Selçuk Mızraklı: Demirtaş ve Öcalan arasında karşıtlık yok

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, Demirtaş ile Abdullah Öcalan arasında bir karşıtlık bulunmadığını belirterek, “Demirtaş barış diyor, Öcalan barış diyor, Bahçeli barış diyor, Erdoğan diyor. Bizim odaklanmamız gereken yer burası” dedi. Mızraklı, çözüm sürecinin sahiciliğinin hukuka dönüş ve somut adımlarla güçlendirilebileceğini söyledi.

28 Eylül 2026 - 10:28
28 Eylül 2026 - 10:28
 0
Selçuk Mızraklı: Demirtaş ve Öcalan arasında karşıtlık yok

 

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, T24’ten Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajda çözüm süreci, barış, hukuk devleti ve Selahattin Demirtaş ile Abdullah Öcalan arasında olduğu ileri sürülen ayrışma tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Mızraklı, Demirtaş ve Öcalan arasında bir karşıtlık veya ikilik bulunmadığını söyledi. Bu yöndeki tartışmaların farklı siyasi aktörler arasında fay hatları oluşturmaya dönük olduğunu savunan Mızraklı, “Ne Öcalan için ne de Demirtaş için böyle bir durum hissetmiyorum. Bir ikilik, bir karşıtlık yok. Peki üretilmiş olan var mı? Onların dışında fazlasıyla var” ifadelerini kullandı.

“Demirtaş barış diyor, Öcalan barış diyor”

Demirtaş ile Öcalan'ın çözüm sürecindeki yaklaşımlarının karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini belirten Mızraklı, şunları söyledi:

“Demirtaş, Demirtaş gibi arkadaşlarımız barışı savunmanın güç olduğu dönemlerde barışı savunduk. Barışı savunduğumuz için içeriye girdik. O gün de barış dedik. Ondan öncesinde de barış dedik. Bugün de barışçıl çözüm diyoruz. Burada bütün dalga boyları buluşmuş durumda. Demirtaş barış diyor, Öcalan barış diyor, Bahçeli barış diyor, Erdoğan diyor. Muhalefet de ağırlıklı olarak bunu söylüyor. Bizim odaklanmamız gereken yer burası.”

Mızraklı, Demirtaş'ın farklı siyasi kesimlerde karşılık bulabildiğini belirterek, özgürlükçü siyasetin güçlü aktörlerinden biri olduğunu ifade etti. Demirtaş'ın aktif siyasete dönüp dönmeyeceğine ilişkin ise “Siyasetten emekli olunmuyor, bu Demirtaş için de geçerli” değerlendirmesinde bulundu.

“Demirtaş’ın tahliyesi sürecin sahiciliği açısından önemli”

Mızraklı, Demirtaş'ın cezaevinde tutulmasının çözüm sürecine ilişkin toplumsal güveni etkilediğini söyledi.

Kendisini ziyaret eden farklı siyasi partilerden kişilerin “Demirtaş bırakılmadan biz bu sürecin sahici olduğuna inanmayacağız” dediğini aktaran Mızraklı, bu durumun hükümet tarafından da dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Mızraklı, “Hukukun gereğinin yerine getirilmesi” gerektiğini vurgulayarak, Demirtaş'ın yanı sıra Figen Yüksekdağ ve Kobani davasında tutuklu bulunan isimlerin durumuna da dikkat çekti.

“Sürecin yegâne sigortası hukuka dönüş”

Çözüm sürecinin kalıcı hale gelmesi için hukuki güvencelerin oluşturulması gerektiğini savunan Mızraklı, kayyım uygulamaları ve görevlerinden uzaklaştırılan kamu çalışanlarının durumuna da değindi.

Mızraklı, “Bu sürecin yegâne sigortası hukuka dönüşün emarelerinin olmasıdır” dedi.

Çerçeve yasanın yürürlüğe girmesinde Milli Güvenlik Kurulu'na rol verilmesini de eleştiren Mızraklı, bunun yasama organının yetkisini sınırlayan bir düzenleme olduğunu savundu.

“Şeffaflaşma olmadan güven gelişmez”

Sürecin toplum tarafından anlaşılabilmesi için daha fazla şeffaflığa ihtiyaç olduğunu belirten Mızraklı, sürecin belirli aşamalarında mahremiyetin gerekli olabileceğini ancak bunun kalıcı hale gelmemesi gerektiğini söyledi.

Mızraklı, “Bu süreçlerin mahremiyet faslına evet ama mahremiyet faslının uzaması ile beraber güvenin gelişememesine de hayır demek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Mızraklı ayrıca çözüm sürecinin yalnızca Öcalan'ın kalacağı konut üzerinden tartışılmasının doğru olmadığını belirterek, asıl meselenin Kürt sorununun çözümüne yönelik adımlar olduğunu söyledi.

“İsterlerse İmralı'ya Empire State yapsınlar, yeter ki Kürt sorunu çözüm yolundan sapmasın” diyen Mızraklı, Öcalan'ın iletişim ve çalışma imkanlarının artırılmasının sürecin ilerlemesine katkı sağlayacağını ifade etti.

“Kürt sorunu hak ve özgürlükler sorunudur”

Kürt meselesinin yalnızca güvenlik ve çatışma ekseninden ele alınmaması gerektiğini belirten Mızraklı, sorunun demokrasi, hukuk, idari düzenlemeler, kolektif haklar ve özgürlükler boyutlarının bulunduğunu söyledi.

Mızraklı, çözüm sürecinde farklı siyasi kesimlerin müzakere kanallarını açık tutması gerektiğini belirterek, “Kürt sorunu kurban pazarlığı, at pazarlığı değil. Bir hak ve özgürlükler sorunundan bahsediyoruz” dedi.

Mızraklı, çözüm sürecinin başarıya ulaşabilmesi için toplumun farklı kesimlerinin ortak bir zeminde buluşması gerektiğini savundu.

 

Bu haber toplam 1 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 10:28:32