Yüzüncü Yılın Sonunda Türkiye "Beni Yıkayın" Diye Feryat Ediyor

Kuruluş ilkeleri ile birlikte oluşturulan istemi olumlu-olumsuz yanları ile sorgulamadan bir yere varılamaz. Yüzyıl önce oluşturulan statüko yeniden değerlendirilmeli. Çünkü etnik ve mezhepte tekçi anlayış ile oluşturulan statükonun devam ettirilmesi geçmişte olduğu gibi yeni yüzyılda da çağı yakalamak isteyen Türkiye'nin önündeki en büyük engeldir.
Tek parti döneminden bu günlere kadar etnik ve inanç farklılığından dolayı katliam ile sonuçlanan fazlasıyla olay olduğu gibi benzeri olayların yeniden yaşanma ihtimali mümkün. Çünkü geçmişte yaşanan olayların hesabı görülmüyor....
Türkiye'nin kuruluşundan bu güne devam eden statüko var olan bütün kurumları ile kendisine benzetemediklerini etnik inançta farklı olanları hala kendine benzetmek, benzetemediklerini de ötekileştiriyor.
Sistemin uyguladığı ötekileştirme politikası sonucu bölgelere uygulanan yatırımlarda esas alınan kriterlerin etnik ve inanç olduğu, bazı bölgelerin kalkınmada dolayısı ile ekonomide geri bıraktırıldığının açıklanması, yapılan yanlışların düzeltilmesi gerekiyor.
Mesela Kürdlerin yoğun yaşadığı Diyarbakır Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu yıllarda en fazla sanayi vergisi veren önde gelen illerden biri olmasına rağmen bu gün ekonomisinin çoğunlukla tarıma dayalı olmasının nedenlerinin izah edilmesi ve yapılan yanlıştan geri dönülmesi gerekiyor.
Kuruluş ilkelerini oluşturan tekçi anlayışı kabul etmeyen etnik ve farklı inançlarını şiddet kullanarak değiştiremeyeceği anlaşılmasına rağmen imha politikaları boşuna devam devam ettirildi.
Uygulanan imha politikasına kısaca örnek olarak Dersim'de Kürtlerin, Çorum ve Maraş'ta Alevilerin katledilmelerini verilebilir. R.T. Erdoğan başbakan olduğu dönemde Dersim'de yapılan katliam için özür dilediğini açıkladı. Erdoğan Cumhurbaşkanı olduktan sonra yetkisi olduğu halde aynı özürü devlet adına neden vermediğinin üzerinde de durulmalıdır.....
Yeri geldiğinde laik ülke denilerek övünülen Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı Cumhur Başkanı'na bağlı. Personel sayısı bir çok bakanlıktan fazla olan Diyanet İsleri Başkan'ı dahil çalışanları maaşlarını devletten alıyor. Ülke genelinde okunacak Cuma hutbelerini Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından tekçiyi destekler biçimde hazırlıyor.
İlginç olan ve araştırılması geren bir diğer konu da kuruluşundan beri batılılaşmak için çabalayan ve NATO üyesi olan Türkiye'de TBMM'sinde yer alan partiler dahil halkın bir kısmı ABD karşıtı. ABD karşıtı olmakla birlikte Ortadoğu'da gücünü arttırmak için yüzlerce asır önceden bu güne kadar devam mezhep savaşlarını ateşleyip ülke dışındaki Hizbullah ve HAMAS gibi örgütleri kullanarak yayılmacı politika izleyen, nükleer silahlara sahip olması ve bu silahları nasıl kullanacağı bilinmesine rağmen savaş ile birlikte Kürd kazanımlarına karşı molla rejimi destekleniyor
Geçen hafta içinde ülkeyi üzüntüye ve gelecek ile ilgili kaygıya yol açan iki olay yaşandı.
Siverek ve ardından Maraş'ta yaşanan iki olay sistemden kaynaklanan nedenleri masaya yatırılıp değerlendirilmeden olayı yapan çocukların babalarını tutuklamak ile bir yere varılamadığı gibi eğitim sistemi de düzelmez.
Okullara polis ve psikolog atanması olumludur, ancak yetmez.
Ölümlerle sonuçlanan iki olay eğitim sisteminin olumsuzlukları ile birlikte değerlendirirse istenilen yerlere varılabilir.
Çünkü Türkiye’de göreve gelen her Milli Eğitim Bakanı'nın değiştirdiği, yaz-boz tahtasına dönüşmesine rağmen hala rayına oturtulamayan bir eğitim sistemi var.
Bu eğitim sisteminde daha ilkokulda olmalarına rağmen çocukların beynine çalışkan ve doğru olmanın erdemleri yerine etnik üstünlük aşılamak amacı ile 23.Nisan.1933 yılından beri okutulan Andımız Marşı ancak 2013 yılında kaldırıldı. Kaldırılmasına rağmen başta eğitim olmak üzere ekonomiye kadar devletin bütün kurumlarında tekçi anlayışın etkileri devam ediyor....
Yasalar ve kararnameler ile OHAL ilan edilen illerde valilere İngiltere'nin sömürge valilerine verdiği yetkiler verildi. Eski Tunceli valisi Mustafa Sonel kendisine verilen yetkileri Gülistan Doku'nun öldürülmesi ile ilgili soruşturmada elde edilen delilleri karartarak oğlunu kurtarmak için kullanıyor.
Diyarbakır'da Emniyet İstihbarat Şube Müdürü olan, sonra 1.sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Müfettişi olarak görev yapan Uğur Mersinli de atış talimi yapmak için poligona götürdüğü İsa Abbas'ı babası. Sekizinci sınıf öğrencisi İsa Abbas babasına ait 5 adet silahı alıp öğrencisi olduğu okula giderek biri öğretmen sekiz öğrenciyi öldürüp katliam yapıyor.
Annesinin edebiyat öğretmeni olması İsa Aras'ın daha çocuk yaşta bu katliamı yapmasına belli ki engel olamamış.
Yapılan atamalarda liyakat yerine tekçi düşünce esas alınırsa benzeri olayların tekrarı kaçınılmazdır.
Tarihi çarpıtan Türk Tarih Kurumu ile dağın, derenin, köy ve şehirlerin adını Türkçeleştiren Türk Dil Kurumu uygulamalarına son vermelidir.
Uzmanların belirttiğine göre Kürdçe dünyanın en zengin sekizinci dili olmasına rağmen TBMM'de hala bilinmeyen bir dil olarak tutanaklara geçiyor.
Ders alınması gereken tarihi diziler yerine "Kurtlar Vadisi Pusu" gibi devlet ile suç örgütleri arasında kurulan ilişkiyi meşrulaştıran, toplumda yaratacağı olumsuz etki ve gençler üzerinde suç örgütlerine karşı sempati oluşturacağı bilinen dizilere RTÜK neden etmiyor?
Cumhurbaşkanı'nin ailecek izlediği "Kuruluş Osman" ve devamı olan tarihi gerçekleri çarpıtan dizilere, destek verilmemeli....
Mardin'de çekilen "Uzak Şehir", Urfa'da çekilen " Halef" gibi saçma sapan diziler ile Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan Kürd halkının asırlar öncesinden gelen yaşam biçimleri ve töreleri ile değil, yalan ve yanlışlarla dolu benzetmeler yapılıyor. Bunlara verilen izin Kürdlerin tarihini, yaşam biçimlerini ve törelerini anlatan dizi veya belgesellere de izin verilmeli.
Uygulanan asimilasyon politikasına karşı çıkarak ulusal haklarını legal mücadele vererek savunan Kürdler terörist değildir. Terörsüz Türkiye'ye en çok ihtiyacı olan ve en çok isteyenlerin Kürdler olduğu da unutulmamalı....
Türkiye'nin demokratik değerlerle çağı yakalaması isteniyorsa verdiğim örnekler çoğaltılarak değerlendirilmeli. Çünkü TÜRKİYE BENİ YIKAYIN DİYE FERYAD EDİYOR. Kimse bu feryadı duymazdan gelmemeli....
A.Güllüoğlu
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 14:14:27






























































































































































































