Leyla Zana: Kürtlerin hakları anayasal güvenceye kavuşmalı

Avrupa Parlamentosu Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü sahibi Kürt siyasetçi Leyla Zana, Brüksel’de düzenlenen 20. Uluslararası Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler Konferansı’na gönderdiği mesajda, Kürt halkının siyasal taleplerinin ve statüsünün demokratik ve anayasal güvencelerle güvence altına alınması gerektiğini belirtti.

15 Ekim 2026 - 23:19
15 Ekim 2026 - 23:19
 0
Leyla Zana: Kürtlerin hakları anayasal güvenceye kavuşmalı

Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) tarafından Brüksel’de düzenlenen 20. Uluslararası Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler Konferansı’na mesaj gönderen Leyla Zana, Kürt sorununun çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Zana, Kürt halkının haklarının anayasal ve demokratik güvencelere kavuşturulması gerektiğini vurgulayarak, ortak mücadelenin yeni bir aşamaya taşınması çağrısı yaptı.

Konferans katılımcılarını selamlayan ve 20 yılı aşkın süredir Kürt halkının sesini uluslararası kamuoyuna duyurmak için çalışan kişi ve kurumlara teşekkür eden Zana, bugüne kadar yürütülen ortak mücadelenin Kürtlerin varlığını ve kimliğini görünür kılmayı, hak taleplerini dünyaya duyurmayı amaçladığını belirtti.

Zana, bundan sonraki hedefin Kürt halkının siyasal taleplerini ve statüsünü güvence altına almak olması gerektiğini ifade ederek, “Artık ortak mücadelemizin gayesi; Kürt halkının varlığını, siyasal taleplerini, statüsünü demokratik ve eşitlikçi bir anlayışla güvence altına almak olmalıdır” dedi.

Dünyanın savaşların, çatışmaların, zorunlu göçlerin ve yoksulluğun arttığı, insan hakları ile demokratik değerlerin zayıfladığı bir dönemden geçtiğini belirten Zana, bu gelişmelerin Kürt halkını da ağır biçimde etkilediğini kaydetti. Zana, halkın yaşadığı zorlu koşullara rağmen demokratik kanallar oluşturmak için mücadele ettiğini vurguladı.

“Tarihsel bir fırsat aralandı”

Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zana, mevcut sürecin önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.

Zana, “Türkiye’de Kürt sorununun barışçı çözümü için tarihsel önemde, eşine az rastlanır bir kapı aralanmıştır. Tünelin ucunda gelecek için güçlü bir umut ışığı görülmüştür. Bu ışığı büyütüp kalıcı hale getirmek siyasal kesimlerin ortak sorumluluğundadır” ifadelerini kullandı.

Sürecin kalıcı bir çözüme dönüşmesi için bütün tarafların sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Zana, başarılı olması halinde bu sürecin dünyada benzeri olmayan bir modele dönüşebileceğini dile getirdi.

Kürt halkının herhangi bir devletin, kurumun veya kuruluşun günlük siyasi çıkarları doğrultusunda kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Zana, “Kürt halkı hiçbir kurum, kuruluş ya da devletin günü birlik çıkarlarının malzemesi değildir. Hiçbir çıkar ilişkisinin kurbanı da değildir” dedi.

Kürt sorununu ortaya çıkaran ve bugüne kadar devam etmesine neden olan siyasi ve hukuki meselelerin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirten Zana, inkâr ve isyan döngüsünün kalıcı biçimde sona ermesi için inkâr siyasetinin ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etti.

Zana, Kürtlerin varlığının ve kimliğinin kabul edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Gerçeklik ‘terör’ tanımlamasıyla izah edilemez. Artık reddin yerini kabul ve tanıma siyaseti almalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Öcalan’ın halkıyla temas kurması çağrısı

Mesajında Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununun çözümündeki rolüne de değinen Zana, sorunun çözümünde doğrudan muhatap olan kişinin uzun yıllardır kendi halkıyla istişare imkânından yoksun bırakıldığını belirtti.

Zana, Öcalan’ın halkıyla temas kurabilmesi gerektiğini ifade ederek, “Kürt meselesi gibi devasa bir sorunun çözümünün birebir muhatabı 28 yıldır kendi halkıyla bile istişare olanaklarından mahrum bırakılmıştır. Sayın Öcalan’ın halkıyla teması sağlanmalı ve bir an önce bu sorunsallık çözülmelidir” çağrısında bulundu.

İran’daki idamlara dikkat çekti

Zana, mesajının son bölümünde İran’da yaşayan Kürtlere yönelik uygulamalara ve idam tehlikesine dikkat çekti. Savaş koşullarında dahi genç Kürtlerin idam edilmesi ihtimalinin kendisini derinden düşündürdüğünü belirten Zana, İran rejiminin Kürtlere yönelik politikalarının sorumluluğunun yalnızca rejimle sınırlı olmadığını ifade etti.

Zana, söz konusu rejimin yıllar boyunca güçlenmesine ve kalıcı hale gelmesine katkıda bulunan devletlerin de sorumluluk taşıdığını belirterek, İran’daki gençlerin yaşamlarına yönelik tehditlere dikkat çekti.

Ortadoğu’da kalıcı barış, demokrasi ve istikrarın sağlanması için güvenlikçi ve çatışmacı politikaların yerine hak ve özgürlükleri esas alan yaklaşımların geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Zana, Kürtlerin yaşadıkları ülkelerde anayasal ve demokratik güvencelere kavuşmasının bölgedeki bütün halkların geleceği açısından önem taşıdığını kaydetti.

Kürtlerin örgütlü gücü ve toplumsal dinamizminin bölge barışı için önemli bir fırsat olduğunu belirten Zana, bu fırsatın değerlendirilmemesinin tarihsel bir kayba yol açabileceğini ifade etti.

Zana, mesajını barış ve demokrasi umutlarını dile getirerek tamamladı. On yılların yeniden kaybedilmemesi gerektiğini vurgulayan Zana, can, kaynak ve zaman kayıplarının artık sürdürülemeyeceğini belirterek, evrensel değerler için mücadele edenlerin ortak akıl ve dayanışmayla daha demokratik bir geleceğin önünü açabileceğine inandığını söyledi.

Bu haber toplam 29 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 23:20:13