barikatları demokratik yöntemlerle değil polis marifeti ile kaldırılmasını "Bir siyasi partinin genel merkezine kapıları balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey mi!" diyerek kınıyor...

CHP miadını doldurmuş bir parti. Mutlak butlan kararı sonrası CHP'de genel başkan kim olursa olsun kuruluş ilkelerini ve farklı olanı ötekileştirme anlayışı değişmez, değiştirilemez. Mahkemenin aldığı mutlak butlan kararı ile başlayan tartışmada Kürdler Özgür Özer ile Kılıçdaroğlu arasında neden taraf olsun? Kemal Kılıçdaroğlu neyse Özgür Özer de odur. AKP'nin hangisinin genel başkan olacağı konusunda siyasi bir tasarrufu olabilir. Bu tasarruf Kürd'leri neden ilgilendirsin?

Türk solu" ve etkisinde olanlar Mahkemenin aldığı mutlak butlan kararını AKP ile CHP arasındaki demokrasi sorunu olarak ele alıp değerlendiriyor. Ancak demokrasi sorunu diyerek ele alanların savundukları demokrasi CHP'nin savunduğu demokrasi anlayışıdır. Bildiğimiz CHP'nin demokrasi anlayışında da etnik ve inançta farklı olanların yeri yoktur... 

Kürdlerin beklentisi ne AKP’nin ne CHP'nin ne de Öcalan'ı savunduğu demokrasidir. Eşitlik savunmadan demokrasi olmaz... 

Asimilasyon insanlık suçudur. CHP seçimleri kazanırsa kim genel başkan olursa olsun ilk yapacağı iş Kürd çocukları asimile etmek için Andımız Marşı'nı ilkokullarda yeniden okutturacak...


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 1 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 12:12:14