İran Kürt Siyaseti Ölüm Selası Okunmuş İdeolojilerden Uzak Kalmalı?

İran’a karşı başlatılan savaşın sonuçları birçok tarafı ilgilendirdiği gibi Kürtleri de ilgilendiriyor elbet. Amma ve lakin İran’a karşı başlatılan savaşın sonuçlarından önce Kürtlerin kendi yetmezlikleriyle doğurduğu sonuçlarla ilgilenmesi gerekir. Kuzey Kürtlerin omurgası üzerine müritlik çadırı kurmuş bir kısım Kürtlerin ’Türk soluna tutuklanmış aklın özgürleşmesi gibi Türk Milli Demokratik Devrim şovenizmine sedir sermiş Türk soluna takılı kalışına bir çözüm bulmak gibi. Zira Kürtlerin kendine özgü dünya kadar yığılmış sorunların varken. Ve özelikle kendi yetmezliğiyle yaratmış sonuçları pas geçip İran’a karşı başlatılan savaşın yaratacağı sonuçlarla ilgilenmesi yeterli değil.
Değil çünkü eksiye oynaşan bir sonuca sahip olanın, doğabilir bir başka sonuçtan sonuç çıkarmaya aklı yetmez! Gerçi sonuca yol alan yola döşenen taşların, hangi taşın hangi amaçla nasıl döşendiğini bilmek çok önemli. Amma ve lakin Kürt siyasetin genel duruşu, kendi özüyle kendi varlığına meyil gösterme eksikliğini yaşıyor. Özellikle de amacı ve anlamına ters orantılı oranla tavan yaptığı bir dönemde! Örneğin Kuzey Kürt siyaseti, Kürtlerin özgür geleceğine hayal kurulmasını bile hayale dönüştürmüş! Çünkü Kuzey Kürt siyasetine patron olmuş bir anlayış, kendi ayağından ziyade, bir başkasının aksak ayaklarıyla yol almaya yöneliyor hep!
Dolayısıyla Kürtlerin siyaset karmaşası ulu orta ortada dururken, İran’a karşı başlatılan savaşın doğuracağı sonuçlarından kendine özgü bir sonuç çıkarması güç görünüyor. Dün Saddam katiline yönelik yok edici hamle devreye girdiğinde “Kahrolsun Amerika” diye bir kısım Sol ve İslamcı Kürtler sokakları inletiliyordu. Bugün de Kürtlerin kelle avcısı İran için ayni söylemi ve duruş sergileyecekleri aşikâr. Zira Kürtlerin kendi çıkarlarına özgü ne aklı varsa egemen devletlerin şovenizmin milli repertuvarlarında kamulaştırılmış! Çünkü bu coğrafyada hiçbir zaman ne Solun ne de İslam’ın akıl deryası, samimiyetin özüyle kurumsallaşmadı.
Arap toplumun Halit Bektaşileri, Türk toplumun Mustafa Suphileri, Millî demokratik devlet peşinde kafa yoran Denizler ’Kürtler söz konusu olduğunda amalara sarılma refleksi devreye girerdi hemen? Dolayısıyla bir kısım Kürtler dünden bugüne iki serçeyi bile bir araya getiremeyen Türk, İran, Irak, Suriye milli sol ve İslamcıların kuyruğuna takılı kaldı hep. Şimdi ise Kürt halkının kele avcısı İran ile emperyal güçlerin savaşı var önümüzde. Kürtler açısından Kürtler eski Kürtler değil mı dedirtecek! Yoksa alışagelmiş şekliyle atı biz yetiştirelim siz yine jokerlerinizle atı koşturmaya devam edin mı diyecek?
Öyle görünüyor ki Kürtlerin beslenmesiyle hayat bulan asil atın tüm çabası yine bir yerlere kan devri sağlayıp koştuğuyla kala kalır. Arada bir akıllandılar bağlamında Kürtler eski Kürtler değil deniliyorsa da. Keşke kendi söylediklerine kendileri inanacak kadar samimi olsalardı. Ama değil maalesef çünkü hâlâ da bir kısım Kürtler Türk solun hayal dünyasıyla yol almaya devam ediyor. Ve ne yazık ki Kürtler yaşadığı bunca deneyime rağmen, genel rotanın aksine başı ucu belirsiz bellilerin koşu pistinde koşmaya devam ediyor.
İran çok ciddi bir savaş kriziyle çalkalandığı ortada. Irak’ta ise değil Kürtlerin bugününe, Kürtlerin yarınına bile meydan okuyan Şahbiler şebekesi dronlarla gövde gösterisi yapıyor. Suriye’de neyin nasıl çözüleceğine dair belirsizlik almış başını yürüyor? Ortadoğu’nun nabzı ise her gün biraz daha yükseliyor. Kürtler hangi alemle ne gibi bir alem yapacak olması merak konusudur doğrusu? Kürtler arası birlik millilik meselesine gelince, namaz nedir bilmez, oruç tutmaz, zekât vermez, ama dara düştüğünde aklına ilk Allah’ı hatırlayana benzer! Kürtlerin birlik sorunu Kürtler dara düştüklerinde hemen anında akıllarına şipşak gelişen bir birlik anlayışı devreye giriyor her nedense!
Yani sözün kısası İran’a karşı başlatılan bu savaş, her zaman olduğu gibi binbir alicengiz oyununun kesitleriyle başladı. Sinsileşerek başlayan her savaş kesitinin temel kuralı, İnsanlık gerekleriyle ters orantılı hale getirme kuraldır. Çünkü başlatılan her savaş insan olmanın tüm değerleri, çıkarcıların rant sofrasının dönüştürür! Dönüşmekle de kalmaz, serçesinden ağustos böceğine uzanacak tüm canlıların en büyük korkusu haline gelir. Öyle görünüyor ki bu coğrafyanın kaderinden en büyük payı Kürtler almış. Özelikle de Kuzey Kürt siyaseti daha çok almış benziyor, baksanıza Kürtlük bağlamında hemen her şey ters orantılı gelişiyor?
Ters orantılı gelişmenin binbir örneği var verilerde. Örneğin Halkların kardeşliği adına binbir can feda edilir! Ama savunduğu davanın tartışmasız ortağı olan özbeöz kardeşiyle düşman olmayı seçer! Demokrasi ve demokratik öngörülerden bahseder. Amma ve lakin kendi mecrasında demokrasi ve demokratik öngörülerin en azılı düşmanı olur! Her halkın değerlerine muazzam bir saygıyla saygı nöbetini tutar. Amma ve lakin kendi halkının değerlerini sırtını döner! Her milleti temsil eden o milletin bayrağına saygıda kusur etmez. Amma ve lakin kendi varlığını sembolize eden kendi bayrağını ret eder! Dolayısıyla sonuç bekleyen bu kadar sorun varken bir başkasının sonucundan sonuç çıkarmanın beş para bir değeri olmaz?
Hüseyin Akıncı
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 11:01:38




























































































































































































