Rojava'da İzlenen Politika Öcalan'ın Ortaya Attığı Paradigmanın İflasıdır

'' Bardağın dolu tarafından bakınca Suriye'nin farklı etnik ve inanç gruplarından dolayı Öcalan'ın savunduğu ekolojik toplum anlayışına uymadığı, uymasının da mümkün olmadığı ortaya çıktı. Rojava'daki gelişmeler ile birlikte Demokratik Konfederalizm’in ilk adımı olan Demokratik Entegrasyon ütopyası da iflas edip çöktü. ''

20 Ocak 2026 - 11:15
20 Ocak 2026 - 11:15
 0
Rojava'da İzlenen Politika Öcalan'ın Ortaya Attığı Paradigmanın İflasıdır

Şeşi beş gösterme telaşında olan Türkiye’deki basın Suriye ordusu dedikleri İŞİD'den arta kalanlar ile savaş olmuş gibi kazanılan zaferden söz ediyor.

Önemli sözcülerinden biri olan Abdülkadir Selvi Suriye'deki gelişmeler ile ilgili olarak "Kandilde darbe söylentisinden söz ettikten sonra şahinler barış istemiyor." diyor.

Ortada ihanet diye yorumlanacak bir durum yok. Eleştirilecek bir konu varsa o da yapılan anlaşmaya rağmen Halep'te halkı koruyamayacağını bile bile direnmek olmalı.

Silahlı YPG gruplarının Kürdlerin ikamet ettiği iki mahalleden çekilmek zorunda olduğunu bile bile kamuoyuna sırf "Direniyoruz" görüntüsü vermek ve bundan nemalanmak için "Halep'i savunuyoruz" diye gerillalarını feda etmek pahasına çatışmaya girildi.

Çeteler direniş bahanesi ile sadece silahlı grupları değil sivil Kürd halkının da Halep'i terk etmesi için katliam yaptılar.

Öcalan sayesinde davulu Kürdlerin boynuna asıp, tokmağı başkalarının eline verildiğini Halep’te de bir kez daha gördük.

Malum Abdi ile geçici Suriye devlet başkanı Colani arasında yapılan geçici anlaşmaya göre sınır kontrolleri, enerji kaynakları, petrol kuyularının denetimi Şam yönetimine devredilecek. YPG Suriye ordusuna entegre edilecek. Kobani'de yerel savunma gücü oluşturulacak. SDG/YPG 'nin denetiminde olan tüm sivil ve askeri kurumlar, sınır kapıları havaalanı, petrol sahaları Şam yönetimine entegre edilecek.

Haseke'ye sağlanacak olan özel statü ile Kürd vali olarak atanacak. YPG içindeki Suriye vatandaşı olmayan unsurlar sınır dışı edilecek. Suriye'de Kürdçe ikinci resmi dil olacak, Kürdler Suriye'nin asli vatandaşı olarak tanınacak gibi muğlak ve altı doldurulması gereken maddeler var.

Yapılan anlaşma siyasi irade dışında M. Mustafa Barzani'nin SSCB'den döndükten sonra Irak ile yaptığı anlaşmalar gibi. "Yetmez ama evet" demek gerekiyor. 1958 yılında SSCB’den dönen M. Mustafa Barzani Irak’ta siyasi gelişmelerle birlikte anayasanın değiştirilmesi ve "Irak Devleti’nin iki asli unsurun, Arap ve Kürd unsurunun devletidir." ibarelerinin yeni anayasada yer alması ile başlayan süreç sözlü, yazılı anlaşmalar ile Güney Kürdistan Federasyonu ile sonuçlandı. 2017 yılında yapılan referandum ve alınan %92,3 evet oyu ile bağımsız devlet olmanın yolu açıldı.

Rojava'da Öcalan (İmralı) etkisi ile "boşa kürek çekilen" yıllarda savunulan görüşleri hatırlayalım; "Özerklik ya da federasyon istemiyoruz “denilerek yerine Demokratik Modernite, Demokratik Komünal toplum, ekolojik toplum, Demokratik Modernite ve kültürealist çözümler öne çıkarıldı. Suriye’nin toprak bütünlüğü esas alınarak özerklik ya da federasyona karşı çıkıldı. Hatta "Rojava'da Kürdistan bölgesi oluşturulmasına PKK engel oldu" denildi.

Gelişmelerdeki olumsuzluklara bakıp moral bozmaya gerek yok. Öcalan'ın yeni yüzyılda kafaları karıştırarak ulusal mücadeleden kitleleri uzaklaştırmak için ortaya attığı illüzyonlar da bitti. Bedeli ağır oldu ancak "Bir musibet bin nasihatten iyidir" derler.

Beklentilerimizin esiri olmayalım, Rojava’da PYD ve YPG ABD sayesinde kendilerini koruyabildikleri halde anti sömürgeci politika yerine antiemperyalist tavır almak hangi aklın eseri? Kürdlerin bütün sorunları bitti bir İsrail mi kaldı uğraşacak? ENKS'nin Rojava'ya girmesine yasak koyan kimdi? Suriye’nin bölünmez bütünlüğü için farklı olanların Suriyelileşmesini savunan Mazlum Abdi ve Salih Müslim'den ulusalcı bir tavırmı bekleniyordu? ENKS peşmergelerini Rojava'ya sokmayan, gelmelerini savaş nedeni sayan yine Mazlum Abdi ve Salih Müslim değil miydi?

Bardağın dolu tarafından bakınca Suriye'nin farklı etnik ve inanç gruplarından dolayı Öcalan'ın savunduğu ekolojik toplum anlayışına uymadığı, uymasının da mümkün olmadığı ortaya çıktı. Rojava'daki gelişmeler ile birlikte Demokratik Konfederalizm’in ilk adımı olan Demokratik Entegrasyon ütopyası da iflas edip çöktü. Ortadoğu'ya demokrasi getirmenin devleti olmayan Kürdlerin görevi olmadığı görüldü. Ulusal simge olan Ala Rengin’i yasaklayıp örgüt flamaları ile bir yere varılamayacağı anlaşıldı.

Birlikte Demokratik Konfederal yapı inşa edileceği iddia edilen Arap aşiretlerinin ayrılarak Kürdlere karşı rejim güçlerinin yanında yer almaları ile SDG için yaratılan efsanesi de bitti. Arap aşiretleri artık olmaları gereken yerdeler.

Mesud Barzani Mazlum Abdi'yi, Rojava'ya girmesi savaş nedeni sayılan ENKS peşmergelerinin başkanı Muhammed İsmail'i yanına alarak ABD başkanı Trump’ın Suriye temsilcisi Tom Barrack ve heyetini karşısına alarak toplantı yapması ile verilmek istenen mesajı iyi okumak gerekiyor.

Yapılan toplantı ile ilgili Kürd dost ve düşmanlarına verilen mesajdan anlaşılması gereken yapay sınırlar ile bölünen Başur ile Rojava bir bütünün (Kürdistan'ın) iki parçasıdır. Hem ulus hem de toprak açısından “1+1=1” olarak değerlendirilmelidir. Güney Kürdistan ile Rojava arasındaki ulusal dayanışma Öcalan'ın yıllardır I-KDP ve Barzani ailesine yaptığı düşmanlığının yerine ulusal birliğin ve dayanışmanın önemini ortaya çıkardı.

Rojava'da ulusal mücadele kaybetmediği gibi özerk, federasyonu savunmanın, hatta Güney Kürdistan ile birleşmenin önü açıldı.

Kaybeden Kandil, PKK, DEM Parti'ye atanmış yönetici ve yan kuruluşlarının ulusal mücadeleye karşı savundukları Öcalan'ın ortaya attığı paradigmasının iflasıdır ....

Adnan Güllüoğlu


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 4169 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 14:51:07