Bakırhan: İkinci aşama demokrasi ve Kürtlerin anayasal hakları olacak

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’deki çözüm sürecinin ilk aşamasının sonuna gelindiğini belirterek, ikinci aşamanın demokrasi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve Kürtlerin anayasal haklarının güvence altına alınmasını kapsayacağını söyledi. Bakırhan, PKK’nin silahsızlanma yönünde önemli adımlar attığını ifade ederek, ikinci aşamaya geçiş için Milli Güvenlik Kurulu (MGK) raporunu beklediklerini açıkladı.

16 Ekim 2026 - 09:18
16 Ekim 2026 - 09:18
 0
Bakırhan: İkinci aşama demokrasi ve Kürtlerin anayasal hakları olacak

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Rûdaw’dan Dilbixwîn Dara’ya verdiği röportajda, Türkiye’de devam eden çözüm sürecinin geldiği aşamayı, Abdullah Öcalan’ın rolünü, Kürtlerin anayasal haklarını ve Rojava’daki gelişmeleri değerlendirdi.

Türkiye’deki sürecin adının “Barış ve Demokrasi Süreci” olduğunu belirten Bakırhan, masada yaklaşık 100 yıllık bir mesele bulunduğunu ve bu sorunun kısa sürede çözülemeyeceğini söyledi. Ancak sürecin uzatılmaması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, tarafların somut adımlar atması çağrısında bulundu.

“Birinci aşamanın sonundayız”

Sürecin iki aşamadan oluştuğunu belirten Bakırhan, ilk aşamanın barış ve silahsızlanma, ikinci aşamanın ise demokrasi ve Kürtlerin haklarıyla ilgili olduğunu söyledi.

Bakırhan, PKK’nin silahsızlanma ve siyaset zeminine geçiş konusunda önemli adımlar attığını belirterek, “Şu an birinci aşamanın sonundayız. PKK çok büyük bir adım attı. Üzerlerine düşen ne varsa fazlasıyla yerine getirdiler” dedi.

İkinci aşamaya geçiş için MGK raporunun beklendiğini ifade eden Bakırhan, raporun yayımlanmasının ardından cezaevindeki ve yurt dışındaki çok sayıda kişinin Türkiye’ye dönebilmesinin önünün açılabileceğini söyledi. Bakırhan, bu kapsamda cezaevindeki ve sürgündeki kişilerin yüzde 90-95’inin dönebileceğini, yaklaşık 800 kişilik PKK yönetim kadrosunun ise sonraki aşamada ele alınacağını belirtti.

“Öcalan’ın siyaset yapma hakkı var”

Abdullah Öcalan’ın gelecekte yasal siyaset yapıp yapamayacağına ilişkin soruyu yanıtlayan Bakırhan, Öcalan’ın silah bırakma ve partinin feshi yönündeki adımları öne almasının samimiyetini gösterdiğini savundu.

Bakırhan, “Yarın çıkıp siyaset yapmak isterse hakkıdır. Ancak öncesinde biraz zaman gerekiyor” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Öcalan’ın DEM Parti grubuna gelerek Meclis’te konuşması yönündeki açıklamasına da değinen Bakırhan, Bahçeli’nin yaklaşımında önemli bir değişim olduğunu belirterek bu tutumun değerli görülmesi gerektiğini söyledi.

“İkinci aşama Kürtlerin haklarıdır”

Sürecin yalnızca PKK’nin silahsızlanması, cezaevlerindeki kişilerin tahliyesi veya yurt dışındakilerin dönüşüyle sınırlı kalamayacağını belirten Bakırhan, Kürt meselesinin temelinde kimlik, dil, demokrasi ve yerel yönetimlerin yetkileri gibi konuların bulunduğunu ifade etti.

Bakırhan, ikinci aşamada kayyum uygulamalarının sona ermesi ve halkın seçtiği kişilerin yeniden belediyelerin başına geçmesi gerektiğini söyledi. Kürtçenin özgür olması, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması ve inkâr politikalarına dayanan yasaların değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, Türkiye’nin farklı halkları ve inançları tanıyan bir anayasal yapıya kavuşması çağrısında bulundu.

“Biz Kürdüz, sen Türksün, bir diğeri Çerkes, bir diğeri Laz. Biz Türkiye vatandaşlarıyız. Yasalarının da bu mozaiğe uygun olması gerekiyor” diyen Bakırhan, demokratik çözümün bu çoğulculuğu güvence altına alması gerektiğini belirtti.

“Birliğimiz olursa haklarımız tanınır”

Röportajda Kürtler arasındaki ilişkilere de değinen Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın Mesud Barzani, Neçirvan Barzani ve Bafıl Talabani’ye yönelik olumlu tutumuna dikkat çekti. Öcalan adına yayımlanan bazı açıklamaların gerçeği yansıtmadığını savunan Bakırhan, Kürtler arasında ayrılık ve anlaşmazlık yaratmaya çalışan çevreler olduğunu söyledi.

Kürtler arasındaki birliğin önemini vurgulayan Bakırhan, Kürdistan Bölgesi’ne yönelik İran saldırılarını da eleştirdi. Erbil ve Süleymaniye’nin yalnız olmadığını belirten Bakırhan, Türkiye’deki Kürtlerin de bu saldırılara karşı olduklarını dile getirdi.

“Birliğimiz olursa dünya milletleri hak ve hukukumuzu tanır. Yalnız kalırsak başımıza ne gelir bilemeyiz” diyen Bakırhan, Kürt siyasi aktörlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

Rojava’da Kürtçe eğitim çağrısı

Bakırhan, Suriye’deki yeni yönetimin Kürtlerin hakları konusunda henüz yeterli adım atmadığını belirterek, özellikle dil ve eğitim alanındaki eksiklikleri eleştirdi.

Kürtlerin kendi dillerinde eğitim alabilmesi gerektiğini söyleyen Bakırhan, Rojava’da Kürtçenin eğitim dili olarak güvence altına alınmasını istedi. Kürtçeye diğer dillerle eşit haklar tanınması gerektiğini belirten Bakırhan, Şam yönetimine ve Türkiye’ye bu konuda sorumluluk alma çağrısı yaptı.

“Rojava’da Kürtler var, dilleri var, Kürtçe konuşuyorlar. Kendi dillerinde okulları olmalı” diyen Bakırhan, dil üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Mahmur Kampı sakinlerinin dönüşü de gündemde

Bakırhan, Mahmur Kampı’nda yaşayan mültecilerin geleceğinin de çözüm sürecinin ikinci aşamasında ele alınması gerektiğini söyledi.

Türkiye’ye dönüşün yalnızca geri dönme kararından ibaret olmadığını belirten Bakırhan, insanların köylerinin yeniden inşa edilmesi, zararlarının karşılanması ve Türkiye’de doğan, kimliği bulunmayan kişilerin vatandaşlık haklarının tanınması gerektiğini ifade etti.

Bakırhan, Türkiye hükümetinin dönüşü mümkün kılacak bir program hazırlaması gerektiğini belirterek, sürecin olumlu ilerlemesi halinde bundan yararlanmak isteyen herkesin önünün açılmasını umduğunu söyledi.

“Türkiye’deki Kürtler olmasaydı Rojava’yı kolayca yutarlardı”

Türkiye’deki Kürt hareketinin örgütlülüğünün çözüm sürecinde belirleyici olduğunu savunan Bakırhan, Kürtlerin siyasi gücünün Türkiye’yi adım atmaya yönelttiğini ileri sürdü.

Bakırhan, “Eğer isteselerdi, güçleri yetseydi, ne son dönemde bu süreç yaşanırdı ne de kimse ‘Kürt kardeşimiz’ derdi” dedi. Rojava’ya ilişkin değerlendirmesinde ise Türkiye’deki Kürtlerin varlığının bölgedeki gelişmeler üzerinde etkili olduğunu savunarak, “Türkiye’deki Kürtler olmasaydı, onları çok kolay yutarlardı” ifadelerini kullandı.

 

Bu haber toplam 1 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 09:18:30