Türkiye, İsrail’in Suriye saldırıları karşısında neden temkinli davranıyor?
Ankara, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarına karşı doğrudan bir gerilimden kaçınırken, İsrail’de ekimde yapılacak genel seçimlerin ardından yaşanabilecek siyasi değişimi ve Washington’la ilişkilerini Suriye’deki hedefleri doğrultusunda kullanmayı hesaplıyor.

Middle East Eye’dan Ragıp Soylu’nun haberine göre, Türkiye, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarına karşı temkinli tutumunu sürdürecek. Ankara’nın, İsrail’de ekim ayında yapılması beklenen genel seçimlerin ardından hükümet değişikliği yaşanabileceğini ve bu nedenle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçim kampanyasına “can simidi” olacak bir gerilime girmek istemediğini belirten Soylu, Türkiye’nin Suriye’deki hedeflerini ilerletmek için Washington’la ilişkilerini de kullanmaya çalıştığını aktardı.
İsrail’in, Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki kuzey Suriye’de bulunan Ebu Zuhur askeri hava üssüne düzenlediği saldırı Ankara’da provokatif olarak değerlendirilse de Türk yetkililer tarafından beklenmedik bir gelişme olarak görülmedi.
Bir Türk yetkili Middle East Eye’a, “İsrail daha önce Suriye’de başka üsleri de vurdu. Bunun özellikle önemli bir tarafı yok” dedi.
Yetkili, Türk hükümetinin İsrail’in Suriye’deki eylemlerine ilişkin tutumunu birden fazla kamuoyu açıklamasıyla açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Ankara’nın değerlendirmesine göre Netanyahu ülke içinde yoğun baskı altında ve Türkiye’yle gerilimi tırmandırarak kendisine bir çıkış yolu arıyor.
Ankara seçim sonrasını bekliyor
Ankara’daki birçok yetkili, İsrail’de yapılacak seçimin hükümet değişikliğine yol açabileceğini ve daha makul siyasetçilerin iktidara gelebileceğini düşünüyor.
Türk yetkililer, Netanyahu’nun gerilimi tırmandırmasına karşı çıkan İsrailli siyasetçilerin bulunduğuna dikkat çekiyor. Bunlar arasında eski general ve sol eğilimli Demokratlar Partisi Başkanı Yair Golan da bulunuyor.
İsrail’in Suriye’deki hava üssüne yönelik saldırılar sırasında iki hükümet arasındaki iletişim hattını kullanmaması ise Ankara’da özellikle tehlikeli görülüyor.
Türkiye açısından bir diğer sorun da İsrail’in geçen yıl Bakü’de Ankara ile yürütülen görüşmelerde varılan mutabakatlara aykırı hareket ettiği düşüncesi.
Önceki mutabakat tartışması
Türk ve İsrailli yetkililer arasındaki görüşmeler hakkında bilgi sahibi bölgesel bir yetkili Middle East Eye’a, iki tarafın Palmira yakınlarındaki T4 hava üssünün kuzeyindeki bölgenin Suriye’de İsrail ve Türkiye’nin güvenlik bölgeleri arasında bir sınır oluşturması konusunda anlaştığını söyledi.
T4, Ankara’nın hava üssünü IŞİD’e karşı operasyonlarda kullanılacak bir drone üssüne dönüştürmek istemesi nedeniyle İsrail hükümeti açısından önemli bir anlaşmazlık noktasıydı.
İsrail, Türk ordusu bölgeye konuşlanmadan önce üssü bombaladı. Bunun ardından iki taraf, çatışmayı önlemeye yönelik bir mekanizma oluşturmak amacıyla görüşmelere başladı.
Bölünme hattına ilişkin anlaşmanın, İsrail’in İran’la yeni bir savaş çıkması durumunda Suriye üzerinden düzenleyebileceği olası saldırılar için hava koridorunu koruma talebinden kaynaklandığı belirtildi.
Bölgesel yetkili, İsrail’in Suriye’ye Türk radarları ve hava savunma sistemlerinin konuşlandırılmasına karşı çıkmaya devam ettiğini ancak görüşmelerde kaydedilen ilerlemeden önce görece memnun olduğunu söyledi.
Ancak geçen haftaki saldırılar, İsrail’in artık kuzey Suriye’de Türkiye tarafından desteklenen veya silahlandırılan herhangi bir hava üssünün kurulmasını, Türkiye sınırına çok yakın bölgeler de dahil olmak üzere, zor kullanarak engellemek istediğine işaret ediyor.
Ankara ise Ebu Zuhur hava üssüne herhangi bir güç konuşlandırma girişiminde bulunmadığını belirtiyor. Bu tutum Suriye ve ABD’li yetkililerin açıklamalarıyla da destekleniyor.
Bu nedenle Türkiye, İsrail’in saldırılarını daha önce varılan mutabakatın ihlali olarak değerlendiriyor.
Erdoğan doğrudan karşılık vermedi
Middle East Eye’a konuşan bazı Türk yetkililer, Ankara’nın mevcut İsrail hükümetini artık rasyonel bir aktör olarak görmediğini söyledi.
Yetkililer, Türkiye’nin bölgesel meselelerde İsrail Başbakanı Netanyahu’dan ziyade Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın rasyonel ve temkinli davrandığını dünyaya gösterdiğini savundu.
İsrail’in saldırılarına ve Netanyahu’nun tekrarlanan sert açıklamalarına rağmen Erdoğan, tatilini yarıda keserek açıklama yapmak yerine Marmaris çevresinde yerel siyasetçilerle sohbet ederken görüntülendi.
Erdoğan salı günü kamuoyunun karşısına çıktığında da İsrail veya Netanyahu’nun adını doğrudan anmadı. Ancak başarısız seçim kampanyaları için siyasi kazanım elde etmeye çalışan “katil şebekelere” doğrudan yanıt vermeyeceğini söyledi.
Bununla birlikte Erdoğan, Ankara’nın bölge için bir planı olduğunu ve dostlarını terk etmeyeceğini güçlü biçimde vurguladı. Türkiye’nin gizli hedeflerinin bulunmadığını ve yalnızca barışı teşvik etmeye çalıştığını da belirtti.
Türkiye Suriye’de uzun vadeli hesap yapıyor
Türkiye’nin Suriye konusunda sakin ve temkinli hareket etmesinin nedenlerinden biri de Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkinin son bir yılda önemli ölçüde kötüleşmiş olması.
Netanyahu’nun İran, Lübnan ve Gazze konusunda maksimum taleplerde bulunması, Trump’ı bölgesel gerçeklikler ve Arap müttefikleriyle sık sık karşı karşıya getirdi.
Türkiye, Netanyahu’yla doğrudan karşı karşıya gelmek yerine Washington’ın çizgisini takip etti. Bu süreçte Türkiye’nin ABD’nin Suriye özel temsilcisi Thomas Barrack ile yakın ilişkiler kurma kararı Ankara’nın pozisyonunu güçlendirdi.
Trump ve Erdoğan arasındaki güçlü ilişki sayesinde Ankara, bu hafta İsrail’in Suriye konusunda ortaya koyduğu bir dizi itirazın aşılmasını sağladı.
İlk olarak ABD Dışişleri Bakanlığı, 47 yılın ardından Suriye’yi terörizme destek veren devletler listesinden çıkardı. Bu karar, İsrailli yetkililerin Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’yı “aşırılık yanlısı” ve “milis lideri” olarak nitelendirmeyi sürdürdüğü bir dönemde geldi.
Bakanlık ayrıca Şara’nın eski grubu El Nusra Cephesi’nin, diğer adıyla Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ), Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist Örgüt statüsünü de kaldırdı.
İkinci olarak, İsrail’in zayıf bir merkezi hükümete sahip veya bölünmüş bir Suriye oluşturma çabalarına rağmen, Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri’nin komutanı Mazlum Abdi, güçlerinin Şam hükümetine tamamen entegre edileceğini ve kendi kendine ilan edilen özerk bölgenin kaldırılacağını açıkladı.
Bu gelişme de Türkiye açısından bir başka kazanım olarak değerlendiriliyor.
Bir Türk yetkili Middle East Eye’a, “Türkiye Suriye’de uzun vadeli bir oyun oynuyor. İsraillilerin aksine, bölge genelinde güvenlik ve barışı güçlendirecek istikrarlı, egemen ve müreffeh bir ülkeye öncelik veriyoruz” dedi.
Son güncellenme: 11:41:09





































































































































































































