Direnmeli, Ama Nasıl?

21 Ocak 2026 - 11:10
21 Ocak 2026 - 11:10
 0
Direnmeli, Ama Nasıl?

Rojava'daki gelişmeler ile doğal olarak Kürdistan'ın dört parçasında doğal olarak öfkeye ve  direniş çağrılarına neden oldu. Direniş öncesi öfkeyi doğuran nedenleri ortaya koymak gerekiyor. Yoksa yanlış hedeflere yönlendirilen öfke büyük bedeller ödenmesine  yol açar.

İŞİD'e karşı Rojava halkının efsanevi onurlu direnişi ile kazanılan mevziler ulusal ilkelerle desteklenip yönlendirilmediği için bu günlere gelindi. Bu nedeni görmeden suçlamak için " Günah Keçisi" aramak boşuna çabadır.

(Kendi ülkesinde ve "komşunun Kürd'üne" yapılanları görmeyen, görmezden gelen Türk solu varsın emperyalistler (ABD ve batı) Kürdleri Rojava'da kandırdı desinler, ciddiye almayın.

Kürdler kendilerini kimin kandırdığını geçte olsa artık biliyor. Kürdleri kandıranlar 2012 yılından beri PYD ve YPG'yi Öcalan'ın görüşleri ile yönetenlerdir.....

Rojava'da YPG'nin apoletsiz generali Mazlum Abdi ile Ahmed el Şara ile anlaşma imzalamıştı. Halktan gelen tepki üzerine yeniden görüşmek üzere Şam'a gitti. Görüşme sonrası daha dönüş yolunda " Şerefimle ölürüm ama onurumu  satmam. Rojava'ya döneceğim ve savaş kararı alacağız." diyor.

Mazlum Abdi ve  otonomi, federasyon gibi ulusal haklara karşı çıkıp, bireysel haklar için Suriye'yi demokratikleştirmek için ölmek istiyorlarsa bu kendisinin karar vereceği bir konu. Kürd halkını bulaştırmasınlar yeter.....

Direniş çağrısı yapan arkadaşlara soruyorum;

Kiminle ve ne için direniş?

Devlet adına Kürdler ile pazarlık yapan, “Kuzey Irak'ta Türkiye’nin güvencesiyiz" diyen  Öcalan’la mı, "Suriye'nin toprak bütünlüğü kırmızı çizgimizdir" diyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, Halep'te silahlı güçlerin geri çekileceğini bile bile çatışmaya engel olmak yerine "Elde edilen sonuç gerçek bir zaferdir" diyen Aldar Xelil,"İsrail Türkiye'ye saldırırsa sipere yatmak için bekleyen  Sırrı Sakık'la mı, Ya da DEM Parti'yi yönetmek için İmralı'dan atanan Kuvayı Milliyeci Türk solu ile mi direnilecek?

Direnelim, ancak direniş "Biji serok Apo" diyerek maske takıp örgüt flamaları ile sokağa çıkıp yakıp yıkmak olmamalı. Direniş sokağa çağrılan halkı güvenlik kuvvetlerinin karşısında çaresiz bırakmak değildir. Rojava'da yaşananlara tepkilerimizi Suriyelileşmek için değil ulusal talepler öne çıkarılarak göstermeli.

Direniş için doğru amaç ve ilkeler ile doğru önderlik gerekir. Doğru önderlik olmadan yapılan her direnişin yenilgiye mahkumdur, bedelini halk öder.

Kürdistan'da ulusal ilkeleri amaç edilmeden yapılan direnişlerinin akıbetini "Kirli Hendek Savaşı'da" gördük. Binlerce genç göstere göstere öldürüldü, onlarca ilçe yerle bir edildi, milyonlarca insan batıya göç etmek zorunda kaldı. Sonra büyük bir pişkinlik ile hendeklerdeki direnişi zafer diye ilan ettiler.

Hendek Savaşı sonrası ortaya çıkan maddi ve manevi yıkımın  hesabını vermeyen Kandil'de Rojava için direniş çağrısı yapıyor. Bedelini halk ödedikten sonra Rojava'da yapılması istenen direniş olursa kaybedilenlere bakmadan zafer diye propagandası yapılacak.

Direnişin bir amacı, ilkeleri olmalı.

Suriye'nin demokratikleşmesi için direnmek Arapların görevidir. Kürdler  ulusal mücadelelerinden ödün vermeden, geri adım atmadan Suriye'nin demokratikleşmesine yardımcı olabilir.

İddia edildiği gibi bütün halklar kardeş değildir. Suriye’de de Arap halkı ile Kürd halkı kardeş değildir. Halkların kardeş olmadığı görüşü düşman oldukları anlamına da gelmez.

Kürdlerin kendi kaderini tayin etme  (devlet, federasyon ve otonomi) hakkına karşı çıkanlar ile ulusal talepleri bireysel taleplere indirgemek  için mi birlikte direnilecek?

Unutulmaması gereken ulus yerine örgüt çıkarını esas alıp bu güne kadar direnişlerden beslenenlerin Rojava'da kendilerinin yönlendirdiği bir direniş olursa sonrası ilk saldıracakları yer yine Güney Kürdistan Federasyonu ve ulusal kazanımlar olacaktır.

Rojava'da yaşananlara karşı çıkmak sadece Kürdlerin değil  insan olduğunu iddia eden  herkesin görevi olmalı. Provokasyonlara dikkat ederek yapılan direnişler dünyanın her yerinde, günlük değil ulusal haklar alınana kadar uzun soluklu olmalı.......

Adnan Güllüoglu


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 2408 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 14:47:47