12 Eylül Darbesi Kürd Ulusal Bilincin Yükselmesi ve Mehdi Zana'nın Diyarbakır Belediye Başkanı Olması ile Birlikte Değerlendirilmelidir

12 Eylül 2026 - 09:28
12 Eylül 2026 - 09:28
 0
12 Eylül Darbesi Kürd Ulusal Bilincin Yükselmesi ve Mehdi Zana'nın Diyarbakır Belediye Başkanı Olması ile Birlikte Değerlendirilmelidir

Bugün 12 EYLÜL. Bundan 46 yıl önce ülkede yaşamı felce uğratan darbenin yıl dönümü.

 Dönemin Genel Kurmay Başkanı olan Kenan Evren ve kuvvet komutanı arkadaşlarına  sıkıyönetim ilanı ile birlikte yaşanan kanlı  olaylara müdahale etme yetkisi verilmişti. Görevleri olduğu halde her gün yaşanan kanlı olaylara müdahale etmediler.

Kenan Evren  "DARBE YAPMAK İÇİN ŞARTLARIN OLGUNLAŞMASINI BEKLEDİM" diyerek olaylara neden müdahale etmediğinin gerekçesini açıklamıştı.

12-EYLÜL Evren ve arkadaşlarını yargılamak ve mahkûm etmek ile bitmedi. Aradan geçen zamana ve değişen iktidarlara ve verilen sözlere rağmen bir-iki değişen yasaya dışında hala 12 Eylül yasaları ile yönetiliyoruz....

12 Eylül’ü oluşturan nedenlerden birisi mevcut yasalara rağmen  ülkenin yönetilemiyor olmasıydı. En az bunun kadar önemli diğer neden ise Kürd halkı üzerine uygulanan bütün baskı ve inkar politikalarına rağmen Güney Kürdistan'daki Barzani direnişi, KDP-T ve DDKO'nun bıraktığı miras üzerinden gelişip, güçlenen ulusal bilinç ve milliyetçilikti.

1975 yılında Alparslan Türkeş'in giremediği Diyarbakır'a iki yıl sonra (1977'de) Mehdi Zana'nın bir avuç arkadaşı ile  Diyarbakır Belediye Başkanlığı'nı kazanması dünyada hak ettiği yankıyı uyandırdığı gibi bütün partilere karşı bağımsız olarak seçimleri kazanması aynı tekçi düzenin koruyucularının da uykularını kaçırmıştı.

Kürdlerde uyanan ulusal bilince engel olunmalıydı. Kürdleri tek parti döneminde olduğu gibi zapturapt (sıkı düzen ve disiplin) altına almak için  tek çare darbe yönetimiydi....

Tekçi düzeni korumak ile görevli oldukları için Evren ve arkadaşları 12 EYLÜL 1980'de darbe  yaptılar. Yapılan darbe uygulamaları ile Türkiye Cumhuriyeti tarihine kara bir leke olarak geçti....

Yapılacak darbeye hazırlıkların içerisinde Kürd aydın ve yurtseverlerinin konulacağı özenle hazırlanan 5 nolu Cezaevi de vardı....

 Diyarbakır 5 nolu Askeri Cezaevi, ünlenen diğer adı ile 5 nolu işkence hanede darbeciler  cezaevini yönetenlere sınırsız yetkiler verilmişti.

Dışarıdan sağlanan uzmanlarla periyodik aralıklarla yapılan toplantılarda uygulamalar  gözden geçirildiği gibi, alınan sonuçlarla birlikte tutukluların direncini kırmak için yeni fiziki ve psikolojik işkencelerin hazırlandı. 5 nolu Cezaevi laboratuvar, tutuklular kobay olarak kullanıldı.

Yapılacak uygulamaları hayata geçirmek içinde özel seçilmiş ırkçı işkence konusunda eğitimli uzman yöneticiler; Esat Oktay, Ali Osman Aydın ve "Mengene" ünvanlı A.Ü.T. Fakültesinde aynı sınıfta okuduğum "Mengene" lakaplı mesleğin yüzkarası Dr. Orhan Özcanlı atanmıştı.

 Bu yöneticilerin öncelikli görevleri oluşturdukları otokontrol ile tutukluları ve koğuşları denetlemek, koğuşlarda açlığa ve yapılan işkencelere karşı dayanışmaya ve komün oluşmasına engel olmak. Suçlu, suçsuz ayırmadan tutukluları itirafçılığa zorlamak ve mahkemelerde gelecek nesiller için tarihe not düşecek savunmalarına engel olmak.

Tahliye olanları da kişiliksiz, kimliksiz ve kendinden utanır hale getirmek için yapılan psikolojik ve fiziki işkencelerle onurları ile oynamaktı.(Yapılan işkenceleri merak edenler 5 nolu için yazılan kitaplara başvurup yapılanların neler olduğunu öğrenebilirler.)

Yapılan uygulamalardan dolayı 5 nolu cezaevi dünyada insana karşı fiziki ve psikolojik işkencelerin yapıldığı en kötü on cezaevinden biri olarak dünyaya utanılması gereken ün saldı.

5 nolu cezaevinde  insanlık onuru ile ulusal  bilinci yok etmek için yapılan fiziki ve psikolojik işkencelere karşı tutukluların ellerindeki tek savunma araçları olan bedenlerini ortaya koyarak ölüme göze alıp direnmek, gerektiğinde canlarını vererek bedel ödemekti....

Bu uğurda direnerek hayatını feda eden Mazlum, Kemal, Hayri, Akif, Ali Çiçek ve kendilerini yakarak efsanevi eylemleri ile kendilerini yakıp "Dörtlerin Gecesi" olarak tarihe gecen  Ferhat, Eşref, Mahmut, Necmi'yi, elbise direnişinde işkence ile hayatını kaybeden Necmettin Büyükkaya ve ölüm orucunda Orhan Keskin ve mide kanaması geçirdiği halde tedavisi yapılmayan Emin Yavuz olmak üzere, isimlerini anımsamadıklarımla  birlikte onurlu insanları sevgi ve saygı ile anıyorum.

Direniş sonrası yaşamlarını girdikleri ölüm orucundan dolayı engelli olarak devam etmek zorunda kalan Fuat Çavlun ve Cemal Miran'ı, çocuk yaşına rağmen Esat Oktay Yıldıran'ın nezaretinde yapılan işkencelere  direndiği için üzerine kolonya dökerek yakmaya çalıştığı Mahmut Şahin'i ve tarihe adlarını onurla yazdıran isimlerini sayamadığım sayısız kahramanları, dar gün dostlarımı sevgi ve saygı ile anıyorum....

Beş nolu cezaevinin bir diğer önemi yanı da 12 Eylül sonrası1983 yılının Eylül ayında  "İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek" sloganı ile direnişe geçildi ve işkencecilere karşı Türkiye'de zafer kazanan ilk cezaevi olmasıydı. Bu direniş ile teslimiyet ve itirafçılar zincirlerini oluşturup çoğaltmak isteyen Esat Oktay Yıldıran ve yardımcıları Osman Aydın ile Dr. Orhan Özcanlı'ya dur dediler....

Tarihe not düşmek açısından  "Bu arkadaşların hiçbiri "bir tas çorba için direnmedi. Karpuz dilimini sorun etmediler, çünkü 5nolu cezaevinde yatanlar yattıkları süre boyunca karpuz görmediler.

Bu gün gelinen noktada 5 nolu cehenneminde direnenlerin adını anmadan, savundukları ilkelere saygı duymadan "Biz bedel ödedik" diyerek ulusal mücadelenin ve ilkelerinin içini boşaltıp bireysel haklar için verilen mücadeleye indirgeyip anlamsız hale getirmek için ellerinden gelen çabayı gösteriyor. Ancak üzerine oturup siyaset yaptıkları 5 noludaki direnişler ile yakılan özgürlük ve ulusal ateş Kürd halkının yüreğinde hala yanıyor. Sönmeyen bu ateş ilkeleri ile birlikte hala güncelliğini koruyor. O ruha sahip çıkacak ve yönlendirecek olanlar Zümrüt Anka (SİMURG) kuşu gibi kendi küllerinden mutlaka yeniden doğacak ve bu karamsar duruma ve gidişe dur diyecektir.

 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 1 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 09:28:05