PYD’nin üst düzey yetkilisi: 'Suriye, Kürtlere ayrılın diyor'

PYD Yürütme Konseyi üyesi Aldar Halil, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada Şam ile kuzeydoğu Suriye’deki (Rojava) Kürt yönetimi arasındaki müzakerelerin durduğunu, Şam’ın taleplere yanıt vermediğini ve “fiilen ayrılığı teşvik eden” adımlar attığını söyledi. Halil’e göre Türkiye–Öcalan görüşmeleri Suriye’nin geleceğini doğrudan etkileyecek.

29 Kasım 2025 - 09:51
29 Kasım 2025 - 09:51
 0
PYD’nin üst düzey yetkilisi: 'Suriye, Kürtlere ayrılın diyor'

ABD arabuluculuğunda yürütülen, Suriye geçiş hükümeti ile Rojava’daki Kürt liderliğindeki özerk yönetim arasındaki entegrasyon görüşmeleri tamamen durdu. Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Komutanı Mazlum Abdi ile Suriye geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakat, Aralık ayına kadar detaylı bir entegrasyon planı üzerinde anlaşılmasını öngörüyordu. Ancak Kürt yetkililere göre ne Şam ne de Washington duraksamanın sebebine dair bir açıklama yaptı.

Görüşmelerin en kritik başlıklarından biri, yaklaşık 70 bin kişiden oluşan ve yıllardır ABD öncülüğündeki koalisyondan eğitim alan DSG’nin, henüz inşa sürecindeki ulusal orduya nasıl entegre edileceği. Diğer önemli başlık ise ülke yönetim modeli. Kürt tarafı, Suriye’nin etnik ve dini yapısına en uygun yönetim biçiminin “ademi merkeziyetçilik” olduğunu savunuyor.

Şara’nın önce sert biçimde savunduğu merkezileşmiş devlet modeli zaman içinde yumuşamış, Abdi’nin aktardığına göre DSG’nin bir tümen ve en az iki tugayı korumasına onay vermişti. Ancak Şam bu pozisyondan geri çekildi ve DSG’nin yalnızca iki özel kuvvet tugayı ve bir kadın tugayıyla sınırlı kalması gerektiğini iletti.

Bu süreçte DSG ile Türkiye destekli Sünni gruplar arasında sınır hattında tansiyon yükseldi; Rakka ve Tabka üzerinden kuzeydoğuya ulaşımı sağlayan yollar kapanınca bölgede ilaç dahil temel ihtiyaçlarda ciddi sıkıntılar yaşanmaya başladı.

Tüm bu gelişmeler, Türkiye ile cezaevinde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan arasında yürütülen görüşmelerle eş zamanlı ilerliyor. Ankara’nın, Öcalan’dan DSG’nin orduya katılması ve Arap nüfusun çoğunlukta olduğu Deyrezzor gibi bölgelerden çekilmesi yönünde baskı yaptığı belirtiliyor.

PYD Yürütme Konseyi üyesi Aldar Halil, Al-Monitor’a verdiği özel röportajda sürece dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

“Görüşmeler tamamen durdu”

Halil, Şam ile yapılan temasların hiçbir gerekçe gösterilmeden durduğunu belirterek şunları söyledi:

“Şara, Trump ile Washington’da görüşmeden önce ilerleme varmış gibi göstermek istedi. DSG’nin bir tümen ve üç tugayla entegrasyonunu kabul ettiklerini söylemişti. İç güvenlik güçlerimizin İçişleri Bakanlığı’na bağlanması, genelkurmay başkanının Kürt olması gibi maddelerde uzlaşma sağlandı. Biz de Şam’a 70'i aşkın isim sunduk. Ama bu toplantıdan sonra hiçbir geri dönüş olmadı. Hiçbir talep bile iletmediler. Zaman kazanmaya çalışıyorlar ve imza atmaktan kaçınıyorlar.”

“Fiilen bize ‘Suriye’yi terk edin’ diyorlar”

Halil, Şam’ın uygulamalarıyla Kürtleri dışlamaya çalıştığını savunarak, yolların, Kamişlo Havalimanı’nın ve kimlik bürolarının kapatılmasını örnek gösterdi:

“Yeni doğanlar nüfusa kaydedilemiyor, okullar kapalı, üniversite sınavları için diplomalar tanınmıyor. Resmi bir temsilcilikleri bile yok. Bize verdikleri mesaj şu: ‘Suriye’den ayrılın.’”

“Türkiye–Öcalan görüşmeleri belirleyici olacak”

Halil, bir ay içinde bölgedeki çatışmaların seyrinin netleşeceğini söyleyerek Türkiye–Öcalan temaslarına dikkat çekti:

“Bu görüşmeler yeni bir aşamayı ifade ediyor. Artık kimse Öcalan’a ‘terörist başı’ diyemez; Türk devleti onu ‘Kürtlerin lideri’ olarak kabul ediyor. Türkiye’de Kürt sorunu çözülürse biz Türkiye’nin en güçlü müttefiki oluruz ve Şam üzerindeki baskı da kalkar.”

“Uluslararası denklemlerde hareket alanımız genişleyebilir”

Halil, Şara’nın İsrail ile bir anlaşma imzalayabileceğini ve bunun Türkiye’nin etki alanını sınırlayarak Kürt yönetimine “daha fazla manevra alanı” açabileceğini savundu.

“DSG içinde PKK kökenli isimlerle ilgili bir talep gelmedi”

Halil, Türkiye’nin yürüttüğü görüşmeler bağlamında DSG içindeki bazı isimlerin af kapsamına alınabileceği yönündeki iddialara dair ise şunları söyledi:

“Bu, Türkiye’nin Kürt kimliğini tanımasıyla ilgili teknik bir konu. Henüz bizden herhangi bir isim talep edilmedi.”

“İran’a yönelik olası bir savaşta taraf olmayız”

İsrail’in İran’a saldırabileceği yönündeki tartışmalara da değinen Halil, Kürtlerin olası bir bölgeler arası savaşta taraf olmayacağını belirtti:

“İran’da 16 milyon Kürt yaşıyor. Bu mesele İran’ın kendi sorunu. Biz Suriye’de olduğu gibi kendi çıkarlarımız doğrultusunda ‘üçüncü yolu’ izleriz.”

 

Bu haber toplam 2023 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 10:52:16