Sadr silahlı milisini bir kez daha dağıtıyor: Neden şimdi?
Iraklı Şii lider Mukteda es-Sadr’ın Barış Tugayları’nı dağıtarak Irak ordusuna entegre etme kararı, yalnızca bir milisin tasfiyesi olarak görülmüyor. Uzmanlara göre bu adım, Sadr’ın kendisini silahlı bir hareketin liderinden devlet adamı kimliğine taşıma ve Irak’taki yeni siyasi dengelerde yeniden konumlanma çabasının parçası olabilir.

Iraklı Şii din adamı ve siyasetçi Muktada Sadr, son yirmi yılda üçüncü kez kendi kurduğu silahlı yapıyı dağıtma kararı aldı. Sadr, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, Sadrist harekete bağlı son büyük silahlı güç olan Barış Tugayları'nın (Saraya al-Salam) silahsızlandırılarak Irak ordusuna entegre edileceğini ve bağlı sivil kurumların da silahsız bir hizmet kuruluşuna dönüştürüleceğini duyurdu.
Karar, Irak'ta ve bölgede önemli siyasi gelişmelerin yaşandığı bir döneme denk geldi. ABD'nin Bağdat üzerindeki milislerin silahsızlandırılmasına yönelik baskısını artırdığı, İran'ın bölgesel nüfuzunun çeşitli meydan okumalarla karşı karşıya kaldığı ve Irak hükümetinin devlet otoritesini yeniden tesis etmeye çalıştığı bir süreçte gelen adım, sıradan bir örgütsel düzenleme olarak görülmüyor.
Silahlı mücadeleden siyasi alana
Sadr'ın silahlı yapılanmaları dağıtma kararı yeni değil. 2003 yılında Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinin ardından kurulan Mehdi Ordusu, kısa sürede Irak'ın en etkili silahlı güçlerinden biri haline gelmiş, hem ABD güçleriyle çatışmış hem de ülke içindeki siyasi ve mezhepsel mücadelelerde önemli rol oynamıştı.
Ancak artan askeri baskılar ve siyasi maliyetler nedeniyle Sadr, 2007 yılında ateşkes ilan etmiş, ardından 2008'de Mehdi Ordusu'nun faaliyetlerini süresiz olarak dondurmuştu. Bu karar, birçok gözlemci tarafından bir geri çekilmeden ziyade Sadrist hareketin siyasi geleceğini korumaya yönelik stratejik bir hamle olarak değerlendirilmişti.
IŞİD tehdidiyle geri dönüş
Sadr, 2014 yılında IŞİD'in yükselişi ve Irak güvenlik güçlerinin çöküşü sonrasında bu kez Barış Tugayları adı altında yeniden silahlı sahneye döndü. Resmi gerekçe kutsal mekanların korunması ve IŞİD'e karşı mücadeleydi.
Ancak birçok uzman, Barış Tugayları'nı Mehdi Ordusu'nun farklı bir isim altında yeniden yapılandırılmış hali olarak gördü. Sadr da yıllar boyunca bu yapıyı zaman zaman askıya aldı, yeniden aktif hale getirdi veya çeşitli disiplin kararları uyguladı.
Neden şimdi?
Analistlere göre son kararın zamanlaması tesadüf değil. Sadr, son aylarda hükümette silahlı kanadı bulunan partilerin yer almaması gerektiğini savunmuş ve tüm silahların devlet kontrolüne verilmesi çağrısında bulunmuştu.
Bu yaklaşım, Sadr'ın kendisini bir milis liderinden ziyade ulusal bir siyasi aktör ve devlet adamı olarak konumlandırmaya çalıştığı şeklinde yorumlanıyor.
Uzmanlara göre Sadr'ın siyasi gücü yalnızca silahlı kapasitesine dayanmıyor. Dini otoritesi, geniş toplumsal tabanı ve yıllar içinde oluşturduğu sosyal ağlar sayesinde, silahlı bir yapı olmadan da Irak siyasetinde etkisini sürdürebilecek konumda bulunuyor.
İran yanlısı gruplardan ayrışıyor
Sadr'ın kararı, İran'a yakın Şii silahlı gruplarla arasındaki farkı da daha görünür hale getirdi.
Irak'ta faaliyet gösteren Kataib Hizbullah, Nuceba Hareketi ve Kataib Seyyid el Şuhada gibi gruplar silah bırakmaya yanaşmazken, Sadr devletin silah tekelini savunan bir pozisyon almaya çalışıyor.
Bu gruplar için silahlı güç yalnızca iç siyasi nüfuzun değil, aynı zamanda İran öncülüğündeki bölgesel "direniş ekseni" içindeki rollerinin de temel unsuru olarak görülüyor.
Yeni bir dönem mi başlıyor?
Buna rağmen uzmanlar, Barış Tugayları'nın dağıtılmasının Irak'taki tüm silahlı grupların benzer bir sürece gireceği anlamına gelmediği görüşünde.
Sadr'ın geçmişte de silahlı yapıları dağıtıp yeniden organize ettiği hatırlatılırken, son kararın kalıcı bir stratejik dönüşüm mü yoksa yeni siyasi koşullara uyum sağlamak için yapılmış taktik bir manevra mı olduğu sorusu henüz netlik kazanmış değil.
Ancak birçok gözlemciye göre bu hamle, Irak'ta silahların devlet kontrolüne alınmasına yönelik tartışmaları yeniden gündemin merkezine taşıdı ve ülkenin gelecekteki siyasi dengeleri açısından önemli bir dönüm noktası oluşturabilir.
Son güncellenme: 13:19:11































































































































































































