Güney Kürdistan'da Referandum Neden Yapıldı?

Bunu anlamak ve bir yargıya varmak için yakın tarihe bakmak gerekiyor. Irakta birlikte yaşayan Kürtler ve Araplar tarihin hiç bir döneminde Türkiye’de olduğu gibi iç içe geçen birbirinden kız alıp veren bir yaşam biçimi olmamıştır....
Tarihi boyunca dış müdahale ve darbeler ile yönetilen Irakta başa gelen her yönetim Kürdler ile anlaşmış sonra Kürdleri hedef almışlar. Uyguladıkları şiddet ve mecburi iskan politikaları ile Güney Kürdistan'da Araplaştırma politikası gütmüşlerdir. Buna direnen Kürtler arada yenilgilerin neden olduğu kısa kesintilere rağmen Osmanlı ve sonrası Irak'ta özgürlükleri için direnmeye ve savaşa devam ettiler....
En son darbe ile yönetimi ele geçiren Saddam Hüseyin ve BAAS rejimi ile M.Mustafa Barzani arasında 11.Mart.1971 yılında imzalanan anlaşma ile ilk defa Güney Kürdistan'a özerklik tanındı. Bu anlaşmaya göre Kerkük'ün özerk yönetime mi, yoksa Irak yönetimine mi ait olacağı yapılacak nüfus sayımında alınacak verilerin değerlendirilmesine bırakılmıştı. Kerkük ve çevresini Araplaştırmak amacıyla Kürdlere baskılar yapılmaya başlandı. Yapılan bütün baskılara rağmen ve çabalara rağmen Arap çoğunluğun sağlanamayacağını bilen Saddam iki defa Kerkük'te yapılması gereken sayımı erteletti....
İktidarı sağlama alınca da Saddam ve BAAS yönetimi 74'te M. Mustafa Barzani ile yapılan anlaşmada tanınan özerklik sonlandırıldı. Yeniden başlayan savaş Irak ile İran'ın Cezayir'de yaptıkları anlaşma ile Kürdler yenilgiye uğradı....
Birinci Körfez Savaşı (1990) ile birlikte oluşan 36 paralelin kuzeyinde ABD, İngiltere ve Fransa'nın oluşturduğu güvenli bölge sayesinde Saddam uçaklarını Kürdlere karşı kullanamadı. Durumu değerlendiren Kürdler kendi parlamentolarını kurdular. Saddam sonrası 15 Ekim.2005 yılında hazırlanan Irak anayasasının halk oyuyla kabul edilmesi ile birlikte Irak'ın Federal bir Cumhuriyet olduğu, Güney Kürdistan'ın da 117. Madde ile federe yönetim olduğu kabul edildi....
Günümüzdeki ABD-İsrail ile İran mollaları arasındaki savaşta olduğu gibi dengeleri Kürdlerden yana değiştiren körfez savaşı sonrası kurulan yeni Irak Merkezi yönetiminden beklenen Saddam BAAS rejiminin yayılmacı ve Kürdler üzerindeki baskı politikalarına son vermesiydi.
Irak yönetiminin Saddam ve BAAS rejiminin politikasına son vermek bir yana, bedeli fazlasıyla ödenen kazanılan federe yönetimi (statükoyu) Kürtler aleyhine bozacak adımlar atıldı. İŞİD saldırdığında Irak federe yönetimine yardım etmek zorunda olduğu halde İran ile birlik olup Kürd Federe Yönetimi'ne siyasi, askeri ve ekonomik ambargo uygulandı. Peşmergenin IŞİD'e karşı verdiği savaşta yenilmesi için ellerinden gelen her şey yapıldı. Musul'u savaşmadan IŞİD'e terk eden Irak yönetimi İran'ın destelediği, en az İŞİD kadar tehlikeli ve eli kanlı Kürd düşmanı Haşdi Şabi denen maaşlı ve silahlı sivil yapılanmanın Irak'ta örgütlenmelerine onay verdi...
İran'ın amacı nüfusunun çoğunluğu Şia inancında olan Irak ile birlikte Şia mezhebini öne çıkararak yayılmacı politikaları ile Suriye üzerinden Ak Deniz'e ulaşmaktı. Buna engel olan bir tek Güney Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ydi ve ortadan kaldırılmalıydı....
İran ve Irak'ın niyetini fark eden ve artık Irak ile birlikte kalmanın mümkün olmadığını gören federe yönetim uluslar arası baskı ve tehditlere rağmen 25 Eylül 2017 tarihinde Güney Kürdistan'da yaşayan halkların onayına sunmak için referandum kararı aldı.
Irak ile birlikte yaşamın mümkün olmadığı için bu karar alındı. Alınan bu karar ile Güney Kürdistan'a saldırı için fırsat kollayan Irak ile birlikte kalmak, ya da ayrılıp bağımsız devlet olmak için Kürdlere ve birlikte yaşayan dini ve etnik azınlıklara kendi geleceklerini tayin etmeleri için oyları kullanmaları istendi....
Üzerinde önemle durulması gereken bu referandum Avrupa ülkelerinde yapılmadı. 100 yıllık savaşın ve yıkımların devam ettiği, Irak ve İran’ın siyasi ve ekonomik ambargosu altında, Rojava'dan gelen kendi insanı olan iki milyon sığınmacının olduğu ve dünyaya açılan tek kapısı Türkiye olan bir coğrafyada, Irak'tan ayrılmaya karşı çıkanlara da propaganda dahil demokratik hakları tanınarak yapılıyor olmasıdır....
Bölgedeki mezhebe dayalı yayılmacı politikayı görmeden "ama, fakat" diyerek zamanlamasına karşı çıkanlar ile ümmetçi ya da ideolojik bakış ile değerlendirip referanduma karşı çıkmak bilerek yada bilmeden Kürtlere bu gün dahi işletilmeyen mevcut statükoyu aratacak bir geleceği ön görmüşlerdi. Kendileri sorunları çıkarmalarına rağmen "Ekonomik ve siyasi sorunlar varken referandum yapılmaz" denmesine rağmen referandum yapıldı.
Referandumun yapılmasına karşı çıkmak Kürtlere kazanımlarından vaz geç, Irak’ın güçlenmesini ve İran'ın arkasında olduğu Haşdi Şabi örgütü ile saldırmasını bekle demekti....
Güney Kürdistan Bölgesel Yönetimi, bütün eksikliklerine rağmen bu güne kadar parlamentosunda her etnik gurubun milletvekillerine yer verildiği gibi oluşturulmuş konseyde farklı olan her inancın temsil edilme hakkı yasalar ile teminat altına almıştır. Anadilde eğitimin yasaklandığı tek bir etnik gurup yok....
GKBY devam eden savaş koşullarının yarattığı ateş çemberinin ortasında olmalarına rağmen bölgeye barışın nasıl geleceğini etnik ve inançta farklı olanlara uyguladığı eşit haklarla bölge ülkelerine ve bütün dünyaya örnek oldu. Bundan dolayı birlikte yaşayan halkların güvenini ve Uluslararası dünya kamu oyunun takdirini kazandığı için yapılan referandumda % 92.3 EVET oyu alındı.
Kim referandumu alınan EVET oyuna rağmen "yok" sayarsa saysın, kim "varlık nedenini Kürdistan'ın kurulmasına karşı olmak" ile açıklarsa açıklasın, “Barzani’yi kontrol altına almazsanız, altından Makedonya çıkar" derse desin, Kürd ulusunun istediği statükoya engel olmak için kendisine statüko verilmesini isterse istesin, "İsrail'in bağımsız Kürdistan'a ihtiyacı var" diyerek Güneyin bağımsızlığına ve diğer üç parçada kazanımlara karşı çıkarsa çıksın referandumda alınan %92.3 EVET oyu ile alınması gereken bağımsız devlet olma kararı sadece ertelendi....
Diğer üç parçada da her türlü olumsuzluklara rağmen ulusal bilinç yükselmeye devam ediyor
Geç kalınmasına rağmen Güney Kürdistan Federe Yönetimi peşmergeyi tek çatı altında toparlayarak bağımsızlık konusunda önemli bir adımı daha attı....
Ezici çoğunluk ile alınan EVET oyları Birleşmiş Milletler'e üye olmak için zamanı ve günü geldiğinde kullanılacak pasaport gibi olduğu unutulmamalı....
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 14:51:30
































































































































































































